<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anaokulu Rehberim</title>
	<atom:link href="http://www.anaokulurehberim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.anaokulurehberim.com</link>
	<description>Anaokulu, Kreş, Yuva, Okul Öncesi Eğitim &#124; Yuvarehberim.com</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Feb 2010 09:17:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yunus Gösteri Merkezi’ne Gitmenin Tam Zamanı</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/yunus-gosteri-merkezi%e2%80%99ne-gitmenin-tam-zamani/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/yunus-gosteri-merkezi%e2%80%99ne-gitmenin-tam-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 09:17:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezelim Görelim]]></category>
		<category><![CDATA[Balinalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için gezilecekler yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Foklar]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul dolphinarium]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[Morslar]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yunus balıklarını izleme]]></category>
		<category><![CDATA[yunus gösteri merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2708</guid>
		<description><![CDATA[
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’nın en büyük Yunus Gösteri Merkezi İstanbul Dolphinarium’u bir süre önce hizmete sokmuştu. Mekan, bu güzel bahar-yaz günlerinde yunusları izlemek ve hatta onlarla yüzmek için çok ideal.

İstanbul Dolphinarium’un sakinleri, Karadeniz Alafina cinsi olan ve ağırlıkları yaklaşık 240 kilogramı bulan dört yunus, yaklaşık 1 ton ağırlığında iki beyaz yunus (balina), dört fok, iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/yunus.jpg"><img title="yunus" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/yunus.jpg" alt="" width="448" height="257" /></a></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’nın en büyük Yunus Gösteri Merkezi İstanbul Dolphinarium’u bir süre önce hizmete sokmuştu. Mekan, bu güzel bahar-yaz günlerinde yunusları izlemek ve hatta onlarla yüzmek için çok ideal.<br />
<img title="yunus2" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/yunus2.jpg" alt="" width="358" height="400" /><br />
İstanbul Dolphinarium’un sakinleri, Karadeniz Alafina cinsi olan ve ağırlıkları yaklaşık 240 kilogramı bulan dört yunus, yaklaşık 1 ton ağırlığında iki beyaz yunus (balina), dört fok, iki mors ve eğitmenleri, ziyaretçilerine hoşça vakit geçirmek için bekliyor. İstanbul Dolpinarium’da yunuslar ve diğer deniz memelilerinin her zaman hatırlanacağı havuzların yanı sıra, çocukların da eğlenerek oynayacağı oyuncakların bulunduğu hediyelik eşya ve oyuncak reyonu da bulunuyor. İstanbul Dolphinarium’da sadece yunusların muhteşem gösteri olmayacak, isteyen davetliler onlarla sarmaş dolaş yüzebilecek de.</p>
<p><img title="yunus3" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/yunus3.jpg" alt="" width="294" height="232" /></p>
<p>Eyüp’teki tesis 8 bin 695 metrekarelik alana kurulu ve 5 bin 800 metrekarelik kapalı alana sahip. Gösteri Merkezi’nde yarım daire biçiminde, 16.5 metre yarı çapında gösteri havuzuyla beraber toplam yedi adet havuz yer alıyor. Toplam 3 bin 500 metreküp su hacmine sahip tüm havuzların, karantina havuzu haricinde birbirleri ile geçiş bağlantısı mevcut. Tribünleri 1000 kişi kapasiteli, 120 araçlık otoparkı ve 800 kişilik restoran ve cafesi bulunan tesiste pazartesi günü haricindeki diğer günlerde 4 ila 6 gösteri yapılıyor. İstanbul Dolphinarium’da bulunan havuzların suyu Haliç’ten alınıp, filtrasyon sistemlerinden geçirilip, deniz memelilerinin yaşaması için uygun uluslararası standartlara uygun hale getiriliyor.</p>
<p>Silahtarağa Cad. No: 2/4 Eyüp<br />
0212 581 78 78<br />
www.istanbuldolphinarium.com/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/yunus-gosteri-merkezi%e2%80%99ne-gitmenin-tam-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Güzel Papuçlarım</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/benim-guzel-papuclarim/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/benim-guzel-papuclarim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 08:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Güzel Papuçlarım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[devlet tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro anaokul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2704</guid>
		<description><![CDATA[
27 Şubat 2010 Cumartesi     Necip Fazıl Salonu      13:00
13 Mart 2010 Cumartesi       Necip Fazıl Salonu      13:00
14 Mart 2010 Pazar                 Necip Fazıl Salonu      13:00
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="benim_guzel_papuclarim" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/benim_guzel_papuclarim.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>27 Şubat 2010 Cumartesi     Necip Fazıl Salonu      13:00<br />
13 Mart 2010 Cumartesi       Necip Fazıl Salonu      13:00<br />
14 Mart 2010 Pazar                 Necip Fazıl Salonu      13:00</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/benim-guzel-papuclarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arthur Maltazar&#8217;ın İntikamı</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/arthur-maltazarin-intikami/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/arthur-maltazarin-intikami/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 08:19:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Maltazar'ın İntikamı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sinema]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sinema flimleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki flimler]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2699</guid>
		<description><![CDATA[
Arthur çok heyecanlı çünkü bu gece ayın onuncu evresini görecek. Buda onun en sonunda Minimoyların ülkesine geri dönmesi ve Selenia ile kavuşması anlamına geliyor. Bu arada Minimoylar Arthur&#8217;un onuruna bir şölen düzenlemekteler. Küçük prenses de güllerle bezeli elbisesini giymiş. Arthur&#8217;un babası ise büyükannenin evindeki tatillerini yarıda kestiklerini sabırsızlıkla söylemek için bu günü seçer. Tam ayrılmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2701" title="arthuryeni" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/arthuryeni.jpg" alt="" width="250" height="296" /></p>
<p>Arthur çok heyecanlı çünkü bu gece ayın onuncu evresini görecek. Buda onun en sonunda Minimoyların ülkesine geri dönmesi ve Selenia ile kavuşması anlamına geliyor. Bu arada Minimoylar Arthur&#8217;un onuruna bir şölen düzenlemekteler. Küçük prenses de güllerle bezeli elbisesini giymiş. Arthur&#8217;un babası ise büyükannenin evindeki tatillerini yarıda kestiklerini sabırsızlıkla söylemek için bu günü seçer. Tam ayrılmak üzerelerken, bir örümcek Arthur&#8217;un eline S.O.S. yazılı bir prinç tanesi bırakır. Hiç şüphe yok ki Selenia tehlikededir! Arthur hiç düşünmeden kızı kurtarmak için harekete geçer. Bu da, tehlikeli geçitten geçmek, Max&#8217;in kelle koparan barına uğramak, Kröb&#8217;ün ordusu ile savaşmak, Betameche&#8217;nin derisini kurtarmak, farelerle, kurbağalarla, tüylü örümceklerle savaşmak anlamına gelmekte. Arthur Minimoyların köyüne vardığında aslında hiç kimsenin yardım çağrısında bulunmadığını anlar.</p>
<p>Genç kahramanımıza bu kurnazca planlanmış tuzağı kim hazırlamış olabilir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/24/arthur-maltazarin-intikami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 12:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ölüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf olmanın zazarları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2696</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yaşamlarında bazı hastalıklarla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.


Nilgün Kültürsay, bebek ölümlerinde düşük doğum ağırlığının ciddi bir risk faktörü olduğunu söyledi ve &#8221;Doğumda küçük olup sonradan hızla kilo alan ve şişmanlayanlarda şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp hastalıkları daha sık görülür. Doğumda en zayıf olanlar metabolik sendrom, şeker hastalığı ve kolesterol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yaşamlarında bazı hastalıklarla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.<br />
</strong></p>
<p><img title="bebek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/bebek.jpg" alt="" width="410" height="273" /></p>
<p>Nilgün Kültürsay, bebek ölümlerinde düşük doğum ağırlığının ciddi bir risk faktörü olduğunu söyledi ve &#8221;Doğumda küçük olup sonradan hızla kilo alan ve şişmanlayanlarda şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp hastalıkları daha sık görülür. Doğumda en zayıf olanlar metabolik sendrom, şeker hastalığı ve kolesterol açısından 18 kat daha risklidir&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p>Yenidoğan ölümlerinin çoğunluğunun ilk haftada ortaya çıktığını vurgulayan Kültürsay, yeterli sayı ve kalitede gebe muayenesi, deneyimli sağlık personeli ile güvenli doğum, annenin ve yenidoğan bebeğin ilk 24 saatte bir kez ve ilk haftada 1-2 kez kontrolünden oluşan anne-bebek bakım programı, toplumun yüzde 90&#8242;ına ulaşabildiği takdirde ilk bir aydaki ölümlerin yüzde 70<br />
azalabileceğini ifade etti.</p>
<p>Kültürsay, düşük gelir düzeyi, annenin eğitimsizliği, anne yaşının küçük veya ileri olmasının bebek ölüm riskini arttıran faktörlerin başında geldiğini belirterek, aile planlamasına ulaşamama, sık doğumlar, doğum öncesi bakım alamama ve bebeğin erken veya zayıf doğmasının da diğer önemli faktörler olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>DÜŞÜK DOĞUM KİLOSU ÇOK CİDDİ BİR RİSK</strong><br />
Kültürsay, doğum ağırlığı 2 kilo 500 gramın altında olan bebeklerin &#8221;düşük doğum kilolu&#8221; olarak tanımlandığını, normal ağırlı bir bebeğin 2 kilo 500 gramdan büyük 4 kilo 200 gramdan küçük olması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Düşük kilo ağırlıklı bebeklerin bir kısmının erken doğmuş, bir kısmının ise anne karnında iyi büyüyememiş bebekler olduğunu ifade eden Kültürsay, bebeği besleyen eşte veya damarlarda yetersiz gelişmenin bebeğin beslenememesinin en sık görülen nedeni olduğunu belirtti. Kültürsay, genetik hastalıklar, doğumsal anomaliler, anne karnında geçirilen bazı enfeksiyonlar, çoğul gebelik ve annenin yetersiz beslenmesinin de diğer faktörler olduğunu bildirdi. Kültürsay, şunları<br />
kaydetti:</p>
<p>&#8221;Düşük doğum kilosu çok ciddi bir risktir. Risk faktörleri, düşük sosyoekonomik düzey, annenin çocukluğundan beri kötü beslenmesi nedeniyle kısa boylu olması, gebelikte yetersiz beslenme, anne yaşının 16&#8242;dan küçük ve 35&#8242;ten büyük olması, rahimde yapısal sorunlar, gebelikte ödem ve hipertansiyon, annede kronik hastalık varlığının yanı sıra sigara, alkol, ilaç kullanımıdır. Bu bebekler doğumda oksijensiz kalabilir. Kakasını, sıkıntılı durum, oksijen yetersizliği nedeniyle anne karnında yapabilir ve akciğerlerine kaçan kaka nedeniyle ciddi solunum sıkıntısı yaşayabilir. Yoğun bakım ünitesinde aletle yapay solutulmaları gerekebilir. Ayrıca ileride zihinsel gelişimini olumsuz etkileyebilecek diğer sorunlar olarak kan şekeri düşüklükleri, kanda alyuvar fazlalığı ve bunun getirdiği sıkıntılar yaşayabilirler. Düşük doğum kilolu bebekleri uzun dönemde yani çocukluk ve erişkin dönemde de ciddi sıkıntılar bekler. Beyin gelişiminde olumsuz etkiler, zeka ve algılamada etkilenme, strese artmış yanıt nedeniyle davranış ve sosyal uyum problemleri sık görülür.&#8221;</p>
<p>Erişkin dönemde sık görülen hastalıkların da anne karnında yetersiz beslenme ile yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Kültürsay, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Küçük doğup süt çocukluğunda yavaş büyüyen, fakat çocuklukta hızlı kilo alanlarda diabet ve hipertansiyon sık görülür. Hızlı büyüme vücut kitle indeksini ve deri altı yağ dokusunu arttırır. Doğumda küçük olup sonradan hızla kilo alan ve şişmanlayan kişilerde şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp hastalıkları daha sık görülür. Doğum kilosu ile şeker hastalığı arasında ciddi bir ilişki vardır. Doğumda en zayıf olanlar metabolik sendrom yani insülin direnci, şeker<br />
hastalığı ve kolesterol açısından 18 kat daha risklidir.&#8221;</p>
<p><strong>ANNE SÜTÜ ŞART </strong><br />
Kültürsay, şişman doğan bebeklerde de ileride obezite gelişmesi ve şeker hastalığı riskinin yüksek olduğunu belirterek, normal ağırlı bir bebeğin ortalama 3-3.5 kilo olması gerektiğini söyledi. Düşük doğum kilolu bebeklerde artan erişkin hastalık riskinin azaltılabilmesi için, bebeklerin mutlaka anne sütü ile uzun süreli beslenmesi gerektiğini vurgulayan Kültürsay, ilk 6 ay yalnız anne sütü, 6 aydan sonra ek gıdalarla birlikte 2 yaş ve sonrasına kadar anne sütü verilmesinin uygun olduğunu bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğu diş hekimine kaç yaşında götürmeli?</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/cocugu-dis-hekimine-kac-yasinda-goturmeli/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/cocugu-dis-hekimine-kac-yasinda-goturmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 12:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda diş hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[diş doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[diş hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[diş problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2694</guid>
		<description><![CDATA[Diş hekimi korkusu yani dentofobia 10 çocuktan 9&#8242;unda görülüyor. Bu korkuyu aşabilmenin yolu ise çocuğun diş hekimi ile erken yaşta tanışmasından geçiyor.

Memorial Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Diş Hekimi Hacer Alireisoğlu, çocuğun 2 yaşını bitirmeden diş hekimi ile tanıştırılması gerektiğini söyledi ve çocuklarda diş hekimi korkusunun önlenmesi için ailelere şu önerilerde bulundu:
&#8220;Henüz öğrenmediklerine karşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş hekimi korkusu yani dentofobia 10 çocuktan 9&#8242;unda görülüyor. Bu korkuyu aşabilmenin yolu ise çocuğun diş hekimi ile erken yaşta tanışmasından geçiyor.</strong></p>
<p><img title="disci" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/disci.jpg" alt="" width="298" height="229" /></p>
<p>Memorial Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Diş Hekimi Hacer Alireisoğlu, çocuğun 2 yaşını bitirmeden diş hekimi ile tanıştırılması gerektiğini söyledi ve çocuklarda diş hekimi korkusunun önlenmesi için ailelere şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&#8220;Henüz öğrenmediklerine karşı bir korkuları olmayan bu yaştaki çocuklar rahatlıkla diş hekimi koltuğuna oturacaklardır. Erken yaşta beyaz önlüğe alışan çocuklar, yaşamları boyunca diş hekimine giderken zorlanmayacaktır.</p>
<p><strong>Çocuğunuza tecrübelerinizden bahsederken dikkat edin</strong><br />
“Diş hekimine gittiğimde benim canım çok yanmıştı”, “Bu diş aletlerin sesi beni deli ediyor” gibi cümleler çocuğunuzu korkutur. Çevresinin diş hekimiyle ilişkisi çocukların kafasında belli bir fikrin oluşmasını sağlayacak, diş tedavileriyle ilgili duydukları olumsuz örneklerden etkileneceklerdir. Diş tedavilerinin ağrılı veya zor olduğu şeklindeki ifadeleri çocukların yanında kullanmamaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Yaramazlık yaptığında dişçiye götürmekle tehdit etmeyin</strong><br />
Diş hekimi korkusuna neden olan faktörlerden biri de ailelerin yanlış yönlendirmeleridir. &#8220;Uslu dur yoksa seni dişçiye götürürüm!&#8221;, &#8220;Yaramazlık yapma, dişini çektiririm!&#8221; benzeri korkutmalar, çocuğun yaşam boyu bu fobiye sahip olmasına yol açar. Bu tarz korkutmalardan kaçınmak gerekir.</p>
<p><strong>Doktora gitmeden önce neler olacağını anlatın</strong><br />
Doktora giderken nasıl bir süreç olacağını çocuğunuza uygun bir dille anlatın. “Biz yarın diş hekimine gideceğiz. Dişlerin yeterince mutlu mu diye bakılacak” şeklinde açıklamalarda bulunun. Hatta birlikte muayeneyi canlandırın. &#8220;Şimdi sen doktor ol benim dişlerime bak bakalım&#8221; gibi… Bu oyunla birlikte kendisine anlatılanları daha sonradan pratik edebilen çocuk muayene esnasında tedirgin olmayacaktır.</p>
<p><strong>Uygun klinikleri tercih edin</strong><br />
Dekor, müzik, özel odalar ve personel büyük önem taşır. Çocuk psikolojisine uygun dekoratif materyalleri, oyun odaları olan klinikler çocuklar için ilgi çekici olabilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/17/cocugu-dis-hekimine-kac-yasinda-goturmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Seçiminde Dikkat Edilcek Noktalar&#8230;</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/okul-seciminde-dikkat-edilcek-noktalar/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/okul-seciminde-dikkat-edilcek-noktalar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 12:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yuvası]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilcek]]></category>
		<category><![CDATA[hususlar]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2691</guid>
		<description><![CDATA[
Okul seçimi için yapılacak ön inceleme gezisi  çocuk yanınızda olmadan gerçekleştirilmelidir. İlginç bir oyuncak uygun olmayan okulu seçmenize neden olabileceği gibi, aslında çok yeterli bir okul “o gün” ve “o an” için yaşanan olumsuz bir olay nedeni ile çocuğun ürkmesine yol açabilir. Dikkatinizi yetkili kişiyle yapacağınız görüşmeye ve duyularınızla hissedeceklerinize yoğunlaştırmanız da ayrıca önemlidir. Aşağıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="baby1" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/baby11.jpg" alt="" width="300" height="183" /></p>
<p>Okul seçimi için yapılacak ön inceleme gezisi  çocuk yanınızda olmadan gerçekleştirilmelidir. İlginç bir oyuncak uygun olmayan okulu seçmenize neden olabileceği gibi, aslında çok yeterli bir okul “o gün” ve “o an” için yaşanan olumsuz bir olay nedeni ile çocuğun ürkmesine yol açabilir. Dikkatinizi yetkili kişiyle yapacağınız görüşmeye ve duyularınızla hissedeceklerinize yoğunlaştırmanız da ayrıca önemlidir. Aşağıda verilen ölçütler size yol gösterebilir.</p>
<p>*Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylı  mı?</p>
<p>*Yönetici sürekli okulda mı?</p>
<p>*Yöneticinin eğitimi nedir?</p>
<p>*Pedagog (çocuk psikoloğu, fakülte mezunu çocuk gelişimci ya da sosyal hizmetler uzmanı) var mı, ne kadar süre okulda, bir sorun olduğunda veli kolayca ulaşabiliyor mu?</p>
<p>*Öğretmenlerin eğitimi nedir, tecrübeli mi? Küçük yaş grubunda yardımcı öğretmen ver mı? Personel kaç yıldır o kurumda çalışıyor? (Sık öğretmen değiştiren bir kurum tercih edilmemeli.)</p>
<p>*İzlenen belli bir eğitim kuramı (felsefesi) var mı? (Montessori, High Scope, Reggio Emilia, Çoklu zeka, Piagett)</p>
<p>*Yaşlara göre uygulama farklı mı?</p>
<p>*Çocukları tanıma teknikleri uygulanıyor mu?</p>
<p>*Aile ile iletişim nasıl sağlanıyor?</p>
<p>*Aileye yönelik eğitim programı var mı?</p>
<p>*Aile dilediği zaman okulu ziyaret edebiliyor mu?</p>
<p>*Yemek listesi yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun mu?</p>
<p>*Yemek okulda mı pişiyor?</p>
<p>*Bahçesi oyuna elverişli mi?</p>
<p>*İçte ve dışta güvenlik sağlanmış mı?</p>
<p>*Kullanım açısından eğitici materyal yeterli mi?</p>
<p>*Çocuklar ve öğretmenler ve veliler için yeterli kitap ve kitaplık var mı?</p>
<p>*Yerler &#8220;halı&#8221;sız mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/okul-seciminde-dikkat-edilcek-noktalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Okul Öncesi Eğitim</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/neden-okul-oncesi-egitim/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/neden-okul-oncesi-egitim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 11:56:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitime Başlarken]]></category>
		<category><![CDATA[3 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[5-6 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[neden okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2688</guid>
		<description><![CDATA[
Toplumumuzda ilköğretim  yaşına gelinceye kadarki çocukluk dönemi görmezden gelinir.Bu değerli zaman dilimi verimsiz ve boş geçirilir. Oysa çocuklarımız bir bebekken bile eğitilebilirler. Okul öncesi dönemi kapsayan bebeklik ve çocukluk süreçlerini  0-3 ve 3-6 yaş şeklinde ayırıp, bu dönemdeki çocuklarımız için şunları söyleyebiliriz.
3 YAŞ
Çocuğumuz artık sosyal bir birey. Etrafını saran hayatın bir parçası olduğunun farkında ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="baby" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/baby2.jpg" alt="" width="250" height="198" /></p>
<p>Toplumumuzda ilköğretim  yaşına gelinceye kadarki çocukluk dönemi görmezden gelinir.Bu değerli zaman dilimi verimsiz ve boş geçirilir. Oysa çocuklarımız bir bebekken bile eğitilebilirler. Okul öncesi dönemi kapsayan bebeklik ve çocukluk süreçlerini  0-3 ve 3-6 yaş şeklinde ayırıp, bu dönemdeki çocuklarımız için şunları söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>3 YAŞ</strong><br />
Çocuğumuz artık sosyal bir birey. Etrafını saran hayatın bir parçası olduğunun farkında ve yaşıtları ile tanışmak, birliktelik kurmak isteğinde. Dil gelişimindeki ilerleme diyalog için iyi bir başlangıç sayılabilir. Zaman zaman konuşmalarında takılabilir ama bu tatlı süreç uygun ebeveyn tutumları ile aşılabilir. Yeterince fırsat verildiği takdirde yemek yeme ve özbakım becerilerini kazanma gibi küçük kas gelişimini gerektiren etkinliklerde de başarı gözlenir.</p>
<p><strong>4 YAŞ</strong><br />
Giderek sakinleşmeye gözlemlemeye başlayan çocuk sosyal hayatta eskiye oranla daha uyumlu ve kontrollü olmaya başlar. Dil gelişimi ve çevreye olan merakı her geçen gün artar ve sıkça sorular sorar.</p>
<p><strong>5-6 YAŞ</strong><br />
Artık özbakım becerilerini tamamen yapabilecek, fiziksel ve küçük kas gelişimine sahip olan çocuk, gelişimine uygun fırsatlar verilmesi halinde bunları kendi başına yapabilir. Diş ve ağız temizliği, el ve yüz temizliği ve kılık düzenini sağlama, tuvalet ihtiyacını giderme vb. Sosyalleşme ihtiyacı artmıştır. Olayları sentezler. Nedenler ve niçinler onun için önemlidir, sorularına makul ve anlaşılır cevaplar almadıkça vazgeçmez.</p>
<p><strong>6 yaşa kadar gelişimin yüzde 60’ı tamamlanır</strong><br />
Okul öncesi eğitimi; çocukların bedensel, psiko-motor, zihinsel, dil, sosyal ve duygusal yönden gelişmelerini, birey olmanın farkına varıp kişisel eğilimlerini keşfetmelerini ve temel alışkanlıklar kazanmalarını sağlamak amacı ile verilen eğitim süreci olarak tanımlayabiliriz. Birey olarak donatmak için bazen sabırsız, bazen otoriter, bazen geleneksel, bazen de teorik bilgilere dayanarak davrandığımız çocuklarımıza yeterince iyi örnek olabiliyormuyuz acaba? Sadece iyi temenniler ve iyi örneği tanımlama noktasında iseniz nafile, bu tutumunuzun zararı olur faydası olmaz. Kesinlikle ağaç yaşken eğilmeli aksi halde bükülmez ama kırılma riski çoğalır. Ebeveyn olarak hep isteriz ki büyüsün, okusun, kendini geliştirsin kocaman bir adam olsun. İyi ama neler yapıyoruz bu amaç için? Çocuğumuzun öğrenme gelişiminin yüzde 60’ını 6 yaş gibi tamamladığı gerçeğinden hareketle acaba onlara ne gibi alışkanlıkları miras bırakıyoruz? Çocuk mutlaka kendisine bir takım uğraşlar edinecektir, onu yönlendirmede geç kaldığımızda zorlamak ters tepki verebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/neden-okul-oncesi-egitim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şrek Sonsuza Dek Mutlu (2010)</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/srek-sonsuza-dek-mutlu-2010/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/srek-sonsuza-dek-mutlu-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 11:28:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için flimler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi flimler]]></category>
		<category><![CDATA[film vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[flim]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[şrek sinema flimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şrek Sonsuza Dek Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki flimleri]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2683</guid>
		<description><![CDATA[
Vizyon tarihi: 28 Mayıs 2010
Şrek serisinin son filmi “Şrek Sonsuza Dek Mutlu” (Shrek Forever After), hem 3 Boyutlu, hem 35 milimetre kopyalarıyla gösterilecek.
Şeytan ruhlu ejderhanın hakkından geldikten; güzeller güzeli prensesi ve kayınpederinin krallığını kurtardıktan sonra yeşil yaratığımız daha ne yapsın? Sevimli Şrek’imiz artık evinin erkeği olmuştur. Bir zamanlar ödünü patlattığı köylülerin bahçe bellerini gönülsüzce imzalayarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="srek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/srek.jpg" alt="" width="200" height="288" /></p>
<p>Vizyon tarihi: 28 Mayıs 2010</p>
<p>Şrek serisinin son filmi “Şrek Sonsuza Dek Mutlu” (Shrek Forever After), hem 3 Boyutlu, hem 35 milimetre kopyalarıyla gösterilecek.</p>
<p>Şeytan ruhlu ejderhanın hakkından geldikten; güzeller güzeli prensesi ve kayınpederinin krallığını kurtardıktan sonra yeşil yaratığımız daha ne yapsın? Sevimli Şrek’imiz artık evinin erkeği olmuştur. Bir zamanlar ödünü patlattığı köylülerin bahçe bellerini gönülsüzce imzalayarak günlerini geçirir. Peki, onun yeri göğü inleten ünlü kükremesine ne oldu?</p>
<p>Kendisini “gerçek bir canavar” gibi hissettiği günlerin özlemini çeken Şrek, tatlı dilli işadamı Rumpelstiltskin ile imzaladığı anlaşmada dolandırılır. Kendisini aniden Uzak Ülke’nin çarpık alternatif versiyonunda bulur. Rumpelstiltskin’in kral olduğu o ülkede yeşil canavarlar av malzemesi haline gelmiştir. Üstelik Şrek ile Fiona hiç tanışmamıştır. Saflığı yüzünden yaptığı herşeyi geri alarak dostlarını kurtarmak, dünyasını geri kazanmak ve hayattaki tek gerçek aşkına yeniden kavuşmak Şrek’in bundan sonra atacağı adımlara bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/srek-sonsuza-dek-mutlu-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alis Harikalar Diyarı&#8217;nda (2010)</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/alis-harikalar-diyarinda-2010/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/alis-harikalar-diyarinda-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Alis Harikalar Diyarı'nda]]></category>
		<category><![CDATA[anaoklulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sinema flimleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki flimler]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2676</guid>
		<description><![CDATA[Vizyon tarihi: 5 Mart 2010
Walt Disney Pictures ve yenilikçi yönetmen Tim Burton’dan epik bir 3D (3 Boyutlu) formatında fantastik macera Alis Hariklar Diyarında geliyor, tüm zamanların en çok sevilen masallarından birinin büyülü ve düşsel değişimi. Johnny Depp Çılgın Şapkacı ve Mia Wasikowska küçük bir kız olarak ilk kez karşılaştığı garip dünyaya geri dönen, çocukluk arkadaşları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vizyon tarihi: 5 Mart 2010</p>
<p>Walt Disney Pictures ve yenilikçi yönetmen Tim Burton’dan epik bir 3D (3 Boyutlu) formatında fantastik macera Alis Hariklar Diyarında geliyor, tüm zamanların en çok sevilen masallarından birinin büyülü ve düşsel değişimi. Johnny Depp Çılgın Şapkacı ve Mia Wasikowska küçük bir kız olarak ilk kez karşılaştığı garip dünyaya geri dönen, çocukluk arkadaşları Beyaz Tavşan, Tweedledee ve Tweedledum, Fare, Tırtıl, Cheshire Kedisi ve elbette Çılgın Şapkacı’yla yeniden bir araya gelen 19 yaşındaki Alis rolünde. Alis gerçek kaderini bulmak için fantastik bir yolculuğa çıkar ve Kupa Kraliçesi’nin korku krallığına son verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/alis-harikalar-diyarinda-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutamayacağınız Romantik Bir Sevgililer Günü Sizleri Bekliyor&#8230;</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/unutamayacaginiz-romantik-bir-sevgililer-gunu-sizleri-bekliyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/unutamayacaginiz-romantik-bir-sevgililer-gunu-sizleri-bekliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezelim Görelim]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilier günü yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü hediyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü süprizleri]]></category>
		<category><![CDATA[Unutamayacağınız Romantik Bir Sevgililer Günü Sizleri Bekliyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2673</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgi yılda bir güne sığdırılamayacak kadar büyük bir duygu olsa da, o bir günde hatırlanmak ister insan&#8230; En romantik, en özel en unutulmaz anları sığdırmak istercesine telaş kaplar sevenlerin içini. Bu yıl da &#8220;Dünyanın en güzel aşkı benim aşkım&#8221; demek isteyenler için Aydınoğlu Otel Küçükyalı , romantik programlar hazırladı&#8230;

Sevgililer günü akşamı için tutku ve romantizmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2680" title="DSC_2396" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/DSC_2396.jpg" alt="" width="400" height="266" /></p>
<p>Sevgi yılda bir güne sığdırılamayacak kadar büyük bir duygu olsa da, o bir günde hatırlanmak ister insan&#8230; En romantik, en özel en unutulmaz anları sığdırmak istercesine telaş kaplar sevenlerin içini. Bu yıl da &#8220;Dünyanın en güzel aşkı benim aşkım&#8221; demek isteyenler için Aydınoğlu Otel Küçükyalı , romantik programlar hazırladı&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2681" title="DSC_8332" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/DSC_8332.jpg" alt="" width="400" height="266" /></p>
<p>Sevgililer günü akşamı için tutku ve romantizmi birbiriyle bütünleştiren tasarımı ile bu özel güne özel bir şıklık katan Aydınoğlu Otel Küçükyalı , çiftler için her ayrıntıyı düşünüyor. Çiçek ve mumlarla donatılmış bir ortamda, konaklamalı paket süprizleri ile gündüzü de geceyi de romantizme katmak isteyenleri bu özel programa davet ediyor. 14 Şubat&#8217;ta otele giriş yapacak çiftler, SPA ile gevşeyecekler ve ardından canlı müzik eşliğinde zengin menü ile süslenmiş akşam yemeği ile gecenin büyüsünü doyası yaşacaklar. 3 ayrı paket program hazırlayan Aydınoğlu Otel\&#8217;in çift kişilik fiyatları 120 TL &#8211; 250 TL arasında değişiyor. Ayrıntılı bilgi için; 0216 518 69 00.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/unutamayacaginiz-romantik-bir-sevgililer-gunu-sizleri-bekliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prenses ve Kurbağa</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/prenses-ve-kurbaga/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/prenses-ve-kurbaga/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Prenses ve Kurbağa]]></category>
		<category><![CDATA[Prenses ve Kurbağa tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2670</guid>
		<description><![CDATA[Vizyon tarihi: 22 Ocak 2010
&#8220;Prenses ve Kurbağa&#8221; hikayesi, sürükleyici karakterleri, komedisi ve akıllara kazınacak müzikleriyle eğlenceli bir seyir zevki vaat ediyor. Bu etkileyici animasyon, muhteşem müzik şehri şehir New Orleans’de geçiyor. Klasik bir masal çok farklı bir şekilde ele alınıyor. Filmde Tiana adında güzel bir kız, insan olmak için çabalayan bir kurbağa prens, onları Louisiana’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vizyon tarihi: 22 Ocak 2010</p>
<p>&#8220;Prenses ve Kurbağa&#8221; hikayesi, sürükleyici karakterleri, komedisi ve akıllara kazınacak müzikleriyle eğlenceli bir seyir zevki vaat ediyor. Bu etkileyici animasyon, muhteşem müzik şehri şehir New Orleans’de geçiyor. Klasik bir masal çok farklı bir şekilde ele alınıyor. Filmde Tiana adında güzel bir kız, insan olmak için çabalayan bir kurbağa prens, onları Louisiana’nın gizemli bataklıklarında komik bir maceraya sürükleyen bir öpücük var. “Prenses ve Kurbağa” John Musker ve Ron Clements’in klasik el çizimi animasyona dönüş yaptığı bir film. Filmin müzikleri, Oscar ödüllü besteci Randy Newman’a ait.</p>
<p>Mississippi’nin yanıbaşındaki New Orleans, macera, aşk, müzik ve büyü ile parlayan bir şehir. Burada, 1920’lerdeki caz çağında, Fransız mahallesinin demir balkonları ve sokak aralarında, son derece sıradışı bir hikaye gelişiyor.</p>
<p>Tiana, çekici, bağımsız, çalışkan bir genç kadın. Aşk ve hayallere ayıracak vakti yok. Yemek yapmayı seviyor ve başarılı bir restoran işletmecisi olup babasının hayalini gerçekleştirmeyi planlıyor. Ancak çok çalışmasına ve kararlılığına rağmen, bazı engellerden dolayı Tiana hedeflerine ulaşamıyor.</p>
<p>Mississippi rıhtımında, başarılı bir Caz Fanatiği şehre ulaşır: uzaklardaki Maldonya’nın Prens Naveen’i. Biraz şımarık, sorumsuz ve biraz da üşengeç olan Naveen, yakışıklılığı ve cazibesi sayesinde bugünlere kadar gelebilmiş biri. Onun asil konumu, kara büyü yapan Dr. Facilier’nin ilgisini çeker. Naveen’in asil ayrıcalıklarını çalabilmek için yakışıklı prensi bir kurbağaya dönüştürür.</p>
<p>Naveen’in, insan haline dönebilmek için masaldaki çözümü kullanma girişimi, Tiana’nın da bir kurbağaya dönüşmesiyle sonuçlanır. Kurbağa çiftimiz peşlerinde kurbağa avcıları olduğu halde kendilerini Lousiana bataklıklarında bulur. Bataklıklarda 197 yaşındaki iyi büyücü Mama Odie’yi bulmaları gerekir.</p>
<p>Bu tehlikeli, tuhaf ve komik yolculuklarında onlara kara sevdalı ateş böceği Ray ve Louis adında caz tutkunu bir timsah yardım eder&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/11/prenses-ve-kurbaga/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garfield 3 Boyutlu Süper Kahraman</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/garfield-3-boyutlu-super-kahraman/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/garfield-3-boyutlu-super-kahraman/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 14:56:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sinema flimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Garfield 3 Boyutlu Süper Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sinema flimleri]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2667</guid>
		<description><![CDATA[
Herkesin çok sevdiği, tembel kedi Garfield’ın başrol oynadığı bu boyutlar arası macerada Karikatür Dünyası, Çizgi Roman Dünyası’yla tanışıyor ilk defa. Dünyada hiçbir şey Garfield’ın yemeden başka bir şeye kalkışmasını sağlayamaz, ta ki süper-kedi Garzooka Çizgi Roman evreninden Karikatür Dünyası’na ürkütücü haberlerle birlikte düşene kadar — süper kötü Vetvix barışçıl Dorkon gezegenine saldırmış, hem Çizgi Roman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="garfield" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/garfield.jpg" alt="" width="250" height="360" /></p>
<p>Herkesin çok sevdiği, tembel kedi Garfield’ın başrol oynadığı bu boyutlar arası macerada Karikatür Dünyası, Çizgi Roman Dünyası’yla tanışıyor ilk defa. Dünyada hiçbir şey Garfield’ın yemeden başka bir şeye kalkışmasını sağlayamaz, ta ki süper-kedi Garzooka Çizgi Roman evreninden Karikatür Dünyası’na ürkütücü haberlerle birlikte düşene kadar — süper kötü Vetvix barışçıl Dorkon gezegenine saldırmış, hem Çizgi Roman hem de Karikatür evrenini işgal etmesine yardımcı olacak bir icadı çalmıştır. İcat ne mi? Altı üstü bir molekül karıştırma aleti (adı Molkar Silahı), herhangi iki nesnenin, hatta insanların moleküllerini birbirine karıştırabilen bir alettir bu! Ve bu silahla vurulanlar, Molkar Silahı’nı ateşleyenin kontrolü altına girmektedir. Ama Molkar Silahı için gerekli gücü sağlayabilmesi için, Vetvix Garzooka’nın büyük bir akıllılık ederek çaldığı ve Karikatür Dünyası’na kaçırdığı Klopman Kristali’ne ihtiyaç duymaktadır. Vetvix öfkeden kudurmuş bir halde Garzooka’yı aramaktadır ve bu kristali ele geçirirse, Garfield yaşadıkları dünyayı kurtarmak adına verilecek bir savaşta kendisinin süper kahraman emsali olan Garzooka’ya katılma iradesini ve azmini göstermediği takdirde&#8230; Karikatür Dünyası’nın tüm sakinleri Molkar Silahı’yla vurulma ve dolayısıyla Vetvix’in kontrolü altına girme tehlikesi altında kalacaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/garfield-3-boyutlu-super-kahraman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp Hazine</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/kayip-hazine/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/kayip-hazine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 14:39:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[devlet tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp hazine]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro anaokul]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2664</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Müzikli Danslı Çocuk Oyunu&#8221;
Tür: Çocuk Tiyatrosu
Sevgiden değerli bir hazine olabilir mi
Herkes parayı sever. Aslında sevdiği o kağıt parçası değil, onun sayesinde elde edecekleridir. Ve biraz düşünürse insan,kendisi için en değerli ve kendisini en mutlu edecek olanlar, aslında parayla sahip olamadıklarıdır.
En gerçek hazinemiz
Sevmemiz sevilmemiz
Dünya boş yere döner
Tükenirse sevgimiz
Gel
Gel de tutuşalım el ele
Hep birlikte
Sev
YAZAN : Mehmet YILMAZSOY [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kayiphazine" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/kayiphazine.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>&#8220;Müzikli Danslı Çocuk Oyunu&#8221;</p>
<p>Tür: Çocuk Tiyatrosu</p>
<p>Sevgiden değerli bir hazine olabilir mi</p>
<p>Herkes parayı sever. Aslında sevdiği o kağıt parçası değil, onun sayesinde elde edecekleridir. Ve biraz düşünürse insan,kendisi için en değerli ve kendisini en mutlu edecek olanlar, aslında parayla sahip olamadıklarıdır.</p>
<p>En gerçek hazinemiz</p>
<p>Sevmemiz sevilmemiz</p>
<p>Dünya boş yere döner</p>
<p>Tükenirse sevgimiz</p>
<p>Gel</p>
<p>Gel de tutuşalım el ele</p>
<p>Hep birlikte</p>
<p>Sev</p>
<p>YAZAN : Mehmet YILMAZSOY &#8211; Fatih AL</p>
<p>YÖNETEN : Mehmet YILMAZSOY</p>
<p>MÜZİK : Fatih AL- Özgür Peker</p>
<p>DANS : Jülide SEVÜKTEKİN</p>
<p>DEKOR : ANTİK TİYATRO</p>
<p>SES ve IŞIK : Fatih YILMAZ</p>
<p>KOSTÜM : ANTİK TİYATRO</p>
<p>SAHNE AMİRİ : Yasemin ŞAHİN</p>
<p>2 perde ( 1 Saat 10 Dakika )</p>
<p>14 Şubat 2010 Pazar  13:30</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/kayip-hazine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karpuzun İçindeki Masal</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/karpuzun-icindeki-masal/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/karpuzun-icindeki-masal/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 14:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[karpuzun içindeki masal]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2661</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Karpuzun İçindeki Masal, içerisinde kuklaların, Karagözle-Hacivatın olduğu şirin mi şirin bir masal. Karpuzistan Krallığı adında hayali bir yerde geçen masal, Memiş adlı idealist bir gencin Çalçene sultanın hastalığına derman olmak için Kaf Dağına uzanan heyecan dolu macerasını anlatmaktadır. Memiş Çalçene sultanı hastalıktan kurtarmak için karşılaştığı zorlukları bir bir aşarken yanında ona birçok arkadaş kazandıran iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="karpuzunicindekimasal" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/karpuzunicindekimasal.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>&#8220;Karpuzun İçindeki Masal, içerisinde kuklaların, Karagözle-Hacivatın olduğu şirin mi şirin bir masal. Karpuzistan Krallığı adında hayali bir yerde geçen masal, Memiş adlı idealist bir gencin Çalçene sultanın hastalığına derman olmak için Kaf Dağına uzanan heyecan dolu macerasını anlatmaktadır. Memiş Çalçene sultanı hastalıktan kurtarmak için karşılaştığı zorlukları bir bir aşarken yanında ona birçok arkadaş kazandıran iyi yüreğinden başka hiçbir şeyi yoktur.&#8221;</p>
<p>Tür: Çocuk Tiyatrosu</p>
<p>13 Şubat 2010 Cumartesi    15:00<br />
21 Şubat 2010 Pazar              13:00</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/karpuzun-icindeki-masal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Robot Hikayesi</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/bir-robot-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/bir-robot-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bir robot hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro anaokul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2657</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Oyuncaklar Ülkesi nde herkes mutluluk içinde yaşamaktadır. Tüm oyuncaklar pillidir ve ortak bir enerji kullanmaktadırlar. Ancak Robot un gelişiyle yaşamları değişir.Olacakları birlikte izleyelim&#8230;&#8221;
Tür: Çocuk Tiyatrosu
Yazan : Figen Çakmakoğlu, Ali Nihat Yavşan
Yöneten : Ali Nihat Yavşan
Çevre Tasarım : Figen Çakmakoğlu
Kostüm Tasarım : Güneş Çakmakoğlu
Oyuncular : Ali Nihat Yavşan, Gülşah Çakmakoğlu, Öykücan Yavşan, Murat Altıntaş, Duru Yavşan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2658" title="birrobothikayesi" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/birrobothikayesi.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>&#8220;Oyuncaklar Ülkesi nde herkes mutluluk içinde yaşamaktadır. Tüm oyuncaklar pillidir ve ortak bir enerji kullanmaktadırlar. Ancak Robot un gelişiyle yaşamları değişir.Olacakları birlikte izleyelim&#8230;&#8221;</p>
<p>Tür: Çocuk Tiyatrosu</p>
<p>Yazan : Figen Çakmakoğlu, Ali Nihat Yavşan</p>
<p>Yöneten : Ali Nihat Yavşan</p>
<p>Çevre Tasarım : Figen Çakmakoğlu</p>
<p>Kostüm Tasarım : Güneş Çakmakoğlu</p>
<p>Oyuncular : Ali Nihat Yavşan, Gülşah Çakmakoğlu, Öykücan Yavşan, Murat Altıntaş, Duru Yavşan, Fatma Altıntaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/bir-robot-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçan Adam</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ucan-adam/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ucan-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[uçan adam]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2655</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;İnsan aklının ve bilimsel gerçeklerin varolduğu yerde hiçbir yalanın kazanmayacağı anafikrini veren eğlenceli ve masalsı bu oyunda, çocuklar aynı zamanda da düşünsel bir yolculuğa çıkıyor.Bu yolculuğun son durağı insanlığın en büyük hazinesi olan akıl&#8230;Oyun, çocukların hayal gücünü harekete geçiren göz alıcı kostümleri, renkli dekoru, eğlenceli şarkıları ve danslarıyla çocuklara masalsı bir dünya sunuyor&#8230;Kentin ustaları, zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ucanadam" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/ucanadam.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>&#8220;İnsan aklının ve bilimsel gerçeklerin varolduğu yerde hiçbir yalanın kazanmayacağı anafikrini veren eğlenceli ve masalsı bu oyunda, çocuklar aynı zamanda da düşünsel bir yolculuğa çıkıyor.Bu yolculuğun son durağı insanlığın en büyük hazinesi olan akıl&#8230;Oyun, çocukların hayal gücünü harekete geçiren göz alıcı kostümleri, renkli dekoru, eğlenceli şarkıları ve danslarıyla çocuklara masalsı bir dünya sunuyor&#8230;Kentin ustaları, zaman zaman çekişseler de aslında birbirlerini seven insanlardır. Şaşkın, yüreği sevgi dolu ve saf bir çocukken, kentin akıllı çocuğu Uslu, her zaman doğru olanı bulan zeki bir çocuktur.Kentlerine gelen bir adam uçtuğunu söyleyerek, tek isteği kedilere yardım etmek olan Şaşkın ın saflığından yararlanır. Kentteki insanları kandırmak ve her istediğini yaptırarak zengin olmak ister. Yaptığı olağanüstü gösteriyle gökyüzünü karartır ve emirlerine karşı gelirlerse güneşi karartabileceğini ve insanlara sonsuza kadar geceyi yaşatabileceğini söyler. Ancak bu yalanı fazla sürdüremez&#8230;&#8221;</p>
<p>Tür: Tiyatro</p>
<p>13 Şubat 2010 Cumartesi       13:00<br />
14 Şubat 2010 Pazar                13:00<br />
20 Şubat 2010 Cumartesi      13:00</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ucan-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezgimizi Kim Çaldı ?</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ezgimizi-kim-caldi/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ezgimizi-kim-caldi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 12:56:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiayrosu]]></category>
		<category><![CDATA[ezgimi kim çaldı]]></category>
		<category><![CDATA[kre]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[seans]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2653</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Ezgimizi Kim Çaldı, her yaş için tasarlanmış müzikli bir kukla oyunu. Büyüleyici bir görsellik yaratan mor ışık tekniğiyle sahneleniyor.Ahmet Önel in kaleme aldığı oyunu Tiyatro Tempo nun sanat yönetmeni Haluk Yüce sahneye koydu. Oyunun özgün müziklerini Nedim Yıldız hazırladı.Oyunumuz, çalıştığı sirkten ayrılan bir palyaçonun öyküsünü anlatıyor.Palyaçomuz aynı zamanda bir orkestra şefi&#8230;Sirkten ayrılırken çalgıları da yanına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ezgimikimcaldi" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/ezgimikimcaldi.jpg" alt="" width="185" height="259" /></p>
<p>&#8220;Ezgimizi Kim Çaldı, her yaş için tasarlanmış müzikli bir kukla oyunu. Büyüleyici bir görsellik yaratan mor ışık tekniğiyle sahneleniyor.Ahmet Önel in kaleme aldığı oyunu Tiyatro Tempo nun sanat yönetmeni Haluk Yüce sahneye koydu. Oyunun özgün müziklerini Nedim Yıldız hazırladı.Oyunumuz, çalıştığı sirkten ayrılan bir palyaçonun öyküsünü anlatıyor.Palyaçomuz aynı zamanda bir orkestra şefi&#8230;Sirkten ayrılırken çalgıları da yanına almış&#8230;Kendisi durumdan hoşnut mu bilinmez ama çalgılar durumlarından hiç hoşnut değiller.Onların tek dileği o eski güzel günlere dönmek&#8230; Sirkin o büyülü, o harika ortamında yeniden müzik yapmak!Çünkü müzik paylaşınca güzel&#8230; Tıpkı dostluk gibi&#8230; Tıpkı sevgi gibi&#8230;&#8221;</p>
<p>Tür: Tiyatro</p>
<p>5 yaş üzeri için tavsiye edilir&#8230;</p>
<p>13 Şubat 2010 Cumartesi     SALON       13:30  15:00<br />
14 Şubat 2010 Pazar               SALON      14:00</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/ezgimizi-kim-caldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykunun Beyin Gelişimi ve Sağlıklı Büyüme Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/uykunun-beyin-gelisimi-ve-saglikli-buyume-uzerindeki-etkileri/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/uykunun-beyin-gelisimi-ve-saglikli-buyume-uzerindeki-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 10:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin uyuması]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda uyumanın önemi]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi egitimin önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyumanın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[
“Mükemmel bir gece uykusu, bebeğinizin gün boyu öğrendiklerini düzenlemesini, enerji depolarını yenilemesini ve diğer güne mutlu, zinde ve en önemlisi öğrenmeye açık olarak başlamasını sağlayarak zihinsel gelişimini hızlandırır. Bebeklerin uyku problemleri yaşaması beyin gelişiminde geriliğe neden olacak ve sağlıklı büyümesine engel olacaktır. Çünkü bu 0-3 yaş döneminde zihinsel gelişim ve sağlıklı büyüme için çok kritik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2650" title="baby1" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/baby1.jpg" alt="" width="250" height="233" /></p>
<p>“Mükemmel bir gece uykusu, bebeğinizin gün boyu öğrendiklerini düzenlemesini, enerji depolarını yenilemesini ve diğer güne mutlu, zinde ve en önemlisi öğrenmeye açık olarak başlamasını sağlayarak zihinsel gelişimini hızlandırır. Bebeklerin uyku problemleri yaşaması beyin gelişiminde geriliğe neden olacak ve sağlıklı büyümesine engel olacaktır. Çünkü bu 0-3 yaş döneminde zihinsel gelişim ve sağlıklı büyüme için çok kritik bir dönemdir ve bu dönemde yapılan ihmallerin telafisi neredeyse imkansızdır. Bebeğinizin düzenli uyku alışkanlığı kazanması ve yaşadığı uyku problemlerini çözmek için bir pedagogdan profesyonel destek almanız gelecekte telafisi mümkün olmayan problemleri önleyecektir.”</p>
<p><strong>Gelşim ve Büyümenin En Hızlı olduğu Dönem 0-3 yaştır!</strong></p>
<p>İnsanın hayatı boyunca en hızlı geliştiği dönem anne rahmindeki ve doğumdan hemen sonraki ilk aylardır. Bu nedenle bebeklerin sağlıklı büyümeleri ve zihinsel gelişimleri için 0-3 yaş kritik bir dönemdir. Çünkü bu döneminde bebekler çok hızlı büyür ve gelişirler. Sonraki dönemlerde büyüme ve gelişme hızı düşer. Özellikle beyin gelişimi için 0-3 yaş dönemi hayati önem taşmaktadır. Çünkü beyin gelişiminin % 80’ni bu dönemde tamamlanıyor ve beyin ölçü neredeyse yetişkinlikteki büyüklüğe ulaşır. Ayrıca bu dönemdeki hataların ve ihmallerin telafisi mümkün değildir. Eğer 0-3 yaş döneminde çocuk ihmal edildiyse, kesintisiz ve kaliteli uyumadıysa, sağlıklı beslenmediyse ve iyi bakılmadıysa bunlar beyin gelişimde geriliğe sebep olacak ve ileriki yaşlarda bunu telafi etmek pek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle kesintisiz gece uykuları özellikle REM uykuları bebeğin potansiyel beyin gelişimini gerçekleştirmesi için çok önemli role sahiptir.</p>
<p><strong>Kesintisiz ve Kaliteli Gece REM Uykuları Beyin Gelişimi İçin Hayati Önem Taşır!</strong></p>
<p>Bebekler doğduklarında neredeyse tüm zamanlarını uykuda geçirirken aylar ilerledikçe uykuda geçirdikleri zaman azalır ve buna paralel olarak gündüz uykuları azalırken gece uyku saatleri artar ve gece uykuları düzene girer.  Bebeklerin kesintisiz ve kaliteli bir şekilde REM uykusunu alabilecekleri tek zaman ise “gece” olur. Bebeklerin gece uykularının büyük bir bölümü ise beyin gelişimi için hayati önem taşıyan REM (Rapid Eyes Movement) uykusunda geçer. Buna aktif uyku da denilmektedir. Eğer uykuda bebeğin gözleri sık kıpırdanıyorsa, hızlı nefes alıp veriyorsa ve ağız hareketleri yapıyor veya gülümsüyorsa,  bu bebeğin REM uykusunda olduğunu göstermektedir. REM uykusu, Uykuyla uyanıklık arası bir durumdur ve bebek dış etkenlerle uyanmaya hazırdır. Beyindeki nöronlar arası bağlantılarının güçlenebilmesi ve uyanıkken öğrenilenlerin şekillenebilmesi için ise REM uykusu gereklidir. Eğer çeşitli nedenlerle bebeğin gece uykusu devamlı bölünürse ve uykusunu yeterince alamazsa, bu bebeğin gelişiminde problemlere neden olabilir. Çünkü uykusunu yeterince alamayan bebek huzursuz uyanır, oyun oynamaz, etrafına karşı ilgisizdir, bir şeye yoğunlaşmakta zorluk çeker, çaresindekilere karşısı uyumsuz ve hırçındır. Bu durum oyun oynayarak öğrenmelerine ve gelişimlerine engel olacaktır.</p>
<p>Bebeklerinin mutlu uyanarak, uzun süreli oyunlar oynayarak, yeni şeyler öğrenebilmeleri ve bu öğrendiklerini REM uykusunda beyine işleyebilmeleri için anneler bebeklerinin gece uykularını kesintisiz ve kaliteli geçirmelerini sağlamalılar.</p>
<p><strong>Anneler Uykunun Çocuk Gelişimindeki Önemini Bilmiyor!</strong></p>
<p>Maalesef annelerin çoğu bebeklerinin beslenmesine aşırı dikkat ederken, bebeklerin büyümesi için uykunun genel olarak gerekli olduğu dışında, kaliteli ve kesintisiz gece uykusunun bebeklerin büyümelerinde ve beyin gelişiminde ne kadar önemli role sahip olduğunun farkında değiller. Türkiye’de yapılan bir araştırmada, annelerin % 80’nin uykunun önemi hakkında bilgi sahibi olmadığını ortaya çıkmış.</p>
<p><strong>Bebeklerin Gece Uykusu En Az Beslenme Kadar Önemlidir!</strong></p>
<p>Bebeklerin sağlıklı gelişimleri için kesintisiz gece uykusu en az beslenme kadar önemlidir. Çünkü bebekler gerçekten de uyuyarak büyüyorlar. Uyku sırasında özellikle karanlıkta melatonin hormonu salgılanıyor. Bu hormonun salgılanması bağışıklık siteminin güçlenmesinde önemli bir role sahip ve aynı zamanda hipofiz bezinin daha fazla büyüme hormonu salgılamasını sağlıyor. Uyku sırasında bebeğin çalışmayan kasları da çalışıyor ve enerji depoları yenilenir. Bebeklerin uyurken de beyinleri çalışıyor ve gelişiyor. Bebek, uyanıkken oyunda öğrendiği bilgileri uyku sırasında organize edilerek beyine kayıt ediyor ve böylece beyinde nöronlar arası bağlar oluşur ve güçlenir. Uyku süresi ve kalitesi bütün bu gelişmelerin olabilmesi için çok önem kazanır. İyi uyumuş ve dinlenmiş bir bebek, uyku öncesi depoladığı bilgileri hafızasına düzenli bir şekilde kaydetmiş olarak güne daha enerjik başlar. Böylece uyanıkken yeni şeyler öğrenmeye de istekli olur ve kaliteli oyunlar oynayabilir.</p>
<p><strong>Kesintisiz Gece Uykuları Beyin Gelişimi ve Kaliteli Oyun için Ön Koşuldur!</strong></p>
<p>Oyun ile gece uykusu arasındaki ilişkiyi şu şekilde özetleyebiliriz. Bebeğin zihinsel gelişiminin hızlanması için, uyanıkken uyarıcı bir çevrede oyun oynamaya; oyunda öğrendiği bilgileri pekiştirmek ve böylece beyindeki nöronlar arasında yeni bağlar kurabilmek ve var olan bağları güçlendirebilmek için ise; kaliteli ve kesintisiz gece REM uykusuna ihtiyaçları vardır. Oyun ve gece uykusu birbirlerini karşılıklı etkiler ve etkilenirler. Eğer bebeğin gece uykusu sık sık kesildiyse ve uykusunu alamadıysa, bebek huzursuz uyanacak, dikkati çabuk dağılacak ve uzun süre oynayarak yeni şeyler öğrenme fırsatı bulamayacaktır. Aynı şekilde bebek uyanıkken uyarıcı bir çevrede oyun oynayarak yeni şeyler öğrense bile, o gece uyku sık sık bölünürse oyunda öğrendikleri bilgileri beyine işleyeme fırsatı bulamayacak ve öğrenmeleri kalıcı olmayacaktır ve bir sonraki gün yine öğrenmeye hazır olmadan uyanacaktır. Hem oyun, hem de kesintisiz uyku bebeğinizin zihinsel gelişimi için gereklidir. Kesintisiz gece uykuları çocukların mutlu ve sağlıklı şekilde oyun oynayarak yeni şeyler öğrenmeleri ve beyin gelişimleri için ön koşuldur. Kısaca mükemmel bir gece uykusu bebeğinizi öğrendiklerini pekiştirir ve öğrenmeye hazırlar.</p>
<p><strong>Anneler, bebeklerinin Mükemmel Bir Gece Uykusu almasını Sağlamalılar!</strong></p>
<p>Bu nedenle bebeklerin gece mükemmel (kesintisiz ve kaliteli) bir uyku almalarını sağlamak çok önemlidir. Aileler bu konuda ne yapabilirler bu konudan bahsetmek istiyorum.</p>
<p><strong>Düzenli Uyku Alışkanlığı Kazandırın!</strong></p>
<p>Bebekler gece REM uykularında uyanmaya hazırdır ve Ufacık bir dış etkenden etkilenirler. Hatta kendiliğinden gözlerini açar, uyanır gibi olabilirler. Annenin ufak bir ses çıkardığında hemen bebeğin odasına veya yanına koşması bebeğin uykusunun bölünmesine neden olacaktır ve tekrar uykuya dalmak için anneye ihtiyaç duyacaktır. Böylece kendi başına uykuya dalma becerisi kazanamayacaktır. Bu da bebek her uyandığında annesinin bebeğin yanına gelmesine, uykuya dalması için yardım etmesine ve dolayısıyla uykusunun gece boyu sık sık bölünmesine neden olacaktır.</p>
<p>Bu nedenle bebeklerin kendi başlarına uyumaya alıştırmak ve düzenli uyku saati geliştirmek gerekmektedir. Eğer bebek kendi başına uyumayı başarırsa, REM uykusundan hafif uyanırken uyku bölünmeden tekrar uyuya kendisi dalabilecektir.</p>
<p><strong>Bebekle Birlikte Yatmayın ve Kendi Başına Uyumaya Alıştırın!</strong></p>
<p>Eğer bebek ayrı yatmaya alıştırılmadıysa, daha az ziyaret edilerek kucağına alınmadan, yanında yatmadan uykuya dalmasını için yardım edilebilinir. Çünkü bebekler annelerin kokularını alarak yani anneye sarılarak uyuması, bebeğin anne yokluğunda sık sık uyanmasına neden olacaktır. Bu nedenle anne bebeğin yanına yatmak yerine yatağına yakın bir sandalyede oturarak hikayesini okuyabilir ve uykuya dalmasını bekleyebilir ve zamanla da kendi başına uyumaya alıştırabilir. Gece bebek ağladığında hemen yanına koşmak yerine, biraz beklemek ve ağlamaya bir süre devam ediyorsa ve kendi başına uykuya dalamıyorsa odasına gidilebilinir. Uyku alışkanlığı tek başınıza nasıl kazandıracağınızı bilmiyorsanız profesyonel bir pedagogdan destek alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Uyku Odası Karanlık Olmalı ve En Geç 22.00’de Yatağında Uyuyor Olmalı!</strong></p>
<p>Bebeğin odasının karanlık ve sessiz olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü karanlıkta kandaki melatolin seviyesi artıyor. Karanlıkta ise 3 kat fazla melatonin hormonu salgılandığı bilinmektedir. Bebeğinizin 22:00- 04:00 arasında i mutlaka karanlık bir odada yatağında uyuyor olmalıdır. Melatolin hormonu uykunun derinleşmesini ve böylece hipofiz bezi daha fazla büyüme hormonu salgılamasını sağlar.</p>
<p><strong>Bebeklerin Biyolojik Saatlerini Kaçırmayın!</strong></p>
<p>Bebeklerin kendi biyolojik uyku saatleri vardır. Düzenli uyku saatleri, biyolojik uyku saatleriyle paralel olmalıdır. Bebek biyolojik uyku saatini kaçırdı mı daha sonra uykuya dalmakta zorlanacaktır.</p>
<p><strong>Uyku Rutini Oluşturun ve Uykuyu Ceza Gibi Sunmayın!</strong></p>
<p>Uyku öncesi rutin oluşturmak ve bebeğin uykuyu bir ceza gibi algılamasını önlemekte çok önemlidir. Bu rutin ılık bir banyo, banyo sonrası sessiz sakin bir oyun, bir aktivite, bir hikaye olabilir Ayrıca uyku öncesi çok aktif oyun oynamak çocuğun uykuya dalmasını engel olacağından daha sakin oyunlar tercih edilmelidir. Bu rutinler en az 30 dakika sürebilir. Bu süreden daha az ve daha fazla olması faydalı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Bebeğinizin uykuya dalmasını sağladınız fakat uykuda kalmasını nasıl sağlayacaksınız?</strong><br />
<strong>Kaliteli Bebek Bezi Tercih Edin!</strong></p>
<p>Çocuk çeşitli rahatsızlıklardan dolayı sık sık uyanabilir. Bunlardan en sık görüleni kuşkusuz bebeğin ıslaklıktan dolayı rahatsız olması ve uyanmasıdır. Bebekler altları ıslak olduğu için uyanırlar. Bunu önlemek için bebeği gece uykusu boyunca kuru tutabilen kaliteli bebek bezi tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Psikolojik Kökenli Uyku Problemlerini Çözmek için Profesyonel Bir Pedagogdan Destek Alın!</strong></p>
<p>Bunla birlikte bebekler bazı psikolojik durumlardan dolayı da sık sık uyanabilirler. Anne baba ve kardeşler arasındaki iletişimdeki problemler, bebeğe bakan kişinin yaklaşımları, çeşitli travma ve vb. nedenlerden dolayı bebekler, çocuklar uyu problemleri yaşayabilir. Böyle durumlarda zaman kaybetmeden mutlaka bir pedagogdan profesyonel destek almalısınız. Bazen kronik uyku problemleri yaşanabiliyor. Biyolojik kökenli bir problem varsa da mutlaka bu alanla ilgili doktordan destek almalısınız.</p>
<p><strong>0-3 yaş Döneminin Hayati Önem Taşıdığını Unutmayın!</strong></p>
<p>Kısacası bebeğinizin düzenli uyku alışkanlığı kazanması ve yaşadığı uyku problemlerini çözmek için bir pedagogdan profesyonel destek almanız gelecekte telafisi mümkün olmayan problemleri önleyecektir. Çünkü bu 0-3 yaş döneminde zihinsel gelişim ve sağlıklı büyüme için çok kritik bir dönemdir ve bu dönemde yapılan ihmallerin telafisi neredeyse imkansızdır. Bebeklerin uyku problemleri yaşaması beyin gelişiminde geriliğe neden olacak ve sağlıklı büyümesine engel olacaktır.</p>
<p>Bebeğinizin 0-3 yaş gibi kritik bir dönemde mükemmel bir gece uykusu alarak güne mutlu ve öğrenmeye hazır uyanmaları dileğiyle,</p>
<p>Pedagog Psk. Dan. Sevil Gümüş<br />
Kurucu, Çocuk ve Ergen Psikolojisi ve Gelişimi Uzmanı, Oyun ve Filial Terapist<br />
www.pedagogsevilgumus.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/uykunun-beyin-gelisimi-ve-saglikli-buyume-uzerindeki-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okula başlama yaşı 3</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/okula-baslama-yasi-3/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/okula-baslama-yasi-3/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 07:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[başlama]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yuvası]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[nimet çubukçu]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2644</guid>
		<description><![CDATA[
Sayın Nimet Çubukçu’yu Tebrik Ediyorum- Eğitim 3 yaşta Başlayacak…
“Zorunlu Ana Okulları Projesi” ile okula başlama yaşının 3’ e kadar ineceğini açıklayan Sayın Nimet Çubukçu’yu okulöncesi eğitim konusunda gösterdiği duyarlılık için tebrik ediyorum. Özellikle gelir düzeyi düşük olan ailelerin çocukları da okulöncesi eğitimden faydalanamıyor. Bu proje ile her çocuk eşit okulöncesi eğitim alma hakkı kazanacak.
Okula Başlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2645" title="baby" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/02/baby.jpg" alt="" width="250" height="314" /></p>
<p><strong>Sayın Nimet Çubukçu’yu Tebrik Ediyorum- Eğitim 3 yaşta Başlayacak…</strong></p>
<p>“Zorunlu Ana Okulları Projesi” ile okula başlama yaşının 3’ e kadar ineceğini açıklayan Sayın Nimet Çubukçu’yu okulöncesi eğitim konusunda gösterdiği duyarlılık için tebrik ediyorum. Özellikle gelir düzeyi düşük olan ailelerin çocukları da okulöncesi eğitimden faydalanamıyor. Bu proje ile her çocuk eşit okulöncesi eğitim alma hakkı kazanacak.</p>
<p><strong>Okula Başlama Yaşı 3’e Düşecek</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 2009-2010 eğitim döneminde 30 ilde pilot olarak uygulamaya girecek “Zorunlu Ana Okulları Projesi” ile okula başlama yaşının 3’e kadar ineceğini söyledi: “2013-2014 arasında üç yaş grubunda yüzde 18’lik okullaşma oranı hedefliyoruz” dedi.<br />
Çubukçu yeni projeyle ilgili şunları söyledi: “Son dönemde ekonomik kalkınma planlarında ve gelişmişlik göstergelerinde eğitime önem veren ülkelerin geldikleri noktada okul öncesi eğitimin çok önemli olduğunu görüyoruz. Okul öncesi eğitim alan çocukların daha az suça karıştıklarını, üniversiteye gitme oranlarının yükseldiğini, sosyal uyumlarının daha yüksek olduğunu, dil becerilerinin geliştiğini görüyoruz.”</p>
<p><strong>Çocukların Gelişimleri Hızlanacak!</strong></p>
<p>Günümüzün ekonomik şartlarıyla çalışan annelerin sayısı artı ve çocuklar anneanneler, babaanneler ve bakıcılar bakıyor. Erken çocukluk döneminde çocukların sağlıklı gelişimi için yaşıtlarıyla bir arada olmaya ihtiyacı vardır. Çocuğun bu dönemdeki ihtiyaçlarını bir yetişkin tek başına karşılayamaz. Beyin gelişimin % 70 0-3 yaş döneminde tamamlanmış oluyor. Çocukların gelişimleri zengin bir uyarıcı çevreyle ne kadar erken desteklenirse çocuğun zihinsel, fiziksel, sosyal-duygusal gelişimi derece hızlanacaktır.<br />
<strong>Her Çocuk Eşit Okulöncesi Eğitim Alma Hakkı Kazanacak!</strong></p>
<p>Ülkemiz de okulöncesi eğitim oranı önce AÇEV’in kampanyaları sonra ise MEB’in projeleriyle girerek artmaktadır. Son olarak okul öncesi eğitim yaşının 3’a inecek olması çok sevindiricidir. Çünkü gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları okulöncesi eğitimden faydalanamıyordu. Devlet okullarında bu imkanın sağlanması her çocuğun eşit okulöncesi eğitim alma hakkı tanıyacaktır.<br />
Sayın Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu bir anne olarak kadınların sorunları duyarlı davranarak okulöncesi eğitim konusunda önemli projelere imza atmaktadır. Sayın Nimet Çubukçu’yu bu duyarlılığı için tebrik ediyorum.</p>
<p>Her çocuğun okul öncesi eğitim alması dileğiyle,<br />
Pedagog Psk. Dan. Sevil Gümüş<br />
Kurucu, Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi Uzmanı, Oyun ve Filial Terapist</p>
<p>www.pedagogsevilgumus.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/02/10/okula-baslama-yasi-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 19:33:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anneler ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte çözüm bulun]]></category>
		<category><![CDATA[karnesinde zayıf getiren çocuklara neler yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci karnesi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf karne]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf karneye çözüm yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2641</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Elvan İşeri, ailelere, karnesinde zayıf bulunan çocuklarını başkalarıyla karşılaştırmamaları, &#8221;tembel, başarısız, yetersiz&#8221; diye nitelendirerek kendilerine olan güvenlerini sarsmamaları uyarısında bulundu.

Karnenin öğrencinin başarısı için tek ölçüt kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Elvan İşeri, notların, öğrencinin hayattaki başarısını değil, okulda yeterli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Elvan İşeri, ailelere, karnesinde zayıf bulunan çocuklarını başkalarıyla karşılaştırmamaları, &#8221;tembel, başarısız, yetersiz&#8221; diye nitelendirerek kendilerine olan güvenlerini sarsmamaları uyarısında bulundu.</strong></p>
<p><img title="cocuk" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/cocuk1.jpg" alt="" width="387" height="569" /></p>
<p>Karnenin öğrencinin başarısı için tek ölçüt kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Elvan İşeri, notların, öğrencinin hayattaki başarısını değil, okulda yeterli çalışıp çalışmadığını gösterdiğini ifade etti ve ailelere daha duyarlı davranmaları önerisinde bulundu.</p>
<p>Başarısız notların öğrencide üzüntüye, bunun da çoğu zaman korkuya dönüşebildiğini vurgulayan İşeri, oysa çocukların özellikle ilkokulda kendini başarılı hissetmeye ihtiyacı bulunduğuna dikkati çekti.</p>
<p>&#8221;Aileler, çocuklarının karnelerini başka çocukların karneleriyle karşılaştırarak, çocuğu &#8216;tembel, başarısız, yetersiz&#8217; diye nitelendirerek kendilerine olan güvenlerini sarsmamalıdır. Başarısızlığın kökeninde çocukluk çağı ruhsal hastalıklarının yatabileceği akıldan çıkarılmamalı, bu nedenle bir uzmana danışılmalıdır. Bazen başarısızlık motivasyon eksikliğinden de kaynaklanabilir. Ancak bu sadece çocuğa değil, aile ile ilişkilere de bağlı olabilir. Bu nedenle çocuğun başarısızlığı aile ve okul ortamıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmelidir.&#8221;</p>
<p><strong>BAŞARISIZLIĞIN TEKRARINI ÖNLEMEK İÇİN&#8230;</strong><br />
Karnedeki düşük notlar karşısında kızmak, sinirlenmek ya da üzülmenin bir çözüm getirmeyeceğini belirten İşeri, bir dönem boyunca yapılan hataların çocukla karşılıklı konuşulup çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi. İşeri, &#8221;Çocuklar korktukları ya da hesap vermek zorunda bırakıldıkları zaman ya içlerine döner ya da kendilerine kötü bir şey yapar. Tepkiden korktukları için yaşadıkları ortamdan kaçmak isteyebilir. Bu nedenle olumsuz bir hava yaratılmadan oturup konuşulmalı, geride kalan ders yılı birlikte gözden geçirilmeli&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Zayıf karne üzerinde tartışarak uzlaşmaya gidilmesinin, birlikte çözüm üretilmesinin başarısızlığın tekrarını önleyebileceğini kaydeden İşeri, bunun, öğrencinin kendini değerlendirmesini ve aile içinde birliği sağlayacağını bildirdi. Okuldaki başarısızlık değerlendirilirken öğrencinin yaş grubunun dikkate alınmasını da öneren İşeri, &#8221;Lise son sınıfta üniversiteye hazırlanan ve sınav stresi yaşayan bir gençten çok da büyük başarılar beklenmemeli&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sömestr tatilini bilgisayar başında geçirmeyin</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/somestr-tatilini-bilgisayar-basinda-gecirmeyin/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/somestr-tatilini-bilgisayar-basinda-gecirmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 19:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[başında]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kre]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sömestr]]></category>
		<category><![CDATA[tatilini]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2639</guid>
		<description><![CDATA[Sömestr tatilinde hem zihni dinlendirmenin hem de bedeni geliştirmenin en güzel yolu spor yapmaktan geçiyor. Kışın tercih edilen sporların başında ise kayak geliyor. 

Okul dönemi boyunca aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkan, düzenli ve tempolu bir çalışma içinde olan, her gün mutlaka ders çalışmak durumunda kalan öğrenciler için sömestr tatili çok büyük önem taşıyor.
Bu dönemde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sömestr tatilinde hem zihni dinlendirmenin hem de bedeni geliştirmenin en güzel yolu spor yapmaktan geçiyor. Kışın tercih edilen sporların başında ise kayak geliyor. </strong></p>
<p><img title="kayak_yapma" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/kayak_yapma.jpg" alt="" width="298" height="433" /></p>
<p>Okul dönemi boyunca aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkan, düzenli ve tempolu bir çalışma içinde olan, her gün mutlaka ders çalışmak durumunda kalan öğrenciler için sömestr tatili çok büyük önem taşıyor.</p>
<p>Bu dönemde çocukların hem eğlenmek hem de dinlenmek istediklerini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, zihni dinlendirmenin ve bedeni geliştirmenin en güzel yolunun spor yapmak olduğunu, kış döneminde de yapılabilecek spor aktivitelerinin başında ise “kayak” sporunun geldiğini belirtiyor.</p>
<p>Ülkemizde Temel Eğitim Kayak Kampları’na çocukların 7 yaşından itibaren alındığını ve iyi birer kayak sporcusu olabilmeleri için, deneyimli antrenörler tarafından yetiştirilmeye başlandığını belirten Dr. Neslihan Korkmaz, sömestr tatilini çocuklarının kayak sporuna başlamaları için değerlendirmek isteyen ebeveynler için bilgi verdi ve tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>KAYAĞA BAŞLAMAK İÇİN 1 SAATLİK PROGRAM YETERLİ</strong><br />
Kayak sporuna başlama yaşı çocuklarda kemik gelişimine bağlı olduğu için 4-5 yaş olarak öneriliyor. Bu yaşlarda çok ciddi bir antrenman programıyla çocukların sıkı bir disipline alınmaması gerekiyor. Bu sebeple 1 saatlik program başlangıç için yeterli oluyor. Programa çocukların zevk alabilecekleri, kar üzerinde eğlenceli bir oyun şeklinde edilmeli. Günde, sabah ve akşam olmak üzere 2 saat yeterli oluyor.</p>
<p><strong>ÇOÇUK KAYAK YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİYOR?</strong><br />
Çocuk ders almadan kendi kendine kaymaya çalışılırsa kesikler, kırıklar, çıkıklar ve tabii ki çok daha ciddi yaralanmalar olabilir. Bu sebeple kayak mutlaka tecrübeli bir hocanın gözetimi altında yapılmalıdır.</p>
<p>İlk deneme yapılırken, mümkünse, çok soğuk olmayan bir hava tercih edilmeli. Giysiler, hareketi engellemeyecek tarzda ve korunaklı olmalı. Eldiven ve şapka bulundurulmalı. Giysiler üzerinde kesici ve delici sert cisimler olmamalı. Kask mutlaka takılmalı. Çocuğun boyuna ve kilosuna uygun olmayan eski, bakımsız kayak malzemeleri kullanılmamalı. Kayak alırken; kayağın modeline ve başlangıç ya da ileri düzey sporcular olup olmadıkları göre kayak boyuna dikkat edilmeli. Kayak boyu çocukla aynı boyda, boyundan on santim uzun ya da kısa olabilir. Ayakkabılar çocuğun ayağını sarmalı, ayağından büyük ya da küçük olmamalı.</p>
<p><strong>SPOR FİZİKİ YAPININ BOZULMASINI GECİKTİRİYOR</strong><br />
Çocuğun buluğ çağı öncesi ve sonrası düzenli olarak yaptığı spor etkinliklerinin, sağlıklı bir fizik yapının gelişmesini sağlarken, genç yaşlarda fiziki yapının bozulmasını geciktirmede önemli rol oynadığını belirten Dr. Neslihan Korkmaz sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Spor, fiziksel gelişimin yanında sosyal açıdan da önemli. Spor yardımıyla çocuğun çevresini tanıması ve iletişim kurabilmesi daha kolay gerçekleşiyor. Kayağın yanı sıra kış döneminde yapılabilecek paten ve kapalı alanlarda yapılabilen yüzme, tenis, basketbol gibi sporlar da çocukların sağlıkları ve sosyalleşmeleri için çok uygun sporlar.”</p>
<p><strong>TELEVİZYON VE BİLGİSAYAR ÖĞRENCİYİ YORUYOR</strong><br />
Birçok öğrenci, tatil boyunca kitaplarını bir köşeye atıp, bütün gün televizyon seyredip geceleri geç saatlerde yatarak ya da odalarına kapanıp bilgisayar başında saatlerini harcayarak değerlendirme eğiliminde oluyor. Böyle bir tatil anlayışı öğrenciyi dinlendirmekten çok yoruyor, vücut ve beynin tembelliğe alıştığı için 2. dönem okula alışmak zaman alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/somestr-tatilini-bilgisayar-basinda-gecirmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spor yapan çocuk obez olmuyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/spor-yapan-cocuk-obez-olmuyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/spor-yapan-cocuk-obez-olmuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 19:15:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaoukulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[obexite]]></category>
		<category><![CDATA[obez]]></category>
		<category><![CDATA[obezite hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[obezite sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[uygun spor seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2636</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlara göre spor, enerji alımı ile enerji harcanması arasındaki dengesizlikten kaynaklanan çocukluk dönemi obezitesinden koruyor.

Televizyon ve internet bağımlılığının çocukları egzersizden uzaklaştırdığını ve obeziteye yol açtığını söyleyen Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kürşat Karacabey, &#8221;Büyüme döneminde spor yaparak kapasitesini geliştirmeyenlerin, büyüdükten sonra bu ihtiyacı karşılayabilmeleri çok daha zor&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlara göre spor, enerji alımı ile enerji harcanması arasındaki dengesizlikten kaynaklanan çocukluk dönemi obezitesinden koruyor.</strong></p>
<p><img title="yuzme_havuzu" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/yuzme_havuzu.jpg" alt="" width="298" height="224" /></p>
<p>Televizyon ve internet bağımlılığının çocukları egzersizden uzaklaştırdığını ve obeziteye yol açtığını söyleyen Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kürşat Karacabey, &#8221;Büyüme döneminde spor yaparak kapasitesini geliştirmeyenlerin, büyüdükten sonra bu ihtiyacı karşılayabilmeleri çok daha zor&#8221; dedi.</p>
<p>Sporun, çocukluk ve gençlik dönemlerinde bedensel gelişimin sağlıklı olmasını sağladığını, ileri yaşlarda da sağlığın bozulmasını önlediğini ve geciktirdiğini vurgulayan Karacabey, &#8221;Spor çocukluk ve ergenlik çağında yapılması gereken en önemli etkinliktir&#8221; dedi ve şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Sporun sağlık üzerinde birçok psikolojik ve fizyolojik olumlu etkileri var. 6 yaş ve üzeri obez çocukların yüzde 50&#8217;si yetişkinlik dönemlerinde de obez olmaktalar. Bu oran çocukluk çağında obez olmayanlarda yüzde 10&#8242;a kadar düşmektedir. O halde obezite erken yaşta tespit edilmeli ve obeziteden korunmak için fiziksel etkinlikler artırılmalı. Günümüzde televizyon ve internet bağımlılığı çocuklarımızı hareketli yaşamaktan alıkoyuyor. Televizyon ve internet bağımlılığı çocuklarımızı egzersizden uzaklaştırıyor, onların obez olmasına neden oluyor. Bu olumsuzluğun önüne geçilmesinin yolu ailelerin çocuklarını spor yapmaya teşvik etmesinden geçiyor. Buna ciddi biçimde ihtiyaç var.&#8221;</p>
<p><strong>UYGUN SPORA DOĞRU ZAMANDA BAŞLAMALI</strong><br />
Çocuğun yapacağı sporun ve tercih edilen spora başlama yaşının da doğru belirlenmesi gerektiğine dikkati çeken Karacabey, iskelet sistemini zorlayan ağır sporlara erken yaşta başlamanın yanlış olduğunu vurguladı. Kemiklerin büyüme uçlarının zedelenmesi halinde çocuğun büyümesinin yavaşlayabildiğini ve şekil bozuklukları ortaya çıkabildiğini ifade eden Karacabey, &#8221;Örneğin yüzmeye 5-6, jimnastik, buz pateni, binicilik, kayak ve futbola 7-8 yaşında başlamak doğrudur. 10 yaşından sonra bu sporlara ek olarak voleybol, basketbol, hentbol ve dalış sporları yapılabilir. Su topu, okçuluk ve atlama sporlarına başlamak için ise 12 uygundur. Halter ve güreş gibi ağır sporlara başlama yaşı ise 15-16&#8242;dır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/spor-yapan-cocuk-obez-olmuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Kötü çocukluk&#8221; kanser ediyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/kotu-cocukluk-kanser-ediyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/kotu-cocukluk-kanser-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 19:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk döenmi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaser]]></category>
		<category><![CDATA[kötü çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[kre]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl korunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğtim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2633</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;de yapılan araştırmaya göre, duygusal, fiziksel veya cinsel yönden kötü muameleye maruz kalan çocukların, erişkin olduklarında akciğer kanserine yakalanma riski artıyor.

ABD&#8217;de David Brown ve ekibinin yaptığı, yakında &#8220;BMC Public Health&#8221; dergisinde yayımlanacak araştırma, aile içindeki şiddete ve boşanmaya şahit olan, ebeveynlerinde ruhsal bir hastalık bulunan, anne ya da babası hapse girmiş veya uyuşturucu bağımlısı olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD&#8217;de yapılan araştırmaya göre, duygusal, fiziksel veya cinsel yönden kötü muameleye maruz kalan çocukların, erişkin olduklarında akciğer kanserine yakalanma riski artıyor.</strong></p>
<p><img title="kanser" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/kanser.jpg" alt="" width="298" height="224" /></p>
<p>ABD&#8217;de David Brown ve ekibinin yaptığı, yakında &#8220;BMC Public Health&#8221; dergisinde yayımlanacak araştırma, aile içindeki şiddete ve boşanmaya şahit olan, ebeveynlerinde ruhsal bir hastalık bulunan, anne ya da babası hapse girmiş veya uyuşturucu bağımlısı olan çocukların uzun vadedeki sağlık sorunlarını inceledi.</p>
<p>Araştırma, çocuklukta stres ve travmaya yol açan durumlarla karşılaşmakla, 14 yaşından sonra sigara içme olasılığı arasında önemli bir bağlantı olduğunu gösterdi. Bu bağlantı, bilim adamlarını akciğer kanseri riskini araştırmaya yöneltti.</p>
<p>Çocuklukta kötü deneyimler yaşayan 17 bin 337 yetişkinin sağlık bilgilerini inceleyen bilim adamları, bu tür deneyimler yaşayan kişilerle akciğer kanserine yakalanma riski arasında ilişki olduğunu, ayrıca riskin artmasının büyük ölçüde sigara tiryakiliğinden kaynaklandığını gördü.</p>
<p><strong>AĞIR STRES KÖTÜ ALIŞKANLIKLARA NEDEN OLABİLİR</strong><br />
Bilim adamları, &#8220;kötü bir çocukluk geçirmediğini&#8221; söyleyenlere kıyasla, 6 veya daha fazla travma geçiren kişilerin akciğer kanserine yakalanma riskinin 3 kat fazla olduğunu belirttiler.</p>
<p>Çocukların çok ağır stres yaratan durumlarla karşı karşıya gelebileceği ve bu stresin sigara içmek gibi kötü alışkanlıklara neden olabileceğini vurgulayan bilim adamları, bu alışkanlıkların akciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkmasına ve belki de erken yaşta ölümlere neden olabileceğine dikkat çekiyor. Sigaranın dışında başka mekanizmalar ya da bazı durumlar nedeniyle fiziksel ve biyokimyasal işlevlerde ortaya çıkan bozuklukların da kansere yol açabileceğini belirten bilim adamları, bunun ispatlanması için başka araştırmaların gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Konuya ilişkin makale, Fransız &#8220;Le Point&#8221; dergisinde de yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/kotu-cocukluk-kanser-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yarıyıl tatilini nasıl değerlendirmeli?</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/yariyil-tatilini-nasil-degerlendirmeli/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/yariyil-tatilini-nasil-degerlendirmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 19:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anneler ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[karne tatili]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okumak]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl değerlendirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[neler yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[spor yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yarıyıl tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2630</guid>
		<description><![CDATA[İki hafta sürecek yarıyıl tatili başladı. Çocuklarının eğlenip dinlenmelerini ve okula tekrar uyum içinde dönmelerini sağlamak isteyen anne-babalar ise tatlı bir telaş yaşıyor. İşte onlar için bir kaç öneri&#8230;

Çocuğu, yoğun okul programı nedeniyle fazla zaman ayıramadığı sinema, tiyatro, konser ve sirk gibi etkinliklere yönlendirmenin iyi bir tercih olacağını söyleyen Acıbadem Bakırköy Hastanesi&#8217;nden Uzman Psikolog Neli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İki hafta sürecek yarıyıl tatili başladı. Çocuklarının eğlenip dinlenmelerini ve okula tekrar uyum içinde dönmelerini sağlamak isteyen anne-babalar ise tatlı bir telaş yaşıyor. İşte onlar için bir kaç öneri&#8230;</strong></p>
<p><img title="karne" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/karne.jpg" alt="" width="566" height="273" /></p>
<p>Çocuğu, yoğun okul programı nedeniyle fazla zaman ayıramadığı sinema, tiyatro, konser ve sirk gibi etkinliklere yönlendirmenin iyi bir tercih olacağını söyleyen Acıbadem Bakırköy Hastanesi&#8217;nden Uzman Psikolog Neli Aşkaner, ebeveynlere tatilde çocukları için yapabilecekleri programlara ilişkin şu önerilerde bulunuyor:</p>
<p><strong>TİYATRO VE SİNEMA PROGRAMI YAPIN</strong><br />
Bu etkinlikleri kendinize de uygun bir zamana denk getirerek birlikte zaman geçirebilirsiniz. Böylelikle çocuğunuza yıllar sonra bile gülümseyerek hatırlayabileceği keyifli zamanlar sunabildiğiniz gibi, aranızdaki bağın daha da güçlenmesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>SPORA YÖNLENDİRİN</strong><br />
Spor, fiziksel sağlığa olan önemli faydalarının yanı sıra çocukların yaratıcılığını geliştiriyor ve sorumluluk duygusu kazanmalarına katkı sağlıyor. Sömestr tatili, çocuğunuzun spora başlatması için güzel bir fırsat olabilir. Çocuğunuzun; yaşı, vücut gelişimi, en önemlisi de tercihlerini göz önünde bulundurarak kayak, paten gibi kış sporlara ya da bowling, basketbol veya yüzme gibi kapalı alanda yapabileceği spor dallarına yönlendirebilirsiniz.</p>
<p><strong>EVDE OYNAYABİLECEĞİ BİR OYUN ALIN</strong><br />
Oyun, çocuklar için bir eğlence aracı değil, tamamen ihtiyaçtır. Bu nedenle oyun, tatilde onların başlıca etkinliği olur. Siz de çocuğunuza hem zihnini çalıştıracak, hem de zevk alacağı yeni bir oyun alıp, kendi başına ya da arkadaşlarıyla güzel zaman geçirmesini sağlayabilirsiniz. Unutmayın ki çocukların arkadaşlarıyla karşılıklı alışveriş ve iletişime geçtiği bu oyunlar, zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyalleşmeleri için de son derece önemlidir.</p>
<p><strong>EĞLENCELİ ZİYARETLER YAPMASINI SAĞLAYIN</strong><br />
Ailece eğlenceli kış sporlarıyla tanışacağı ya da sürdüreceği tatil programı yapabilirsiniz. Ancak tatile çıkma fırsatınız yoksa ve büyük anne, teyzeler, halalar gibi ailenizden gelen ziyaret önerileri değerlendirmelisiniz. Hatta şartlarınız uyuyorsa, çocuğunuzun birkaç gün sizden uzak aile ziyaretleri yapması sosyal deneyim açısından oldukça önemlidir. Yine şartlarınız uyuyorsa aynı ziyaretleri, çocuğunuzun çok sevdiği bir arkadaşını davet etmek ya da çocuğunuzun ziyaret etmesini sağlamak şekline de dönüştürebilirsiniz.</p>
<p><strong>MUTLAKA YAPMANIZ GEREKENLER</strong><br />
Birlikte kitap okuyun: Tatil, çocukların kendilerini geliştirmeleri için çok iyi fırsat aslında. Bu nedenle kitap okumak, iyi bir tatil programının olmazsa olmazlarından. Çocuğunuzla birlikte kitapçıları dolaşıp, keyif alacağı konularla ilgili kitaplar seçmek, okuma alışkanlığını destekler. Ancak bu etkinlikte onu desteklemek için aynı okuduğu kitabı anlatmasını istemeniz ya da o okurken yüksek sesle dinlemeniz, paylaşım duygusunun geliştirir.</p>
<p>Ödevlerini yapmasını sağlayın: Genellikle her çocuğa hafif de olsa, bir tatil ödevi verilir. Eğer çocuğunuzun böyle bir ödevi varsa, yapmasını desteklemelisiniz. Ancak sıkı bir program yerine, esnek çocuğunuza uygun bir ödev yapma programı oluşturmalısınız. Bu nedenle programı çocuğunuzla birlikte yapmanızda ve ödevini bitirip bitirmediğinizi günlük olarak kontrol etmenizde yarar var.</p>
<p><strong>BU NOKTALARI GÖZARDI ETMEYİN!</strong><br />
Şiddet içeren oyunlara izin vermeyin: Pek çok çocuk için sömestr evde daha çok bilgisayar oyun oynama anlamına geliyor. Ama siz, bilgisayar karşısında geçirdikleri süreye ve oyunların içeriğine karşı son derece dikkatli olmalısınız. Bilgisayar oyunlarına tümüyle karşı çıkmak, ona ‘Bilgisayar oyunu oynama” demek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü özelikle çocuklarda yasaklanan şeylere karşı merak gelişiyor. Ayrıca çocuğunuz bu durumda size olumsuz tepkiler verebilir. Bu nedenle bilgisayar oyunlarını yasaklamak yerine, birlikte karar verdiğiniz eğitici ve eğlendirici oyunları oynamasına izin verin. Çocuğunuzun bu yasağı anlayışla karşılaması için ona şiddet içeren oyunlara neden izin vermediğinizi sade bir dille anlatmayı da ihmal etmeyin.</p>
<p>Süreye dikkat edin: Günümüzde hemen her çocuk zamanının çoğunu bilgisayar ve televizyon karşısında geçiriyor. Uzun süre bilgisayar ve televizyon karşısında oturmak ise çocuklarda göz rahatsızlıkları, duruş problemleri ve radyasyona maruz kalma sonucu gelişen pek çok sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Karşılıklı bir iletişimi olmayan bilgisayar oyunu, televizyon aktiviteleri yerine, arkadaş etkileşimini artıran, sosyal ilişkileri şekillendiren, bir grubun parçası olduğunu hissettiren, iletişim kurma ve grupta var olabilme yetilerini geliştiren aktiviteleri tercih edin.</p>
<p>İnterneti denetleyin: Siz bilinçli bir anne babasınız, dolayısıyla çocuğunuzun internetteki zararlı sitelere girmesi için gerekli önlemleri almışsınızdır. Ancak eğer dikkatinizden kaçmışsa, sömestr tatilinde yapmanız gereken ilk şey, çocuğunuzu zararlı sitelerden koruyan programlardan yararlanmak olsun. Bu programlar sayesinde çocuğunuzun hangi web sitelerini görüntüleyebileceğini, hangi oyunları oynayabileceğini ve hangi programları kullanabileceğini düzenleyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/27/yariyil-tatilini-nasil-degerlendirmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Robotzoo Serginin Pedagojik Yönü: Çocukların Gelişimlerine ve Eğitimine Katkıları</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/the-robotzoo-serginin-pedagojik-yonu-cocuklarin-gelisimlerine-ve-egitimine-katkilari/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/the-robotzoo-serginin-pedagojik-yonu-cocuklarin-gelisimlerine-ve-egitimine-katkilari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2628</guid>
		<description><![CDATA[
The Robotzoo Serüveni
Çocuklar The Robotzoo Serüvene Hazır! Ya Siz Hazır mısınız?
The Robotzoo Sergisinde Çocuğunuz Keşfederek Öğrenecek, Bilime olan merakları artacak ve Yaratıcılıkları Gelişecek …’
The Robotzoo Sergisi Dünyada 12 şehirde 3 milyondan fazla ziyaretçi tarafından ziyaret edilmiş ve büyük ilgi görmüştür. Türkiye’de sonra İsrail’e gidecek olan sergiyi ziyaret etmek için 30 Mayıs’a kadar zamanınız var.
Herbirisi başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="head_07" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/head_07.jpg" alt="" width="488" height="228" /></p>
<p>The Robotzoo Serüveni</p>
<p>Çocuklar The Robotzoo Serüvene Hazır! Ya Siz Hazır mısınız?</p>
<p>The Robotzoo Sergisinde Çocuğunuz Keşfederek Öğrenecek, Bilime olan merakları artacak ve Yaratıcılıkları Gelişecek …’</p>
<p>The Robotzoo Sergisi Dünyada 12 şehirde 3 milyondan fazla ziyaretçi tarafından ziyaret edilmiş ve büyük ilgi görmüştür. Türkiye’de sonra İsrail’e gidecek olan sergiyi ziyaret etmek için 30 Mayıs’a kadar zamanınız var.</p>
<p>Herbirisi başka hiçbir hayvanda bulunmayan özellikler taşıyan hayvanların robotlarından oluşan sergi büyük küçük herkesin ilgisini çekecek… Özellikle de 7- 14 yaş arası çocukları büyüleyecektir.</p>
<p>Sergide Gergedan,  Mürekkep Balığı,  Ornitorenk, Karasinek, Çekirge,  Zürafa ve Yarasa gibi hayvanlar maketleri ve robotlarıyla birlikte rehberler eşliğinde çocuklara tanıtıyor. Rehberler robotu yapılan her hayvanın özelliklerini ayrıntılı bir şekilde anlatarak, uygulamalı oyunlarla çocukların yaşayarak öğrenmesine fırsat veriyor. Çocukların Semester tatili ve hafta sonlarını değerlendirmek için The Robotzoo serüvenine keşfe çıkmanızı öneriyorum.</p>
<p>Sergiyi bir pedagog olarak gezdiğim ve çocukların gelişimlerine ve eğitimlerine katkıda bulunmada The Robotzoo sergisini oldukça yaratıcı ve başarılı buldum. Seçilen aktivite ve oyunlar çocukların ilgisini çekecek ve eğlenerek öğrenmesine katkıda bulunacak nitelikteydi. Örneğin çocukların karasineğin yapışkan ayaklarını ellerine alıp tırmanmaları, kaplumbağa kabuğunu sırtına geçirip kaplumbağa yarışı yapmaları, robotun uzun diliyle sinekleri yakalamaları, kocaman robotları hareket ettirebilmeleri eğlenceli etkinliklerden sadece bir kaçını oluşturmaktadır. En önemlisi de diğer sergilerde olduğu gibi “dikkat çocuklar kırılır, dökülür, dokunmayın” gibi uyarla çocukları kısıtlamadan, kaygılanmadan çocukların sergide her şeye dokunma ve keşfetme şansı tanınmasıdır. Ayrıca çocukların sergi salonunda yaklaşık bir saat kalarak diledikleri gibi oyun oynamalarına ve keşif serüvenlerine devam etmelerine fırsat vermesi de öğrenmelerini pekiştirmektedir. Bütün bunlar bu serginin çocukların özelliklerine hitap ettiğini ve çok başarılı olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bunla birlikte girişte çocukların sinema ekranında hayvanlarla ilgili belgesel izleme şansı vermesi de serginin diğer eğitici yönü oluşturmaktadır. Serginin bir uzantısı olarak atölye çalışması yapması da çok iyi düşünülmüş bir yaklaşımdır. Çocuklar bu atölye çalışmalarında robot yapmayı öğrenecek ve öz güvenleri artacaktır. Atölyeye katılan her çocuğun kendi yaptığı robotu evinin başköşesine koyarak gurur duyma şansı olabilir.</p>
<p>Bu serüvene katılmak için tek yapmanız gereken şey biletinizi alıp sergi sonuna girmeniz. Çocuklar sergiyi rehber eşliğinde geziyor. Robotu yapılan her hayvanın en belirgin özelliği önce rehber tarafından çocuklara anlatılıyor. Sonra ise çocukların o özelliği daha iyi anlaması ve öğrenmesi için o konuyla ilgili bir aktiviteye katılma şansı veriliyor. Çocuklar hayvanların en belirgin özelliklerini oyun ve aktivitelerle katılarak, yaşayarak, eğlenerek öğreniyor.</p>
<p>Bu oyunlar o hayvanın özelliğine göre değişiyor. Örneğin konu o hayvanın renk değiştirmesiyse renkli pelerinler giyerek çocuklar renk değiştirebiliyor. Bunla birlikte çocuklar robotları oynatabiliyor, kontrol edebiliyorlar. Çocuklar bunu yaparken robotun mekanik bağlantıları inceliyorlar ve akıl yürütüyorlar. Ayrıca sergide robotların nasıl yapıldığı da anlatılıyor. Mesela çocukların bir robotun kalbi nasıl çalışıyor gibi teknik ve bilimsel konuları sorgulama ve araştırma şansları oluyor.</p>
<p>Bu çocukların yaratıcılığını geliştiriyor. Çocuklar bu sergiyi gezdikten sonra sevdikleri hayvanlarla ilgili robot yapma denemelerine girişeceklerinden emin olabilirsiniz. Bir robot çalışmasını planlamak çocukların zihinsel gelişimi destek olacak. Aynı zamanda çocuklar robot çalışması yaparken rahatlamasına, eğlenceli zaman geçirmesine ve en önemlisi robotu tamamlayınca kendileriyle guru duymalarını sağlayacaktır. Ayrıca çocukların robot yapması için atölye çalışmaları da yapılacak. Bu atölye çalışmaları da çocuğun yaratıcılığının, bilime olan merakının ve öz güvenin artmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>The Robotzoo sergisi çocuklarının hayvanları, mekanik ve bilimsel konularda merakını artıracak ve araştırmaya yönlendirecektir.</p>
<p>Kısacası The Robotzoo Sergisi Çocuğunuza neler kazandıracak;</p>
<p>* Bilime ve mekanik konulara ve robotlara karşı meraklarının artmasını sağlayacak,</p>
<p>* Çocukların normal hayatlarında göremedikleri, ismini bile bilmedikleri hayvanları yakından tanımalarını sağlayacak,</p>
<p>* Hayvanların özelliklerini yaşayarak ve eğlenerek öğrendikleri için bilgileri kalıcı olacak,</p>
<p>* Hayvanlara olan ilgi, merak ve sevginin artmasına sağlayacak,</p>
<p>* Bu alanda konuları araştırmaya ve okumaya teşvik edecek</p>
<p>* Çocukları robot yapma denemelerine teşvik edecek ve boş zamanlarını değerlendirmek için iyi bir uğraş olacak,</p>
<p>* Özellikle atölye çalışmalarına katılan çocuklar robot yapımını öğrenecek,</p>
<p>* Çocukları,  hayvanların robotları büyüleyecek ve bu parçaların nasıl yapıldığını düşünmek zihinsel gelişimlerine katkıda bulanacak,</p>
<p>* Çocukların yaratıcılığını geliştirecek,</p>
<p>* Hayvanlarını özelliklerini anlatan aktiviteler ve oyunlarla çocuğunuz eğlenceli zaman geçirecek,</p>
<p>* Zihinsel gelişimlerine katkıda bulunacak,</p>
<p>Sergi bitmeden mutlaka çocuğunuzu bu sergiye götürün. Belki de gelecekte çocuğunuz bu sergi için bir robot çalışması yapar, kim bilir… Geleceğin mühendisi, bilim adamı olabilir.</p>
<p>Çocuğunuzu bu serüvenden mahrum bırakmamanız dileğiyle…</p>
<p>Pedagog Sevil Gümüş<br />
Kurucu, Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi Uzmanı<br />
www.pedagogsevilgumus.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/the-robotzoo-serginin-pedagojik-yonu-cocuklarin-gelisimlerine-ve-egitimine-katkilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUNUZUN İZLEDİĞİ PROGRAMLARA DİKKAT EDİN !</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/cocugunuzun-izledigi-programlara-dikkat-edin/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/cocugunuzun-izledigi-programlara-dikkat-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 14:44:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğununuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[izleiği]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[programlar]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>
		<category><![CDATA[tv seyretme]]></category>
		<category><![CDATA[tv zararları]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2624</guid>
		<description><![CDATA[
Televizyon çocuk için eğlenceli bir araçtır. Yemek yeme zamanı geldiğinde masada oturmak istemeyen bir çocuğun saatlerce televizyon karşısında hiç kalkmadan oturabildiğini görebilirsiniz. Keyifli geçen bu zaman dilimi bazen çocuğunuzun psikolojisi için zararlı olabiliyor.
Büyüme sürecindeki çocukta taklit etme davranışları oldukça fazladır. İki yaşla birlikte başlayan bu davranışlar ilerleyen yaşlara kadar devam eder. Çocuk kendisine bir model [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2625" title="tv" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/tv.jpg" alt="" width="300" height="212" /></p>
<p>Televizyon çocuk için eğlenceli bir araçtır. Yemek yeme zamanı geldiğinde masada oturmak istemeyen bir çocuğun saatlerce televizyon karşısında hiç kalkmadan oturabildiğini görebilirsiniz. Keyifli geçen bu zaman dilimi bazen çocuğunuzun psikolojisi için zararlı olabiliyor.</p>
<p>Büyüme sürecindeki çocukta taklit etme davranışları oldukça fazladır. İki yaşla birlikte başlayan bu davranışlar ilerleyen yaşlara kadar devam eder. Çocuk kendisine bir model seçer. Model; anne, baba, bir arkadaş, öğretmen , televizyonda izlediği bir kahraman veya onların davranışları olabilir. Çocuk ; model aldığı kişinin davranışlarını içselleştirir ve onun gibi davranmak için büyük çaba gösterir. Oyunlarında kendisini bu kahramanmış gibi hayal eder ve davranışlarını karşısındaki oyun arkadaşına uygulamaktan mutlu olur. Bu kahraman iyi özelliklere sahipse çocuğun gelişimini destekleyecek olumsuz özelliklere sahip ise çocuğun psikolojisini ve gelişimini olumsuz etkileyecektir. Bu süreç çocuk için aslında bir oyun olsa da anne � baba tarafından daha önemli bir boyutta değerlendirilmelidir.</p>
<p>Okul öncesi dönemdeki bir çocuğun hayal dünyası oldukça geniştir. Gördüklerini zihninde farklı bir yere koyar. Gerçek olmasa da izlediklerini gerçekmiş gibi algılayıp oyunlarında uygulamaya geçirebilir. Zihinsel gelişim olarak bu dönemde algılanan olaylar ve durumlar yetişkin gibi soyut değil somut olarak değerlendirilir.</p>
<p>Bazı programlar sadece bir çizgi film gibi görünse de içeriğinde kötü kelimeler , olumsuz davranış biçimleri, şiddet ve korku yaratabilecek görüntüler barındırabiliyor. Bu programlar ile karşı karşıya kalan çocuklarda karanlıktan korkma, gündüz veya gece yalnız kalmak istememe, uykuya dalmada güçlük, korkulu rüyalar sıklıkla gözlemlediğimiz durumlardır. Bu nedenle çocuğunuzun izlediği televizyon programları, çizgi filimler, dizileri seçerken dikkatli olmalısınız.</p>
<p>Yetişkinlerin de çocuklarının yanında izledikleri programlara dikkat etmesi gerekir. Siz dizinizi ya da haberleri izlerken yanınızda ya da içeride oynayan çocuğunuzun bir kulağının da sizde olduğunu unutmayın.</p>
<p>Çocuğunuzun gelişimini destekleyen, olumlu davranışları öğreten, korku içermeyen çizgi filmleri ve programları içiniz rahat bir şekilde çocuğunuza izletebilirsiniz..</p>
<p>Psikolog Eda Gokduman<br />
<a href="http://www.edagokduman.com/" target="_blank">www.edagokduman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/20/cocugunuzun-izledigi-programlara-dikkat-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda lenf bezleri neden büyür?</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağılığı]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[lenf bezi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[yerleşim bölgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2621</guid>
		<description><![CDATA[Bedeni yabancı cisim, madde ve hücreye karşı koruyan bağışıklık sisteminin bir ünitesi olan lenf bezleri, birer süzgeç gibi bedeni yabancı ve zararlı maddelerden arındırmakla yükümlü.

İSTANBUL &#8211; Anne ve babaları çok endişelendiren lenf bezi büyümeleri hakkında bilgiler veren Acıbadem Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bedeni yabancı cisim, madde ve hücreye karşı koruyan bağışıklık sisteminin bir ünitesi olan lenf bezleri, birer süzgeç gibi bedeni yabancı ve zararlı maddelerden arındırmakla yükümlü.</p>
<p><img title="hasta-cocuk" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/hasta-cocuk.jpg" alt="" width="298" height="199" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Anne ve babaları çok endişelendiren lenf bezi büyümeleri hakkında bilgiler veren Acıbadem Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İnci Ayan, “Lenfadenopati” olarak bilinen lenf bezi kanserinin oldukça nadir bir durum olduğunu ve riskin yüzde 0.4&#8242;den daha az olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. İnci Ayan lenf bezi büyümesine neden olan durumları şöyle sıraladı:</p>
<p>Lenf bezi büyümelerinin en sık neden enfeksiyonlardır. Bakteri, virüs, parazit, mantar gibi zararlı etmenler ya kan yolu ile yayılarak tüm bedende (sistemik) hastalık oluşturarak lenf bezlerini etkilerler. Ya da bölgesel olarak doğrudan lenf bezlerinin hastalanmasına neden olurlar.</p>
<p>Sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu, tonsillit, farenjit, otit, konjoktivit, diş eti enfeksiyonları, diş abseleri, ağız içi aftlar, deri enfeksiyonları, alt solunum yolu enfeksiyonları, el, kol, bacak, ayak, parmak enfeksiyonları, genital ve anal bölge enfeksiyonları ilgili bölgenin lenf bezlerinin büyümesine neden olurlar.</p>
<p><strong>BOYUN BÖLGESİNDEKİ LENF BEZİ BÜYÜMELERİ</strong><br />
Çocuklarda üst solunum yolunun viral enfeksiyonları boyun bölgesindeki lenf bezi büyümelerinden sorumlu en sık nedendir. Enfeksiyoz mononükleoz, kızamıkçık, kızamık, enterovirüsler, adenovirüs, suçiçeği, sitomegalovirüs enfeksiyonları bu enfeksiyonların başlıcalarıdır.</p>
<p>Bakteri enfeksiyonları arasında bademcik iltihaplarına da neden olan streptokoklar başta olmak üzere, stafilokoklar, difteri, sistemik hastalığa da neden olan tifo, brusella, tüberküloz, mikobakteri, sifiliz gibi etmenler sayılabilir.</p>
<p>Toksoplazma, sıtma, kene ısırığı hastalıkları, kedi tırmığı hastalığı ve mantar hastalıkları da diğer lenf bezi hastalığına neden olan enfeksiyonlardır.</p>
<p>Enfeksiyonlardan başka yabancı maddelere karşı oluşan yanıt sonucunda lenf bezleri büyüyebilir. BCG aşısı başta olmak üzere aşı reaksiyonları; böcek sokmaları; derinin sürekli irritasyonu sonucu oluşan dermatitler; aspirin, hidantoin, penisilin, tetrasiklin gibi ilaçlar, bu duruma örnek gösterilebilir.</p>
<p>Romatoid artrit ve lupus başta olmak üzere romatizmal hastalıklar, doğmalık metabolizma hastalıkları, bazı iç salgı bezi hastalıkları da lenf bezlerini etkileyen hastalıklar arasındadır. Bunların dışında lenf bezlerini ilgilendiren en önemli neden başta lösemi ve lenfomalar olmak üzere çocukluk çağının diğer doku ve organ kanserleridir.</p>
<p><strong>LENF BEZLERİNİN YERLEŞİM BÖLGELERİ</strong><br />
Tüm bedende yaklaşık 600 kadar lenf bezi vardır. Bunlar baş-boyun bölgesinde kulak önünde, kulak arkasında, üst ense bölgesinde, üst-orta-alt boyun bölgelerinde, çene ve ön çene altında, köprücük kemiği üstünde, göğüs boşluğunda başlıca orta kısım yapıları etrafında, akciğer giriş kapılarında ve koltuk altlarında, kollarda başlıca dirsek bölgelerinde, karın boşluğunda karaciğer, dalak gibi organların giriş kapılarında, mide-bağırsak sistemi çevresinde, orta hat damar yapıları ve omurga komşuluklarında, böbrek ve idrar yolları çevrelerinde, kasık ve uyluk üst bölgelerinde ve diz arkalarında bulunurlar.</p>
<p>Çocuklarda hangi koşullarda lenf bezi büyüklüğünden (lenfadenomegali) veya lenf bezi hastalığından (lenfadenopati)  şüphe edilmelidir?</p>
<p>Sağlıklı çocuklarda yerleşim yerine göre değişmek üzere lenf bezlerinin büyüklüğü 0.5 cm- 1.5 cm arasındadır. Genellikle çapı 1 cm’den büyük olan lenf bezleri anormal olarak kabul edilir ve lenf bezi büyümesinden (lenfadenomegali) söz edilir.</p>
<p>Büyümüş lenf bezleri özellikle baş-boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde ele gelir veya gözle fark edilebilir.  Büyüklük, devamlılık ve sayıca normalden farklı olan lenf bezlerinde lef bezi hastalığından (lenfadenomegali) şüphe edilmelidir. Tek bir bölgedeki lenf bezlerinin hastalığına bölgesel lenfadenopati; iki veya daha çok, komşu olmayan lenf bezlerinin anormal oluşuna ise yaygın lenfadenopati denir. Lenf bezi hastalıklarının dörtte üçünü bölgesel lenfadenopatiler oluşturur.</p>
<p><strong>LENF BEZİ BÜYÜMESİNDE KANSER RİSKİ</strong><br />
Çocuklarda enfeksiyon, alerji ve diğer doku hastalıklarının neden olduğu lenf bezi büyümeleri dışında iri bademcik, geniz eti gibi oluşumları örnek verebileceğimiz iyi huylu lenf bezi büyümeleri oldukça sık görülen durumlardır. Lenfadenopati nedeni olarak kanser oldukça nadir bir durum olup riski yüzde 0.4 den daha azdır.</p>
<p><strong>LENF BEZİ BÜYÜKLÜĞÜ SAPTANDIĞINDA İZLENECEK YOL</strong><br />
Anne ve babaların her şeyden önce fazla telaşa kapılmadan ancak zaman da geçirmeden bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir. Anne ve babalar, doktorlara şunları anlatmalı:</p>
<p>Lenf bezi büyüklüğünü nasıl fark ettiniz?<br />
Bu büyüme ne zamandan beri var?<br />
Zaman içinde büyüklüğünde artış oldu mu?<br />
Eşlik eden ateş, ağrı, kızarıklık veya renk değişikliği var mı?<br />
Yumuşama veya akıntı var mı? Öksürük, boğaz, kulak, diş, eklem veya başka bölgede ağrı oluştu mu?<br />
Terleme, ağırlık kaybı, döküntü, yaralanma, böcek sokması, aşılanma veya ilaç kullanma öyküsü ile ilgili bilgiler nelerdir?<br />
<strong><br />
TANIDA İÇİN YAPILACAK İNCELEMELER</strong><br />
İlgili lenf bezi bölgesinin ve tüm bedenin muayenesi tanıya gidebilmek için ilk şarttır. Lenf bezinin büyüklüğü, kıvamı, komşu yapılara yapışık olup olmadığı, duyarlılığı, renk değişimi, diğer lenf bezlerinin ve bademcik, karaciğer, dalak gibi lenf sistemi ile ilgili organlarda büyüme olup olmadığı, ateş varlığı, solukluk, deride döküntü veya kanama belirtileri tanı için önemli ipuçlarıdır.</p>
<p>Tam kan sayımı, enfeksiyon etmenleri ve enfeksiyon işaretlerinin kan testleri ile belirlenmesi, enfeksiyon ajanlarının tanımlanması için kültür testleri, ultrason, göğüs röntgeni gibi görüntüleme yöntemleri sıklıkla başvurulan testlerdir. Muayeneler ve incelemeler enfeksiyon lehine ise viral enfeksiyonlarda antiviral ve destek tedavileri, bakteri, mantar, parazit  enfeksiyonlarında uygun antimikrobiyal tedavi  verildikten sonra genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme görülür.</p>
<p>Düzelme saptanmayan olgularda ve/veya lenf bezinde büyümenin devam ettiği olgularda uzman doktorun uygun gördüğü izleme süresinin sonunda (genellikle 4-8 hafta) doku tanısını verecek olan biyopsi işlemi yapılır.</p>
<p><strong>BİYOPSİNİN TEHLİKESİ VAR MI?</strong><br />
Biyopsi olayı baştan beri izleyen çocuk hastalıkları uzmanının yönlendireceği çocuk cerrahı veya ilgili bölgenin (ör. Boyun bölgesi için kulak boğaz burun uzmanları) cerrahları yapar. Doğru tanı için en büyük lenf bezinin çocuğa zarar ve ağrı vermeyecek şekilde çıkartılması en uygun yaklaşımdır.</p>
<p>İnce iğne ile yapılan biyopsiler bazen yetersiz kalabilir ve biyopsi işleminin tekrarlanması gerekebilir. Doğru kişi ve uygun yaklaşımla lenf bezi biyopsilerinin hayati tehlikeleri yoktur. Alınan biyopsinin uygun şartlarda patoloji laboratuvarına gönderilmesi ve sonucun izlenmesi gerekir. Yapılan araştırmalar lenf bezi büyümelerinde sadece  %3 oranında biyopsinin gerekli olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>LENF BEZİ HASTALIKLARINDA TEDAVİ</strong><br />
Lenf bezi hastalığının nedenine göre tedavi uygulanır. En sık nedenler enfeksiyonlar olup gerek bölgesel gerekse sistemik enfeksiyon hastalıklarında uygun antimikrobiyal tedavi ile iyileşme tamdır. Kimi zaman hastalık tedavi edildikten sonra lenf bezleri küçülmekle birlikte tam olarak normal boyutlara ulaşamayabilirler.</p>
<p>Bu olağan bir durum olarak kabul edilir, ek tedavi gerektirmez. Enfeksiyon hastalıkları dışındaki nedenlerde de kanser de dahil olmak üzere özgün tedavi ile iyileşme şansı yüksektir. Özellikle erken tanı ve uygun tedavi ile hastaların büyük bölümünde tam iyileşme görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku alışkanlığı anne karnında kazanılıyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/uyku-aliskanligi-anne-karninda-kazaniliyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/uyku-aliskanligi-anne-karninda-kazaniliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:46:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlı]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[karnında]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2619</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte tüketilen alkolün yanı sıra düşük ağırlıklı doğumun, bebeğin uyku düzenini olumsuz etkilediği belirlendi. 

İZMİR &#8211; Amerikan Uyku Bilimi Akademisince yaptırılan, sonuçları &#8221;Uyku&#8221; dergisinin ağustos sayısında yayımlanan &#8221;Çocuklarda Kalitesiz Uykunun Hamilelikteki Temelleri&#8221; başlıklı araştırmaya göre, hamilelikte alkol tüketen annelerin bebekleri ile küçük doğanlar, diğer bebeklere oranla daha kısa ve &#8221;huzursuz&#8221; uykuya sahip oluyor.
Bebeklerde 7.7 saatin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hamilelikte tüketilen alkolün yanı sıra düşük ağırlıklı doğumun, bebeğin uyku düzenini olumsuz etkilediği belirlendi. </strong></p>
<p><img title="gulen_bebek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/gulen_bebek2.jpg" alt="" width="364" height="273" /></p>
<p>İZMİR &#8211; Amerikan Uyku Bilimi Akademisince yaptırılan, sonuçları &#8221;Uyku&#8221; dergisinin ağustos sayısında yayımlanan &#8221;Çocuklarda Kalitesiz Uykunun Hamilelikteki Temelleri&#8221; başlıklı araştırmaya göre, hamilelikte alkol tüketen annelerin bebekleri ile küçük doğanlar, diğer bebeklere oranla daha kısa ve &#8221;huzursuz&#8221; uykuya sahip oluyor.</p>
<p>Bebeklerde 7.7 saatin altındaki gece uykusu &#8221;kısa&#8221; kabul ediliyor. Araştırmaya göre, hamilelik sırasında alkol tüketen annelerin bebekleri, alkol tüketmeyenlerin bebeklerine oranla kısa uyku sorununu 2.5 kat daha fazla yaşıyor.</p>
<p>Anne adayının alkol kullandığı gebelik sürecinden doğan bebekler, normal bebeklere oranla 3.6 kez daha fazla sık uyanma nedeniyle &#8221;randımansız uyku&#8221; olarak nitelendirilen uyku sorununu yaşıyor.</p>
<p>Araştırmayı yürüten ekibin başında bulunan Helsinki Üniversitesinden Dr. Katri Raikkönen, küçük miktarlarda bile olsa, gebelikte kullanılan alkolün bebeğin uyku süresi ve kalitesi üzerinde etkili olduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>SEZARYEN DOĞUM DA ETKİLİ</strong><br />
Araştırmaya göre, &#8221;küçük&#8221; olarak dünyaya gelen bebekler de benzer uyku sorunlarını daha sık yaşıyor. Araştırmanın ulaştığı ilginç sonuçlardan biri de sezaryen doğum ile dünyaya gelen bebeklerin normal doğanlara oranla daha kısa uyku dilimlerine sahip olması.</p>
<p>Bu alanda öncü sayılabilecek bulgulara ulaştıklarını ifade eden Dr. Raikkönen, çalışmaya, gebeliğin 37. haftasından başlayarak 8 yaşına kadar takip edilen 289 çocuğun katıldığını bildirdi.</p>
<p><strong>UYKU KALİTESİNİN ÖNEMİ</strong><br />
Raikkönen, bebeklikteki uyku miktarı ve kalitesinin çocuğun gelişimi açısından hayati rol oynadığına işaret ederek, uyku sorununun ailelerin karşısına birkaç yıl sonra başka sorunlar olarak gelebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Dr. Raikkönen, az ve kalitesiz uyku ile obezite, depresif davranışlar, dikkat eksikliği, hiperaktivite ve zayıf sinirsel fonksiyonlar arasında bağlantı bulunduğunu kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/uyku-aliskanligi-anne-karninda-kazaniliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuruyemiş çocuklar için büyük risk</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/kuruyemis-cocuklar-icin-buyuk-risk/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/kuruyemis-cocuklar-icin-buyuk-risk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[kuruyemiş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2616</guid>
		<description><![CDATA[Kuruyemiş veya oyuncak parçası gibi yabancı cisim yutma, 1 yaşın altındaki çocuklarda ölüm nedenleri arasında 5. sırada yer alıyor.﻿

İSTANBUL &#8211; Anne babaların yaşadığı en büyük korkulardan biri hiç kuşkusuz bebeklerinin ağızlarına etraftan buldukları herhangi bir materyali atmaları sonucu ölüme dahi neden olabilen solunum durmaları.
Çocuklarda yabancı cisim yutma sırasında yapılması gerekenler ile ilgili Memorial Hastanesi Organ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kuruyemiş veya oyuncak parçası gibi yabancı cisim yutma, 1 yaşın altındaki çocuklarda ölüm nedenleri arasında 5. sırada yer alıyor.﻿</strong></p>
<p><img title="aglayan_bebek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/aglayan_bebek1.jpg" alt="" width="298" height="224" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Anne babaların yaşadığı en büyük korkulardan biri hiç kuşkusuz bebeklerinin ağızlarına etraftan buldukları herhangi bir materyali atmaları sonucu ölüme dahi neden olabilen solunum durmaları.</p>
<p>Çocuklarda yabancı cisim yutma sırasında yapılması gerekenler ile ilgili Memorial Hastanesi Organ Nakli ve Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Turan Kanmaz bilgi verdi.</p>
<p>Küçük çocuklar yapılarındaki meraklılık ve araştırma özelliklerinden dolayı her türlü yabancı cismi ağızlarına götürmeye ve yutmaya eğilimlidir. Ayrıca diş sayısı ve yapılarının yetersiz olması besinleri çiğnemeden daha büyük lokmalar halinde yutmalarına yol açar. Ağızlarında bir şeyler olmasına rağmen konuşmaya, gülmeye, koşmaya ve oynamaya devam edebilirler.</p>
<p><strong>EN ÇOK KURUYEMİŞ VE OYUNCAK PARÇASI YUTULUYOR</strong><br />
Özellikle 1 ile 2 yaş arası çocuklarda yabancı cisim yutma ve buna bağlı solunum sorunları sıktır. Solunum yollarına kaçan yabancı cisimler arasında en sık saptananlar; çekirdek, fındık, fıstık gibi kuru yemişler, kuru üzüm, çiğnenmemiş besin artıkları ve oyuncak parçalarıdır. Bu tür besinler ve küçük parçalı oyuncaklar/cisimler 3 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki; 1 yaşın altında çocuklarda yabancı cisimler ölüm nedenleri arasında 5. sıradadır. Solunum sistemine kaçan yabancı cisimler ani solunum sıkıntısı, morarma, öksürme ile kendini gösterirler.</p>
<p>Bu durumda saniyeler içinde çocuk kaybedilebilir; acil servise ulaşıncaya kadar hızlı bir şekilde ağız içi parmakla kontrol edilip cisim çıkartılmaya çalışılmalı, çocuk ayaklarından baş aşağı tutulup sırtına elle vurularak cismin çıkartılmasına yardımcı olunmalı ve solunum durması söz konusuysa ağızdan ağza yapay solunuma başlanılmalıdır.</p>
<p><strong>PİL VE MIKNATIS BAĞIRSAK DELİNMESİNE NEDEN OLABİLİR</strong><br />
Sindirim sistemine kaçan yutulan cisimlerin çok büyük kısmı ise çocuğa zarar vermeden bağırsaklar yoluyla atılır. Özellikle zehirlenmeye ve bir yerde takılmaya neden olabilecek yabancı cisimler tanımlanmalı ve erken çıkartma işlemi yapılmalıdır. Çocuklar genellikle oyuncak parçaları, metal para, çivi, vida, pil gibi maddeler yutarlar.</p>
<p>Temizlikte kullanılan kireç çözücü, deterjan, yumuşatıcı gibi sıvı yabancı cisimler içerdikleri asidik ya da bazik madde oranına göre yemek borusu ve midede hasar yapabilir ya da zehirlenmelere yol açarlar. Yutulan katı yabancı cisimlerin çok büyük kısmı ise yemek borusunun başlangıç kısmına takılır. Yemek borusunu geçip mideye ulaşan cisimler genellikle sorunsuz olarak kendiliğinden çıkarlar. Nadiren uzun/geniş cisimler mide çıkışında ya da ince bağırsak kalın bağırsak birleşim yerinde takılabilirler.</p>
<p>Sindirim sisteminde takılan cisimlerin ise kimyasal ya da mekanik yollarla sıkıntı yaratma riskleri vardır. Özellikle piller ve mıknatıs parçaları bağırsak delinmeleri gibi önemli sorunlar yaratabilirler, bu nedenle acilen çıkarılmalıdırlar. Yabancı cisim yutma sıklığı %4’lere kadar varan yükseklikte saptanırken, en sık metal para yutma olayıyla karşılaşılır. Bu durum 6 ay ile 4 yaş arası çocuklarda sık olarak görülmektedir.</p>
<p><strong>ANİ MORARMA, ÖKSÜRME VE SOLUNUM SIKINTISI</strong><br />
Yemek borusunda takılan yabancı cisimlerde; yutma güçlüğü, yemeği reddetme, aşırı salya oluşması, kilo kaybı, kusma, göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, açıklanamayan ateş ve bilinç değişikliklerine kadar varan bulgular saptanır. Çocuğun muayenesinde bir şey saptanamayabilir, en önemli tanı aracı şüphelenmektir, özellikle oynarken ani morarma, öksürme, solunum sıkıntısı gibi öyküler önemlidir.</p>
<p>Yabancı cisim yutma öyküsü ile başvuran hastaya hastane koşullarında anestezi altında girişim yapılır. Işıklı bir kamera sitemiyle çocuğun solunum yolları veya yemek borusu incelenip özel cihazlarla yabancı cisim çıkarılır. Erken tanı almış ve yabancı cismi çıkarılmış çocuklar hemen taburcu olabilirken, geç başvuran hastalarda ya da sisteme hasar veren yabancı cisim olgularında uzun süreli hastane yatışı ve tedaviler gerekebilir.</p>
<p>Çocukları yabancı cisimlere bağlı sorunlardan korumanın yolu çocukların hareketlerini kısıtlamak değil, yabancı tehlikeli cisimleri çocuklardan uzaklaştırmaktır.<br />
Kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/14/kuruyemis-cocuklar-icin-buyuk-risk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>20 soruda &#8216;Bebekleri anlama&#8217; rehberi</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/20-soruda-bebekleri-anlama-rehberi/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/20-soruda-bebekleri-anlama-rehberi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 13:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anlama]]></category>
		<category><![CDATA[anlarız]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri]]></category>
		<category><![CDATA[kre]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[soruda]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2613</guid>
		<description><![CDATA[Okunan kitaplara veya tecrübeli annelerden alınan desteklere rağmen bebek büyütenler, bu süreçte çok sayıda soruyla karşılaşabilir, soruların yanıtlanmaması ise endişe yaratabilir.

İSTANBUL &#8211; Kitaplardan edinilen bilgiler, anne, kayınvalide, arkadaşlar ve kız kardeşlerden alınan tavsiyeler, bebek bakımıyla ilgili sorularda yetersiz kalabilir.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okunan kitaplara veya tecrübeli annelerden alınan desteklere rağmen bebek büyütenler, bu süreçte çok sayıda soruyla karşılaşabilir, soruların yanıtlanmaması ise endişe yaratabilir.</strong></p>
<p><img title="anne_bebek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/anne_bebek.jpg" alt="" width="364" height="273" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Kitaplardan edinilen bilgiler, anne, kayınvalide, arkadaşlar ve kız kardeşlerden alınan tavsiyeler, bebek bakımıyla ilgili sorularda yetersiz kalabilir.</p>
<p>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu, bilgileri bebek büyüten annelerle paylaştı.</p>
<p><strong>1- Emziren Annenin Karnı Ağırıyorsa&#8230;</strong><br />
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağırır, zira soğukta bağırsak kasılma ve hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu fiziksel durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.</p>
<p><strong>2- Anne Gazlı İçecek Tüketirse Bebekte Gaz Olmaz</strong><br />
Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkansızdır.</p>
<p>Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler yendiğinde annenin bağırsaklarında bulunan bakteriler, bu yiyecekleri (yoğun probiyotik ve prebiyotik içeren gıdalar) fermente ettiğinde açığa çıkan gazlar annede gaz olarak hissedilebilir. Ancak bu gaz baloncuklarının da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir. Annenin yediği yiyeceklerin içinde bulunan bazı alerjik protein ve kimyasalların süt yoluyla bebeğe geçip, bebekte alerjik reaksiyon ve karın ağrısı oluşturma potansiyeli vardır. Ama bu sadece duyarlı bebeklerde ve nadiren oluşur.</p>
<p><strong>3- Bebek Yeşil Kaka Yapıyorsa Araştırmak Gerekir</strong><br />
Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.</p>
<p><strong>4- Anne Strese Girince Sütü De Etkilenir</strong><br />
Geleneksel olarak süt salgısını artırdığı düşünülen sayısız gıda, içecek ve bitki çayları tanımlanmıştır. Ancak bilimsel olarak kanıtlanmış ve her annede aynı derecede etki gösteren özel bir gıda ya da içecek ne yazık ki bulunmamaktadır.</p>
<p>Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye moral motivasyon, arzu ve inancı, normal doğum yapıp en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı, yorgunluk ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla bebeğini emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.</p>
<p><strong>5- Tırnaklarını Kesmek İçin Kırkının Çıkmasını Beklemeyin</strong><br />
Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur. Bazen bebek doğduğunda bile kesilebilecek kadar uzun olabilir.</p>
<p><strong>6-Hava Sıkışınca Hıçkırık Olur</strong><br />
Bebeğin hıçkırması temel nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi geğirilip çıkıncaya kadar hıçkırık devam eder.</p>
<p><strong>7- Göz Yaşarması, Göz Zarının Tahriş Olması Demektir</strong><br />
Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.</p>
<p><strong>8- Ağlayan Bebeği Sık Sık Kucaklayın</strong><br />
Yenidoğan bebeğin, dünyada yapayalnız, savunmasız ve çaresiz olarak, kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeklerinizi her ağladıklarında kucaklayın.</p>
<p><strong>9- Yer Yemez Kaka Yapmasından Korkmayın</strong><br />
Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.</p>
<p><strong>10 &#8211; Şekerli Suya Alışınca Memeyi Reddeder</strong><br />
Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin çok büyük bir rolü olduğu kesin. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve daha uzun sürmektedir. Formula mama çağından önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi kulağa mantıklı gelebilir; ancak günümüzde anne sütüne yakın formül mamalar varken şekerli suyla bebeğin beslenmesi gereksiz hatta zararlı bir davranış olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.</p>
<p><strong>11- İlk 3 Ay Bebeğe Yalancı Meme Vermeyin</strong><br />
Anne-babaların en büyük isteği bebeklerinin bir an önce yalancı emziğe alıştırıp bebeğin ağlama krizlerinden kurtulmaktır. Gerçekten de bebeğin yalancı emzikle avutulması kısa süre de olsa aileye nefes alma fırsatı verir. Ancak bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil damak dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından çok farklıdır.</p>
<p>Bu nedenle ilk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı görünmezler. Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu sefer de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması, formül ve biberon beslenmeye geçiş anlamına gelir. Bu nedenle mümkünse ilk 3 ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.</p>
<p><strong>12- Bebek Annesinin Memesini Bulunca Rahatlar</strong><br />
Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Çünkü henüz görme yeteneği tam gelişmemiş bebeğin çevresinde olan biteni anlama algılama kapasitesi sınırlıdır.</p>
<p>Tek bildiği sıcak anne kucağı ve anne memesidir. Ona kavuşunca doğru yerde olduğunu hisseder, rahatlar. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranmak durumundadır.</p>
<p><strong>13- Bebeğin Sık Hapşırması Reflekstir</strong><br />
Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.</p>
<p><strong>14- Bebeğin Memesinde Süt Toplanırsa Geçmesini Bekleyin</strong><br />
Anneden gecen hormonların etkisiyle yenidoğan bebeğin memelerinde bazen süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyon ve apseyle sonuçlanabildiğinden önerilmemektedir.</p>
<p><strong>15-Göbeğinde Fıtık Varsa Kendiliğinden Geçer</strong><br />
Göbek fıtıkları, değil ceviz portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.</p>
<p><strong>16- Göbeği Düşsün Diye Toz Kullanmayın</strong><br />
Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde %70’lik alkol solüsyonlarıdır.</p>
<p><strong>17-Gözündeki Çapağa Anne Sütü Damlatmayın</strong><br />
Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.</p>
<p><strong>18- Bitki Çayları Gazı Gidermiyor</strong><br />
Bu tarz bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası olduğu gösterilememiştir. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır. Ayrıca bitkisel kökenli olsalar da hangi bebekte ne tür yan etkiler yapacağının önceden kestirilmesi de güçtür.</p>
<p><strong>19- Her Gün Yıkamak Büyümesini Kolaylaştırır</strong><br />
Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar ve güzel uyur. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından indirekt yolla banyo, bebeğin büyümesine katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>20- Bebeği Tuzlamanın Ölümcül Sonuçları Olabilir</strong><br />
Anadolu&#8217;da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması adeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır ve asla yapılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/20-soruda-bebekleri-anlama-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda büyüme kıkırdağı yaralanmaları</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-buyume-kikirdagi-yaralanmalari/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-buyume-kikirdagi-yaralanmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 13:11:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kıkırdağı]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2610</guid>
		<description><![CDATA[Yaz tatilinde çocukların açık alanlarda daha çok zaman geçirmesi, oyun kazaları ve yaralanmalarda artışa neden oluyor.

Bisiklet kazaları, duvardan ya da ağaçtan düşme ve araba kazaları, çocukların dış dünyada yaralanmalarına yol açan nedenler arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji hekimlerinden Doç Dr. Levent Eralp konuyla ilgili bilgi verdi:
YARALANMA UZUV KAYBINA NEDEN OLABİLİR
Yaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz tatilinde çocukların açık alanlarda daha çok zaman geçirmesi, oyun kazaları ve yaralanmalarda artışa neden oluyor.</strong></p>
<p><img title="futbol" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/futbol.jpg" alt="" width="410" height="273" /></p>
<p>Bisiklet kazaları, duvardan ya da ağaçtan düşme ve araba kazaları, çocukların dış dünyada yaralanmalarına yol açan nedenler arasında ilk sıralarda yer alıyor.</p>
<p>Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji hekimlerinden Doç Dr. Levent Eralp konuyla ilgili bilgi verdi:</p>
<p><strong>YARALANMA UZUV KAYBINA NEDEN OLABİLİR</strong><br />
Yaz aylarında yoğun olarak karşılaşılan çocuk yaralanmalarının önemli bir kısmı kemik ve eklem yaralanmaları olur. Çocuk kırıklarının yetişkin kırıklarından önemli farkları vardır. Bunların en önemlisi, ‘büyüme kıkırdağı’ olarak adlandırılan, kemiğin uzamasını sağlayan bölgesinin yaralanmasıdır. Bu bölgelerdeki yaralanmalar, geç ya da uygun olmayan yöntemlerle tedavi edilirse sonraki yıllarda o uzuvda kısalık ve/veya eğriliğe sebep olur.</p>
<p>Büyüme kıkırdağı yaralanmaları, hayati tehlike taşıyan yaralanmalar değildir; ama çocuğun ileriki yıllarda sağlıklı uzuvlara sahip olması için büyük önem taşır. Eğer yapılacak cerrahi girişimle büyüme kıkırdağı doğru tamir edilmezse, bacak hem kısa kalabilir hem de düz değil açılı, yani eğri bir bacak olur. Daha da önemlisi çocuğun boyu uzamaya devam edeceği için, kemik büyümesini tamamlayana kadar kısalık ve eğrilik miktarı da artar.</p>
<p>Büyümenin 17–18 yaşına kadar devam edeceğini düşünürsek, 8–10 yaş grubundaki çocukların, önünde 8–10 senelik bir büyüme potansiyeli olduğu için, hem kısalık hem de eğrilik uzun bir süre artmaya devam eder. Bu nedenle çocukların kemik yaralanmaları, mutlaka bu konuda deneyim sahibi kişiler tarafından değerlendirilmeli ve tedavileri vakit kaybetmeden yapılmalıdır.</p>
<p>Birçok çocuk kırığında güncel tedavi yöntemi, kırık bölgesi hiç açılmadan ‘skopi’ denilen bir röntgen cihazı altında, kırık parçalarının hiç yaralanma olmamış gibi eski haline getirilmesi ve yine kırık bölgesi hiç açılmadan teller ya da vidalar yardımıyla tespit etmektir. Yani hastanın vücudunda ameliyat sonrasında sadece 4–5 tane küçük delik izi kalır.</p>
<p><strong>ÇOÇUKLAR DAHA ÇABUK İYİLEŞİYOR</strong><br />
Bu tür yaralanmalarda kemiğin çeşidine göre iyileşme süresi 4 ila 8 hafta arasında değişir. El bileği kırığı ortalama 4 haftada iyileşirken, kalça kırığı 6-8 haftada iyileşir.</p>
<p>Çocukların erişkinlere göre hem ruhsal hem de bedensel olarak adaptasyon yetenekleri daha yüksek olduğu için, tedavi süreleri daha kısa olur. Çünkü çocukların bütün dokuları çok elastiktir, alçılı tedavide erişkinler gibi kolayca eklem sertliği gelişmez.</p>
<p>Bu nedenle hem tedavi sonrası alçı yapılacaksa alçıya çok çabuk alışırlar, hem de alçı çıktıktan sonra hayata geçiş döneminde çok çabuk uyum sağlarlar. Buna bağlı olarak çocukların fizik tedavi süresi de çok daha kısa olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-buyume-kikirdagi-yaralanmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spor çocuğu geliştiriyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/spor-cocugu-gelistiriyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/spor-cocugu-gelistiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 12:59:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[geliştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2606</guid>
		<description><![CDATA[Hareket ve sporun çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişmesinde çok önemli katkısı olduğunu söyleyen uzmanlar, sporun çocuğu fiziksel, sosyal ve bireysal açıdan geliştirdiğini belirtiyor.

İSTANBUL &#8211; Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Nadire Berker, sporun çocuklar üzerindeki etkilerini şu şekilde özetliyor:
Fiziksel açıdan kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir, erişkin dönemde oluşabilecek kalp ve akciğer hastalığı riskini en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hareket ve sporun çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişmesinde çok önemli katkısı olduğunu söyleyen uzmanlar, sporun çocuğu fiziksel, sosyal ve bireysal açıdan geliştirdiğini belirtiyor.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2607" title="cocukvespor" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/cocukvespor.jpg" alt="" width="430" height="323" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Nadire Berker, sporun çocuklar üzerindeki etkilerini şu şekilde özetliyor:</p>
<p>Fiziksel açıdan kalp ve akciğerleri kuvvetlendirir, erişkin dönemde oluşabilecek kalp ve akciğer hastalığı riskini en aza indirir. Kasları, eklem bağlarını kuvvetlendirir, eklemleri besler. Mide bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve sosyal açıdan çocuğu geliştirir.</p>
<p>Spor ve egzersizin yararları bilinmekle birlikte başlama zamanı, süresi ve türü tartışmalıdır. Çocukların yetenekleri ve gelişim düzeyleri birbirinden farklı olduğu için her egzersiz her çocuğa uygun olmaz. En doğrusu çocuğun beceri düzeyine göre ilerlemek, özellikle çok küçük yaş gruplarında çocuğun beceri düzeyine uygun zevkli aktiviteler bulmaktır.</p>
<p>Ana hatlarıyla önerilebilecek aktiviteleri şöyle sıralamak mümkün:</p>
<p><strong>2-3 YAŞ</strong><br />
Bahçede veya oyun alanında koşma, salıncak, oyun bahçesi, su içinde oyunlar, yuvarlanma.</p>
<p><strong>4-6 YAŞ</strong><br />
Dans, yakalama, elim sende oyunları, ip atlama, yakartop, üç veya 4 tekerlekli bisiklet, bu yaştan sonra çocuk takım oyunlarına katılabilir.</p>
<p><strong>ÖNERİLEN OYUNLAR</strong><br />
Yakalamaca, yuvarlanma, ip atlama, yüzme, ebelemece, seksek, frizbi, yürüyüş, bisiklet.</p>
<p><strong>2-6 YAŞ ARASI</strong><br />
Bu yaş grubu çocuklar henüz fırlatma, yakalama, koşma, sıçrama, atlama gibi hareketin temel becerilerini öğrenmektedirler. Bu beceriler merkez sinir sisteminin doğru gelişmesine yardım eder. Bu yaş grubundaki çocuklarda düzenli bir egzersiz programı önerilmez. Temel motor becerileri geliştiren oyunlar oynamak daha doğrudur.</p>
<p><strong>7-10 YAŞ ARASI</strong><br />
Bu grup çocuklar temel hareket becerilerini edinmişlerdir. Hafızaları ve karar verme yetileri gelişkin olduğundan bazı oyunların stratejilerini kavrayabilirler. Ancak bazı organize takım oyunlarının gerektirdiği karmaşık hareket ve becerileri başaramayabilirler. Bu grup çocukların temel becerilerini daha zor oyunlarda kullanabilmeleri için değişik oyunlar oynanabilir. Bisiklet, top oyunları, tenis, masa tenisi, paten, dans, jimnastik, futbol, yüzme önerilebilir.</p>
<p><strong>10 YAŞ VE ÜZERİ</strong><br />
Artık çocuklar karmaşık aktivite gerektiren takım oyunlarına katılabilirler. Futbol ve basketbolda çocuğun fiziksel güvenliği önemlidir. Fiziksel yaralanma riski dışında yarışma sporları ile birlikte kazanma ve kaybetme de başlar. Çocuklar kaybetmeye tahammül edemeyebilirler. Bu nedenle çocuğun doğru yönde odaklanmasına dikkat etmek gerekir. Bu yaşa dek aerobik veya dirençli egzersiz programlarına başlanması doğru değildir. Ergenliğe kadar uzun mesafe koşularına izin verilmemelidir.</p>
<p>10 yaş üzeri çocuklarda orta şiddette bir aerobik egzersiz programına başlanmalıdır. Sıklık en fazla haftada 3 gün olmalı, antremanlar arası bir gün istirahat edilmelidir. Antreman süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Tüm kasları geliştirmek için değişik şekillerde aktiviteler gereklidir. Organize takım sporları, koşu, paten, bisiklet, ip atlama, aerobik, yüzme, kürek, atletizm.</p>
<p><strong>KAS GÜÇLENDİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR</strong><br />
Tüm güçlendirme aktiviteleri eğitimli personel tarafından denetlenmelidir. Çocuk ne kadar büyük olursa olsun fizyolojik olarak gelişimini tamamlamadığı unutulmamalıdır. Ana amaç tüm egzersizler için doğru tekniğin öğrenilmesidir. Önce teknik öğrenilmeli, direnç daha sonra eklenmeli ve yavaş artırılmalıdır. Doğru nefes tekniği öğretilmelidir. Egzersizin hızı kontrol edilmeli ve ani hızlı germelerden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Vücut geliştirme ve ağırlık kaldırma yasaktır. Çok eklemi içeren tam eklem hareket açıklığı gerektiren egzersizler yapılmalıdır. Çocuğun söylenileni anladığından ve yapabildiğinden emin olunmalıdır. Yükler set başına 8-12 tekrar yapabilecek kadar olmalıdır, çok ağır yüklerden kaçınmak gerekir. Tüm ana kas gruplarını içeren 8-10 tane farklı egzersizi iki set halinde yapmak, egzersizler arasında 1-2 dakika dinlenmek gereklidir. Güçlendirme antremanları haftada 2 gün yapılmalı ve diğer zamanlarda farklı aktiviteler önerilmelidir.</p>
<p><strong>ÇOCUK SPORUNDA HASSAS NOKTALAR</strong><br />
Büyüyen bağ ve kemikler: Çocukların kemikleri büyüklerinkinden farklıdır, kemik uçlarında büyüme plağı denilen ve uzamayı sağlayan kısımlar vardır. Bu büyüme plakları kızlarda 13-15, erkeklerde de 15-17 yaşa dek açık ve aktiftir. Kemiğe aşırı yük bindiğinde tendon ve bağlardan çok bu büyüme plakları zedelenir. Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında enflamasyon oluşabilir.</p>
<p>Aşırı kullanım ve zedelenmeler: Çocuklarda fiziksel aktivite tek bir spor değil, çeşitli fiziksel aktiviteleri içermelidir. Uzun saatler süren antremanlar gerektiren koşu, jimnastik ve tenis gibi sporlarda aşırı kullanıma bağlı yaralanma riski artmaktadır. Maratona katılma yaşı da bu nedenle 16’dan 18’e çıkarılmıştır.</p>
<p>Kazanma Hırsı ve Yarattığı Sorunlar: Sporun sadece katılım için olmayıp madalya için yapılması bazı tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Sadece kazanmak için yapılan spor, sporcu için riskler taşır.</p>
<p>Kadın Sporcu Üçlemesi: Kız sporcularda görülen kadın sporcu üçlemesi bunların en bilinenidir. Aşırı antreman sonrasında gelişen anoreksi, amenore ve osteoporoz kız sporcuların sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur.</p>
<p>Madde Bağımlılığı: Ciddi bir problem çocuk ve ergen sporcularda ergojenik maddelerin kullanımıdır. Profesyonel sporcuların daima kazanım mentalitesi ergen amatör sporculara da yerleştikçe madde kullanımı artmaktadır. Erken cinsel gelişme gösteren sporcularda steroidli maddelerin kullanımı araştırılmalıdır. Genç sporcular üretici firmalar tarafından güvenli oldukları iddia edilen beslenme desteği ürünlerini de kullanmaktadırlar. Kreatin ve androstenedione gibi maddeler internet üzerinden satılabilmektedir. Ancak bu maddelerin çocuk ve ergenlerde uzun vadede güvenli olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Koçlarının bile bu konuda teşvik ettiği genç sporcuları bu tür maddelerin kullanımından korumak hekimin ve ailenin birincil görevidir.</p>
<p>Aşırı Kullanım Sendromları: Genç sporcularda görülen ortopedik sorunların üzerinde önemle durulmalıdır. Yüzücülerde omuz sorunları ve koşucularda bacak ağrıları (shin splints) en sık gözlenen aşırı kullanım sendromlarıdır. Aşırı kullanım sendromlarını tanıyarak erkenden önlem alınırsa bunların stres kıırıklarına yol açmaları önlenebilir.</p>
<p>Spora Bağlı Yaralanmalar: Bu tür yaralanmalar daha çok maç ve yarışma esnasında meydana gelmektedir. İyileşme sürecinde pasif değil, aktif bir istirahat gerekir, çocuğun tekrar spora dönebilmesi için konuda deneyimli bir hekim tarafından izlenmesi ve tedavisinin doğru planlanması şerttır. Futbol gibi saha sporlarında en sık diz ve ayak bilek yaralanmaları, yüzme gibi tekrar eden aktivite içeren sporlarda ise aşırı kullanım sendromları gözlenmektedir.</p>
<p><strong>ÇOK AKTİF ÇOCUKLARDA EN SIK GÖZLENEN YARALANMALAR</strong><br />
Akut yaralanmalar ani ve travma sonrası olur. Küçük yaşlarda ezilme, burkulma ve zorlanmalar görülür. Ergenlerde kemik kırıkları ve bağ kopmaları olabilir. Yaşa bağlı olmaksızın gözde kanama, retina ayrışması, kornea çizilmesi; kemik kırıkları, bağ yaralanmaları, beyin zedelenmeleri, omurilik yaralanmaları görülebilir. Bu tür akut yaralanmaların nedenleri ekipmanın doğru olmayışı veya gerektiği gibi kullanılmayışıdır. Örneğin basketbol ve raket sporlarında göz yaralanmaları nadir değildir.</p>
<p>Aşırı Kullanım Yaralanmaları: Aşırı kullanım yaralanmaları çocukların büyüme gelişmelerini etkilediğinden erişkinlerdekinden daha önemlidir. Kemik ve eklemlerin çok fazla stres altında kalması sonucu görülür.</p>
<p>Ayak bileği burkulmaları: Yaşı büyük çocuklarda ayakbileği bağlarında gerilme veya kopma bilek kırıklarından daha sıktır. Hemen tedavi edilmelidir.</p>
<p>Kırıklar: Aşırı kullanıma bağlı olarak büyüme plaklarında kırıklar oluşabilir.</p>
<p>Sever hastalığı: Topuk ağrılarıyla karakterizedir. Topuk kemiğinin büyüme noktasının aşırı kullanıma bağlı enflamasyonundan olur.</p>
<p>Ön diz ağrısı: Diz kapağının altında hissedilir. Diz hassas ve şiş olabilir. Genellikle uyluk etrfaındaki ana kas grupları olan kuadriseps ve hamstring kaslarının gerginliği sonucu oluşur.</p>
<p>Yüzücü omzu: Yüzmedeki tekarlayıcı kol atma hareketine bağlı olarak omuzun şişmesidir. Ağrı aralıklı olarak başlayıp giderek müzminleşebilir.</p>
<p>Bacak ağrıları (shin splint): Bacakların baldır kısımlarında ağrı ve rahatsızlık hissi mevcuttur. Aşırı antreman veya sert zeminde yapılan antremanlardan sonra gözlenir.</p>
<p>Spondilolizis: Bel kaslarının tekrarlayıcı dönme, geriye veya öne bükülme hareketleri sonucu zedelenmesinden olur ve sürgen bel ağrısına yol açar. Futbol, jimnastik, güreş gibi sporlarda sıktır.</p>
<p><strong>Aşırı Kullanım Sendromlarını Artıran Faktörler</strong><br />
Hızlı büyüme dönemleri veya esneklik-kuvvet arası farklar<br />
Yetersiz ısınma<br />
Aşırı aktivite<br />
Kötü teknik<br />
Uygunsuz ekipman</p>
<p>Tekrarlayan yaralanmalar<br />
Yaralanma yeterince iyileşmeden spora dönüldüğünde gözlenir. Tam iyileşmeden spora dönen sporcunun yeniden yaralanma riski çok yüksektir. Vücut yaralı ve taze iyileşmiş kısmını kullanamadığından onu kompanse etmek için gereksiz veya hatalı hareketler yapabilir. En iyi çare tamamen iyileşmeyi beklemektir. Spor öncesi düzenli biçimde ısınma ve sonrasında da soğuma yapmak gereklidir. Müsabakaya çıkış da yavaş yavaş olmalıdır.</p>
<p><strong>YARALANMAYA YOL AÇAN FAKTÖRLER</strong><br />
Genelde 8 yaş altında çocuklar hala büyümekte oldukları için refleks ve tepki zamanları yavaştır, koordinasyonları tam değildir. Çocuklar farklı yaşlarda olgunlaştıkları için de aynı yaşta bile olsalar bazen boy ve kiloları arasında anlamlı farklar görülür. Farklı boyutlarda çocuklar aynı yaşta oldukları için birbirleriyle maç yaptıklarında yaralanma riski doğar. Çocuklar büyüyüp güçlendikçe de bu risk daha da artar.</p>
<p>Ayrıca çocuklar bazı aktivitelerin risklerini erişkinler kadar iyi değerlendiremediklerinden farkında olmadan çok riskli durumların içine girebilirler. Temas sporlarında yaralanma riski yüksektir. Futbol diğer sporlara göre daha tehlikelidir. Boks ise çocuklar için uygun değildir. Astıımlı çocuklar spor yapamaz diye bir şey yoktur. İlaçlarla kontrol altında tutulan astımlı çocuklar da yaşıtları gibi spor yapabilirler.</p>
<p>ÇOCUĞA SPOR AYAKKABI ALIRKEN<br />
Çocukların ayakları sürekli büyür. Bu nedenle ayakkabının burnu ile en uzun parmağın ucu arasında bir parmak mesafe olmalıdır. Dükkanda çocuğa her iki ayakkabı da giydirilmeli, içinde her gün giydiği normal çorapları olmalı, ayakkbı bağcıkları bağlanmalıdır. Birkaç dakika içinde aykkabının uyup uymadığı anlaşılır. Ayaklar akşamüzeri hafifçe şişeceğinden ayakkabı alışverişine akşam üzeri gidilmelidir.</p>
<p>Küçük çocuklarda birçok spor için çok amaçlı ayakkabı yeterlidir. Koşu ayakkabısı çok amaçlı bir ayakkabı olarak uygun değildir, çünkü koşu ayakkkabıları yana doğru harekete izin vermediklerinden yaralanma riskini artırırlar.</p>
<p>On yaşından sonra performansı artırıp ayakları korumak için spora özgü ayakkabılar seçilebilir. Koşu ayakkabısı dışında bütün ayakkabılar genç sporcunun ayağına zarar vermeden birbiri yerine kullanılabilirler.</p>
<p><strong>ÇOCUĞUNUZ EMİN ELLERDE Mİ?</strong><br />
Antrenörün güvenlik ve emniyete verdiği önem, tüm katılanları oyuna dahil edip etmediği, kazanma-kaybetmeye olan yaklaşımı, çocuğa verdiği hedefler, antreman öncesi ısınma-soğuma periodları, çocukların fiziksel gelişim ve beceri düzeylerine göre gruplandırılması gibi faktörler çocuğun emniyeti açısından önemlidir.</p>
<p><strong>ANNE-BABALARA ÖNERİLER</strong><br />
Tüm ana babalar çocuklarını başarılı birer sporcu olarak görmek isterler ancak çocuğa çok fazla baskı yapmak fiziksel ve ruhsal sıkıntılar yaratabilir. Çocuk spordan hoşlanmalıdır, zorlanırsa hayat boyu spordan nefret edebilir.</p>
<p>Üç çocuğu da aktif sporcu olan bir ebeveyn olarak, sporun çocuklara verdiği zevkin yakın tanığıyım. Ancak aşırı heyecanlı ve ihtiraslı anne babalarla antrenörlerin çocuklara verdikleri zararı da yakınen gözledim. Çoğu antrenörün çocuğu fair play, beceri ve eğlenceyi öğretmekten çok kazanmaya ittiğinin farkındayım. Spor bir stres değil eğlence kaynağı olmalıdır. Spor faaliyeti çocuğa hayattaki herhangi bir sorunla başa çıkmayı öğretmenin eğlenceli bir yoludur. Çocuklar kaybettikleri zaman cezalandırılmak yerine ellerinden geleni yaptıkları ve yeni beceriler öğrendikleri için ödüllendirilmelidir.</p>
<p>Her çocuk farklı hızda olgunlaştığından takım sporu yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bazen anne-babalar çocuğu bir spora iter ve onda çok başarılı olmasını bekler. Bu durumda çocuk her gün çok uzun süreyle antreman yapar. Ergenlik öncesi çocuklarda bu doğru değildir. Erken yaşta çok sayıda sporu öğrenen bir çocuk ileriki yaşlarda spesifik bir sporda dahja kolayca mükemmele ulaşmaktadır. Genelde 12 yaş öncesinde çocuklar antreman stresi ve sosyal yaşamlarına olan etkisi ile başa çıkacak kadar güçlü değildirler. Bu nedenle çocukların 12 yaşından önce tek bir sporda özelleşmeleri iyi değildir.</p>
<p>Özellikle gün boyu uzun saatler antreman yapmayı gerektiren yüzme, buz pateni, jimnastik gibi sporlarda sizin değil, çocuğun gönlünün bu işin içinde olduğundan emin olun. Çocuğa çok fazla performans baskısı yüklemeyin. Saha sporlarında koşu ayakkabıları kullanmasına izin vermeyin, ayak bileği burkulabilir. Ayakkabıları sık sık değiştirin. Hangi spor olursa olsun koruyucu aksam kullanın. Her zaman olumlu ve cesaret verici olun. Kişisel beceri ve kazanma yerine katılım ve elinden geleni yapmanın önemli olduğunu vurgulayın. Kendiniz de iyi örnek oluşturun. Asıl amacınızın çocuğunuzun sağlıklı, mutlu ve üretken bir erişkin olması olduğunu unutmayın.</p>
<p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong><br />
Çocuğuma sporu nasıl sevdirebilirim?<br />
Televizyon seyretmesini ve bilgisayar oyunlarını kısıtlayın. Kendiniz de spor yaparak ona örnek olun. Birlikte yapabileceğiniz koşu, yüzme, bisiklet, tenis basketbol gibi bir spora başlayın.</p>
<p><strong>Aşırı yorulmalarını nasıl önlerim?</strong><br />
Çocuğa serbest oyun zamanı tanıyın. Çok sayıda spora katılmak çocuğun motor becerilerini arttırır, sportmenlik, kendine güven duygularını geliştirir, sosyal yönden çocuğu zenginleştirir. Tek bir spora yönelmesini önleyin. Çocuk antremana gitmek istemiyorsa, veya antreman öncesi mutsuzsa durumu araştırın.</p>
<p><strong>Maçlarda nasıl davranmalıyım?</strong><br />
Sadece çocuğunuz için değil, tüm takım için tezahürat yapın. Çocuğunuzu müsabaka sırasında karışmayın, antrenörlük yapmaya kalkışmayın. Duygularınızı dizginleyin, çocuğunuzu destekleyin ama hep seyirci alanında kalın. Antrenörlere, hakemlere teşekkür etmeyi unutmayın.</p>
<p>Çocuğumun kilo kaybetmesi gerek, ne yapmalıyım?<br />
Çocuğunuzu doktora götürüp durumu açıklayarak uygun bir diyet önerisi alın. Hiç bir zaman kilo kaybetttiren ilaçlar, laksatifler, idrar söktürücüler, aşırı kalori kısıtlaması, lastik giysiler, saunalar gibi sağlığı tehdit eden yollara başvurmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/spor-cocugu-gelistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor!</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 11:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2603</guid>
		<description><![CDATA[3-8 yaş arası 100 çocuk üzerinde yapılan araştırma, ekran önünde fazla zaman geçirmenin çocuklarda yüksek tansiyon riskini önemli derecede artırabileceğini gösterdi.

ANKARA &#8211; Fazla televizyon izlemenin, çocuklarda yüksek tansiyona neden olabileceği bildirildi.
ABD&#8217;nin Michigan Üniversitesi&#8217;nden bilim adamlarının 3-8 yaşındaki 100 kadar çocuk üzerinde yaptığı araştırma, ekran önünde fazla zaman geçirmenin çocuklarda yüksek tansiyon riskini önemli derecede artırabileceğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>3-8 yaş arası 100 çocuk üzerinde yapılan araştırma, ekran önünde fazla zaman geçirmenin çocuklarda yüksek tansiyon riskini önemli derecede artırabileceğini gösterdi.</strong></p>
<p><img title="tv_cocuk" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/tv_cocuk.jpg" alt="" width="298" height="192" /></p>
<p>ANKARA &#8211; Fazla televizyon izlemenin, çocuklarda yüksek tansiyona neden olabileceği bildirildi.</p>
<p>ABD&#8217;nin Michigan Üniversitesi&#8217;nden bilim adamlarının 3-8 yaşındaki 100 kadar çocuk üzerinde yaptığı araştırma, ekran önünde fazla zaman geçirmenin çocuklarda yüksek tansiyon riskini önemli derecede artırabileceğini gösterdi.</p>
<p>Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine dergisinin bu ayki sayısında yayımlanan araştırmada Dr Joey Eisenmann ve ekibi, bir hafta 111 kız ve erkek çocuğun gün içindeki hareketlerini hareket algılayıcı küçük aygıtlarla gözledi. Ayrıca bilim adamları, ebeveynlerden çocukların televizyon veya bilgisayar karşısında ne kadar vakit geçirdiklerini ve okuma gibi fazla fiziksel hareket gerektirmeyecek işlere ne kadar zaman ayırdıklarını öğrendi.</p>
<p>Çocukların günde, ortalama bir buçuk saati televizyon ya da bilgisayar karşısında olmak üzere 5 saat &#8216;oturarak&#8217; vakit geçirdiği belirlendi.</p>
<p>Araştırmacılar, televizyon karşısında en fazla vakit geçiren çocukların tansiyonunun, günde yarım saatten az televizyon izleyen çocuklara göre, kiloları ne olursa olsun, 5-7 birim fazla olduğunu gördü.</p>
<p>Dr Eisenmann, hareketsizlik ile aşırı kilo, aşırı kilo ile yüksek tansiyon arasında bağlantı olduğunun daha önce saptandığını, ancak ilk kez hareketsiz yaşam ve kilodan bağımsız olarak yüksek tansiyon arasında doğrudan bağlantı belirlendiğini vurguladı.</p>
<p>Tansiyonun yükselmesine ekran karşısında fazla kalmaya bağlı uyku bozukluklarının neden olabileceğini belirten bilim adamları, bu durumun televizyonun metabolizmayı oturarak yapılan başka işlerdekinden daha az harekete geçirmesinden de kaynaklanıyor olabileceğine dikkati çektiler.</p>
<p>Televizyon ile yüksek tansiyon arasındaki ilişkinin tam olarak aydınlatılmasını beklerken, bilim adamları, 2 yaşından küçük çocukların televizyon karşısına &#8216;bırakılmaması&#8217; önerisinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlaçların kötüye kullanımı artıyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/ilaclarin-kotuye-kullanimi-artiyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/ilaclarin-kotuye-kullanimi-artiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 11:42:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kötüye kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2600</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ilaçları alarm veriyor. ABD&#8217;de son 8 yılda ilaçların kötüye kullanımında yüzde 76 artış gözlendi&#8230;

CHICAGO &#8211; Uzmanlar, &#8220;kafayı bulmak&#8221; veya zihni açmak için Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ilaçlarını kullanan çocukların, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının, aralarında ajitasyon, hızlı kalp çarpıntısı, tansiyonun aşırı derecede yükselmesinin de bulunduğu, ciddi, bazen hayati tehlikesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ilaçları alarm veriyor. ABD&#8217;de son 8 yılda ilaçların kötüye kullanımında yüzde 76 artış gözlendi&#8230;</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2601" title="ilac" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/ilac.jpg" alt="" width="410" height="273" /></p>
<p>CHICAGO &#8211; Uzmanlar, &#8220;kafayı bulmak&#8221; veya zihni açmak için Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ilaçlarını kullanan çocukların, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının, aralarında ajitasyon, hızlı kalp çarpıntısı, tansiyonun aşırı derecede yükselmesinin de bulunduğu, ciddi, bazen hayati tehlikesi bulunan semptomlara yol açabileceğinin farkında olmadıklarının altını çizdi.</p>
<p>Cincinnati Çocuk Hastanesi Tıp Merkezi&#8217;nden araştırmacılar tarafından yapılan ve Pediatrics dergisinin Ağustos sayısında yayımlanan bilimsel çalışma, ABD&#8217;de son 8 yılda bu ilaçların kötüye kullanımında yüzde 76 oranında artış görüldüğünü ve bununla ilgili olarak 4 ölüm vakasına rastlandığını ortaya koydu.</p>
<p>Yaptıkları bilimsel çalışmada, Amerikan Zehir Kontrol Merkezleri Birliği&#8217;nin 1998-2005 yılları arasında açıkladığı verileri değerlendiren araştırmacılar, bu süre içinde ABD çapında DEHB ilaçlarının ve özellikle de uyarıcıların, ergenlik çağındakilerce kötüye kullanımına ilişkin bildirimlerin yılda 330&#8242;dan 581&#8242;e yükseldiğini ve 4 ölüm vakasına rastlandığını belirtti.</p>
<p>Genelde, ergenlik çağındakilerin yüzde 42&#8217;sinde orta ve şiddetli yan etkiler görüldüğünü kaydeden araştırmacılar, bu çocukların çoğunun durumunun hastanelerin acil servislerinde tedavi altına alınmasını gerektirecek kadar ciddi olduğuna işaret etti.</p>
<p>Bilimsel araştırmayı kaleme alan, Cincinnati Çocuk Hastanesi Tıp Merkezi&#8217;nin Uyuşturucu ve Zehir Enformasyon Merkezi tıp direktörü Dr. Randall Bond, pek çok vakada zehir kontrol merkezlerinin haberdar edilmemesi nedeniyle ilaçların kötüye kullanımı sonucu ortaya çıkan kötü yan etkilerden rahatsız olan ergenlik çağındakilerin gerçek sayısının, araştırmada açıklanan rakamların çok üstünde olmasının kuvvetle muhtemel olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>ABD&#8217;nin New York kentinde bulunan, Uyuşturucusuz Amerika için Ortaklık adlı kuruluşun başkanı Steve Pasierb, söz konusu bilimsel çalışmanın kamuoyuna duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada, durumun ciddiyetine işaret ederek, &#8220;İnsanlar &#8216;bu ilaç Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış, ne kadar tehlikeli olabilir ki?&#8217; diyorlar&#8221; dedi.</p>
<p>DEHB ilaçlarının kötüye kullanımında 1998-2005 yılları arasında görülen artışın, ergenlik çağındakilerin içinde bulunduğu toplam uyuşturucu madde kullanımında görülen artışı geride bıraktığına dikkati çeken Pasierb, bunun ABD&#8217;deki DEHB tedavisi çerçevesinde 10-19 yaşlarındakiler için yazılan ilaçların yüzde 86 oranında artarak 4 milyondan yaklaşık 8 milyona çıkmasıyla paralellik gösterdiğini vurguladı.</p>
<p>Kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/ilaclarin-kotuye-kullanimi-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi uyumayan çocuk şişman ve depresif oluyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/iyi-uyumayan-cocuk-sisman-ve-depresif-oluyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/iyi-uyumayan-cocuk-sisman-ve-depresif-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 11:29:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[depresif]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli uku]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[problemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şiiman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2594</guid>
		<description><![CDATA[Yeterince uyuyamayan çocuklarda abur cubur yeme, kalorili içecekler içme, televizyon ya da bilgisayar karşısında zaman geçirme alışkanlığının daha fazla olduğu belirtildi.

İSTANBUL &#8211; İyi uyumayan çocuklarda obezite ve depresyona yatkınlığın daha fazla olduğunu söyleyen Memorial Suadiye Tıp Merkezi; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Yıldırım, çocuklarda uykunun neden daha önemi olduğunu anlattı.
Uyku yalnızca bir dinlenme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeterince uyuyamayan çocuklarda abur cubur yeme, kalorili içecekler içme, televizyon ya da bilgisayar karşısında zaman geçirme alışkanlığının daha fazla olduğu belirtildi.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2597" title="uyuyan_cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/uyuyan_cocuk.jpg" alt="" width="298" height="224" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; İyi uyumayan çocuklarda obezite ve depresyona yatkınlığın daha fazla olduğunu söyleyen Memorial Suadiye Tıp Merkezi; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Yıldırım, çocuklarda uykunun neden daha önemi olduğunu anlattı.</p>
<p>Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değildir. Uyku, beyin başta olmak üzere tüm organların rejenerasyonu için şarttır. Uyku sırasında stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.</p>
<p><strong>DÜZENLİ UYKU HAFIZAYI GÜÇLENDİRİR</strong><br />
Uyku zamanı bakıcıların dört gözle bekledikleri soluklanma zamanı olurken; çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır.</p>
<p>Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Yetersiz uyuyan çocuklarda durum tam tersidir. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda abur cubur yeme, fazla kalorili içecekler içme ve televizyon ya da bilgisayar karşısında geçirilen süre daha fazladır.</p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE VE DEPRESYON RİSKİ AZALIR</strong><br />
Bilimsel araştırmalar okul öncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11–12 saat uyku demektir) çocuklar için gerekli olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde uyku zamanı genellikle gece yarısından sonraya sarkar ve çocuk az uykuyla yetinmeye başlar.</p>
<p>Günlük 7–7,5 saat uykuyla yetinen çocuklarda depresyon eğiliminin daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu çocuklarda depresyon sıklığının gece 22.00 den önce yatağa giren çocuklara göre % 42 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saat iken, birçok çocuk 7–7,5 saat uyku ile yetinmektedir.</p>
<p><strong>ÇOÇUĞA UYKU SAATİ BELİRLEYİN</strong><br />
Tüm çocukluk boyunca uykuya yatma zamanının mutlaka gece 22.00’den önce olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Sağlıklı uyku alışkanlığının oturtulması erken bebeklik döneminde itibaren başlatılmalıdır.</p>
<p><strong>ÇOÇUĞUN KENDİ KENDİNE UYKUYA DALMASINI SAĞLAYIN</strong><br />
Çocuk temas, anne göğsü, beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa şartlı refleks oluşacaktır. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu koşulların varlığını isteyecektir. Böylece anne ya da bakıcı için uykusuz geceler başlayacaktır.</p>
<p>Bu nedenle bebeklik döneminde geliştirilen uyku alışkanlığı konusunda ailenin çocukları ve kendi çıkarları açısından çocukların bağımsız uykuya dalabilme alışkanlığını oturtmaları gerekir. Çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi söz konusudur. Çocuklar gece uyandıklarında gerçek ile rüya arasındaki ayrımı kavrayabilmek için daha uzun süreyle ihtiyaç duyarlar.<br />
<strong><br />
BESLENME ALIŞKANLIĞI DA ETKİLİ</strong><br />
Uyku üzerinde bazı beslenme ile ilgili etkenler de söz konusudur. Gece yarısı kan şekerinin düşmesi uyanmaya yol açacaktır. Bu açıdan uyku saatine yakın karbonhidrattan zengin gıdalardan (unlu ve şekerli) kaçınmak gerekir. Gıda alerjileri de kaşıntı, astım ve sindirim problemlerine yol açarak uyku kalitesini bozacaktır.</p>
<p>İnek sütü alerjisi olan çocukta inek sütünün diyetten çıkarılması uyku kalitesinde düzelmeler sağlamaktadır. Ayrıca gıda alerjileri çocuklarda bademcik ve geniz etinin büyümesine yol açarak uyku problemlerine yol açacaktır. Kalsiyum, magnezyum ve B vitaminlerinin (özellikle B6) az alınması gece uyanmalarını artırır. Yatmadan önce alınan kafeinli gıdalar (birçok içecek ve çikolatada boldur) uyarıcı etkisi nedeniyle uykusuzluğa neden olabilir.</p>
<p><strong>MASAL VEYA MASAJLA RAHATLATIN</strong><br />
Düzenli bir uyku saati, uyku öncesi masal ve rahatlatıcı bir müzik, gün içerisinde bedensel aktivite için fırsat sağlanması, uyandığında onu bekleyen cazip aktivite ve sürprizler listesi sunmak, çocuğu güven objesi ile baş başa bırakmak (seveceği bir battaniye ya da oyuncağı), badem yağı, papatya ya da lavanta yağı ile masaj yapmak uykuyu çocuk için sevimli hale getirilebilir.</p>
<p>Uyumaya gitme zamanı hakkında aile ile çocuk arasında savaş değil barış ortamı yaratmak belki de problemlerin çözümünü sağlayacaktır.<br />
Kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/iyi-uyumayan-cocuk-sisman-ve-depresif-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahvaltıyı atlayan çocuk dikkatsiz oluyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kahvaltiyi-atlayan-cocuk-dikkatsiz-oluyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kahvaltiyi-atlayan-cocuk-dikkatsiz-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[atlayan]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatsiz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltısını]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2589</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenme ve algılama faaliyetlerinde çok etkili olduğu için çocuğa kazandırılması gereken en önemli beslenme alışkanlığı kahvaltı. 

Beslenme alışkanlıkları hayatın her döneminde farklı etkileri ile yaşam kalitesini şekillendirir. Fakat en önemlisi bu alışkanlıkların temelinin atıldığı çocukluk dönemidir.
International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, kahvaltı yapmadan okula giden bir çocuğun gün içindeki dikkat ve algılama faaliyetinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öğrenme ve algılama faaliyetlerinde çok etkili olduğu için çocuğa kazandırılması gereken en önemli beslenme alışkanlığı kahvaltı. </strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2590" title="kahvalti" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/kahvalti1.jpg" alt="" width="298" height="236" /></p>
<p>Beslenme alışkanlıkları hayatın her döneminde farklı etkileri ile yaşam kalitesini şekillendirir. Fakat en önemlisi bu alışkanlıkların temelinin atıldığı çocukluk dönemidir.</p>
<p>International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, kahvaltı yapmadan okula giden bir çocuğun gün içindeki dikkat ve algılama faaliyetinin çok düşük olduğunu söyledi, kahvaltının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kahvaltı alışkanlığı olmayan çocuklarda en sık görülen sorunlar dikkat azlığı, öğrenmede zorlanma, problem çözmede güçlük fiziksel güç azlığına bağlı kas koordinasyonunda azalmadır. Tüm aile bireylerinin bulunacağı bir kahvaltı sofrası hazırlamak, kahvaltı alışkanlığı kazandırmak için ilk adım olmalıdır.</p>
<p><strong>YEMİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN</strong><br />
Ailelerin sıklıkla en büyük şikayetleri çocuklarının bir şey yemediği şeklindedir. Her çocuğun besin gereksinimi, çocuğun yaşına, ağırlığına, boyuna ve fiziksel aktivitesine bağlı olarak farlılık gösterir.</p>
<p>Bir çocuğun sağlıklı bir beslenme alışkanlığı olup olmadığını değerlendirmek için her besin grubundan ne kadar tükettiği ve bunların dağılımı göz önünde bulundurulmalıdır. İkinci planda ise bu besinleri hangi sıklıkla ve ne şekilde tükettiği önemlidir. Okul öncesi dönemde aileden etkilenen beslenme alışkanlıkları okul ile birlikte arkadaş, öğretmen gibi kişilerden de etkilenir. Aileden sonra okulda da beslenme eğitimi verilmesi çok önemlidir.</p>
<p><strong>DOĞRU YEME ALIŞKANLIĞINI KAZANDIRMAK İÇİN</strong><br />
Anne ve babalar çocuklarının yeme alışkanlıkları konusunda yanlış davranışlarda bulunabiliyor. Diyet uzmanı Dilem İrkin, bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>Çocuklarınız yemek yerken oturmaya teşvik edin. Ayakta dururken, yürürken veya yatakta uzanmış bir şekilde yemek yemesini engelleyin.<br />
Çocuğunuzu yemekle değil, sevgiyle ödüllendirin. Çocuğu yemekle ödüllendirmek veya cezalandırmak yemekle ilgili sağlıksız alışkanlıklar kazandırmaya neden olur.<br />
Onların besin seçme ve bazı besinleri reddetmelerine izin verin.<br />
Çocuklarınızı “hayır, teşekkür ederim” demeye teşvik edin. Besin seçimi yapabilmek çocuğun edinmesi gereken bir davranıştır. Eğer çocuğunuz bir besin grubundaki tüm besinleri 2 haftadan daha fazla süre ile reddediyorsa bir uzmandan yardım alınmalıdır.<br />
“Yasaklanmış” yemek kavramından kaçının.<br />
Bu davranış o yiyeceği daha çok istemesine neden olabilir.</p>
<p>Servis şekli değiştirilerek sağlıklı beslenme planının bir parçası olabilir.<br />
Çocuklarınızı kendi kendine servis yapmaya teşvik edin. Bu davranış şekli onların özgüven kazanmaları için de çok önemlidir.<br />
Eğer çocuğunuz öğle öğününü okulda tüketiyorsa, okulda çıkan yemeklerin çocuk beslenmesine için ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır.<br />
Sunulan yemeklerin her besin grubundan besin içerip içermediğine bakılmalıdır.<br />
Okul menüsünde çocukların büyüme ve gelişiminde ilk sırada olan protein grubundan (et, süt, yoğurt, kuru baklagiller vs.) bir besin mutlaka olmalıdır.<br />
İkinci yemek seçimi ise temel enerji kaynağı olan karbonhidratlardan (makarna, pilav, börek vs.) sağlanmalıdır.<br />
Üçüncü besin, ise diğer iki besinin tamamlayıcısı olmalıdır. (Yoğurt, sütlü tatlı, salata, ayran gibi.)</p>
<p>Yine bu menüdeki yemeklerin çocukların çiğneme ve yutma faaliyetlerine uygun olup olmadığı önemlidir.<br />
Koku, görüntü, lezzet çok iyi sağlanmalı çocuğun besinden uzaklaşmasına neden olunmamalıdır.<br />
Yemekler çocukların sevdiği yiyeceklerden, uygun hijyen ve pişirme yöntemlerine göre hazırlanmalıdır.</p>
<p><strong>HANGİ BESİNDEN NE KADAR ÜKETMELİ?</strong><br />
Birçok farklı besin büyüme, enerji ve sağlık için gereken temel besin öğelerini sağlarlar. Bu besin öğelerini içeren besin grupları ise şunlardır:</p>
<p>Birinci grup: Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller bu grupta yer alır. Bu gruptaki besinler iyi kalite protein ve minerallerce zengindir. Özellikle büyüme ve gelişme, doku kazanımı için bu gruptaki besinler oldukça önemlidir. Bu gruptaki besinlerden günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.</p>
<p>İkinci grup: Süt, yoğurt, peynir, süt ürünleri bu gruptadır. Bu gruptaki besinler kemiklerin, dişlerin gelişimi için gerekli kalsiyum, A-B vitamini ve iyi kalite protein içermektedir. Günde 300 &#8211; 400ml.süt ya da yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynir tüketilmelidir.</p>
<p>Üçüncü grup: Bu grupta temel enerji kaynağı besinler, tahıllar yer alır. Bitkisel protein ve B vitamini bulunur. Günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.</p>
<p>Dördüncü grup: Sebze ve meyve grubudur. C vitamininden zengindir. Bir günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir.</p>
<p>Beşinci grup: Şeker ve yağlar bu gruptadır, enerji sağlarlar. Aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Eğer çocuğunuz okulda, evden getirdiği besinlerle bir öğün tüketiyorsa, besin seçimi iyi yapılmalıdır. Besin seçilirken çocuğunuzun sevdiği besinlerden seçmeye, bir öğünde tüketebileceği miktarlarda, uygun saklama koşullarında hazırlamaya özen göstermelisiniz.</p>
<p><strong>BESLENME ÇANTASINA NELER KOYABİLİRSİNİZ?</strong><br />
1- Peynirli bir sandviç veya bir tost<br />
2- İçecek olarak meyve, süt ya da meyve suyu, ayran<br />
3- Ara öğün şeklinde bir öğün tüketilecekse evde yapılmış cevizli ya da meyveli bir kek ya da kurabiye<br />
4- Tahıl gevreği, süt<br />
5- Şarküteri ürünü içermeyen domates, biber, peynirli pizza ya da zeytinli, yumurtalı kanapeler<br />
Kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kahvaltiyi-atlayan-cocuk-dikkatsiz-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul fobisini yenme formülleri</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/okul-fobisini-yenme-formulleri/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/okul-fobisini-yenme-formulleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anneler ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dorm]]></category>
		<category><![CDATA[fobisini]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl sevdirebilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okulu]]></category>
		<category><![CDATA[ülleri]]></category>
		<category><![CDATA[yenme]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2585</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz evinden ve annesinden ayrılacağını anladığı için okula gitmemek için bin dereden su getiriyorsa, siz de pes etmeyin!

İSTANBUL &#8211; Okulun ilk günlerinde yapılacak küçük tiyatro gösterileri ve esprili piyesler de çocuğun okul fobisini yenmesine yardımcı olur.
Anne ve babalar kendileri için uzak bir hayal gibi görünen o gün gelip de çattığında hiç de düşledikleri gibi romantik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuğunuz evinden ve annesinden ayrılacağını anladığı için okula gitmemek için bin dereden su getiriyorsa, siz de pes etmeyin!</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2586" title="aglayan_cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/aglayan_cocuk2.jpg" alt="" width="200" height="239" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Okulun ilk günlerinde yapılacak küçük tiyatro gösterileri ve esprili piyesler de çocuğun okul fobisini yenmesine yardımcı olur.</p>
<p>Anne ve babalar kendileri için uzak bir hayal gibi görünen o gün gelip de çattığında hiç de düşledikleri gibi romantik anlar yaşamayabilir.</p>
<p>Çocuğu büyüyüp de okul çağına gelen anne ve babalar; ayaklarına sarılmış gözyaşı döken, okula gitmemek için direnen bir çocukla karşı karşıya kalabilir. İşte o gün sakın bu durumun sadece sizin başınıza geldiğini düşünmeyin.</p>
<p>Çünkü birçok anne ve baba, çocukları okul çağına geldiğinde ‘okul fobisi’ ile yüz yüze kalıyor. İşte bu noktada, çocuğun okul fobisiyle baş etmesi için en önemli görev yine anne ve babaya düşüyor.</p>
<p>Medical Park Bursa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elif Kutlu Merzeci, okul fobisini yenmede ‘ilk gün’ün dönüm noktası olduğunu belirterek, anne ve babalara tüyolar verdi:</p>
<p><strong>AH ŞU ANNE BAĞIMLILIĞI</strong><br />
Çocuklar; okulun getirebileceği sorumluluklardan ürktükleri gibi, aslında ağırlıkla anneden ayrı kalmaktan korkarlar. Bu korku, anneyle çocuk arasında ne derece sağlıklı bir bağ kurulduğu konusunda bize çok önemli ipuçları verir. Anneden şiddetle ayrı kalmayı reddeden ve bir-iki hafta geçmesine rağmen, anneden ayrı kalamayan çocuklarda, anneye karşı geliştirilmiş aşırı bağlılık sorunu olduğu düşünülebilir.<br />
<strong><br />
İLK GÜNÜ GÜZEL ATLATIN</strong><br />
Okul fobisinin aşılmasındaki en önemli adım; ilk günü başarıyla atlatmaktır! Okulun ilk günü; anne ve babaların sakin ve rahat bir tutum izlemesi, çocukların okula karşı duydukları kaygıyı azaltmasına yardımcı olur. Ancak anne ve baba yüzünde kaygılı bir ifade takınır, çocuğunu panik içinde hazırlar ve okula yetiştirmeye çalışırsa çocuk da kaygılanır. Bunun için okulun ilk günü yeterince erken kalkılmalı, panik yapmadan hazırlanılmalı ve zorlamadan ailece keyifli bir kahvaltı yaptıktan sonra okula gidilmelidir.<br />
<strong><br />
ONU KİMSEYLE KIYASLAMAYIN</strong><br />
Çocuk çok korkuyor ve ağlıyorsa, bunun nedenleri kendisine yumuşak bir üslupla sorulmalı. Kesinlikle alaycı, küçümseyen ve kıyaslayan bir tavır takınılmamalı. Çocuğa, okulun korkulacak bir yer olmadığı uygun bir dille anlatılmalı.</p>
<p><strong>ASIK SURATLI DEĞİL GÜLERYÜZLÜ EĞİTİM</strong><br />
Okulun ilk günlerinde, anne ve babalar kadar öğretmenlere de önemli görev düşüyor. Hemen derslere başlamak yerine okul tanıtılmalı. Okulun çocuklara ne gibi faydalar sağlayacağı esprili karikatürlerle, küçük piyeslerle, tiyatro gösterileriyle uygulamalı olarak anlatılabilir. Bu gösterilere çocukların da katılması sağlanırsa, daha etkili olması sağlanabilir. Biz yetişkinler bile bir konuda eğitime katıldığımızda; bu eğitimin bize neler sağlayacağı ya da bu eğitim olmadan nelerde yanlış yapacağımız gibi konular programın daha en başında anlatılır. Bu yöntem nasıl ki bize nasıl doğru bir karar verdiğimizi hissettiriyorsa, minikler için de neden evdeki oyunu bırakıp oraya geldiklerini anlamalarına yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>ÖNCE UYUM SONRA BESLENME</strong><br />
Bir diğer önemli konu ise çocuğun okulda geliştireceği beslenme alışkanlıkları. Beslenme konusunda, özellikle ilk günlerde, aileler kesinlikle baskıcı olmamalı. Yeni bir hayata alışmaya çalışan çocuk için beslenme ihtiyacı, kaygıdan ötürü ikinci plana atılabilir. O nedenle ilk günlerde çocuğa baskı yapmadan, davranışları sadece izlenmeli.</p>
<p>Okula karşı kaygısı azaldıkça, beslenme alışkanlıklarının da oturmaya başladığını göreceksiniz. Ama okula alıştığı halde beslenme sorunları devam ederse, öğretmeni ile işbirliği içinde sorun çözülmeye çalışılmalı.</p>
<p>Çocuğunuzun okula başlamasının üzerinden günler geçmesine rağmen korkuları ve uyumsuzluğu devam ediyorsa ve durumunda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, uzman bir psikologa başvurmanızda fayda var.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/okul-fobisini-yenme-formulleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her 100 çocuktan biri otistik</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/her-100-cocuktan-biri-otistik/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/her-100-cocuktan-biri-otistik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:20:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[100]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2572</guid>
		<description><![CDATA[ABD hükümetinin yaptırdığı 2 yeni araştırma, her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdi. 

Daha önce bu oranının 150&#8242;de bir olduğunu belirten uzmanlar, hastalıktan haberdar olma ve hastalığın tanımının genişlemesinin otizm tanısındaki artışın sebepleri arasında olabileceğini kaydetti. 2007 tarihli Milli Çocuk Sağlığı Anketine dayanan araştırmalardan biri bugün açıklandı.
Telefonla yapılan anketlerde, 3-17 yaş arasında çocukları bulunan her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD hükümetinin yaptırdığı 2 yeni araştırma, her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdi. </strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2573" title="gulen_bebek" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/gulen_bebek1.jpg" alt="" width="250" height="193" /></p>
<p>Daha önce bu oranının 150&#8242;de bir olduğunu belirten uzmanlar, hastalıktan haberdar olma ve hastalığın tanımının genişlemesinin otizm tanısındaki artışın sebepleri arasında olabileceğini kaydetti. 2007 tarihli Milli Çocuk Sağlığı Anketine dayanan araştırmalardan biri bugün açıklandı.</p>
<p>Telefonla yapılan anketlerde, 3-17 yaş arasında çocukları bulunan her 91 aileden biri, çocuğunun (hastalığın Asperger&#8217;s sendromu gibi daha hafif biçimleri de dahil) otistik olduğunu söyledi.</p>
<p>78 bin aile arasında yapılan ankette ailelere iki temel soru yöneltildi. Ebeveynlere, bir doktor veya bir sağlık yetkilisinin kendilerine, çocuklarında otizm, Asperger&#8217;s sendromu, yaygın gelişme bozukluğu veya başka bir tür otizm hastalığı bulunduğunu söyleyip söylemediği soruldu.</p>
<p>Ailelerin &#8220;evet&#8221; cevabı vermeleri halinde kendilerine çocuklarının halen otistik olup olmadığı sorusu yöneltildi. Her iki soruya da &#8220;evet&#8221; cevabının alınması üzerine araştırmacılar bunu, ailede otistik bir çocuk bulunduğu şeklinde değerlendirdi.</p>
<p>Diğer hükümet araştırması henüz resmi olarak yayımlanmadı. Ancak Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi, cuma günü yaptığı ambargolu basın toplantısında, ön bulguların her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdiğini açıkladı.</p>
<p>Merkezin araştırmasında derinlemesine inceleme yaptığı, belli şehirlerde 8 yaşındaki çocukların eğitim ve sağlık kayıtları gözden geçirilerek, çocuğun hastalık tanımına uyup uymadığının belirlendiği belirtildi.</p>
<p>Otizm uzmanları bu yöntemin telefon anketinden daha kesin sonuç verdiğini ifade ediyor. Philadelphia Çocuk Hastanesi uzmanı ve Amerika Pediatri Akademisi otizm yan komitesi üyesi Dr. Susan Levy, otistik çocuk sayısını belirlemenin çok zor olduğunu çünkü teşhisin çocukların davranış biçimlerine dayandığını söyledi. Levy, &#8220;Şeker hastalığını kan testiyle saptayabilirsiniz ancak şu anda otizmin teşhisinde kullanabileceğimiz biyolojik bir test yok&#8221; dedi.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/her-100-cocuktan-biri-otistik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 milyon bebek doğarken ölüyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/2-milyon-bebek-dogarken-oluyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/2-milyon-bebek-dogarken-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:12:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[2]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğarken]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ölüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2569</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her yıl 2 milyondan fazla bebeğin, doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.

JOHANNESBURG &#8211; Dünyada her yıl 2 milyondan fazla bebeğin, doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.
Güney Afrika&#8217;nın Cape Town kentinde yapılan Uluslararası Kadın Hastalıkları ve Doğum Federasyonu&#8217;nun kongresinde açıklanan araştırma, dünyada, daha iyi planlar ve politikalar uygulanmadığı takdirde saatte 230 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla bebeğin, doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2570" title="aglayan_cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/aglayan_cocuk1.jpg" alt="" width="426" height="310" /></p>
<p>JOHANNESBURG &#8211; Dünyada her yıl 2 milyondan fazla bebeğin, doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.</p>
<p>Güney Afrika&#8217;nın Cape Town kentinde yapılan Uluslararası Kadın Hastalıkları ve Doğum Federasyonu&#8217;nun kongresinde açıklanan araştırma, dünyada, daha iyi planlar ve politikalar uygulanmadığı takdirde saatte 230 bebeğin doğum sırasında oluşan komplikasyonlar nedeniyle ölmeye devam edeceğini gösterdi.</p>
<p>Araştırmada, dünyada her yıl 1 milyondan fazla bebeğin ölü doğduğu, 900 bin kadarının da doğumdan hemen sonra yaşamını yitirdiği, her yıl ölen 536 bin annenin yaklaşık yüzde 42&#8217;sinin de doğum sırasında hayatını kaybettiği belirtildi.</p>
<p>Anne ve bebek ölümlerinin dörtte üçünün, Afrika ve Güney Asya&#8217;da meydana geldiği kaydedilen araştırma, Uluslararası Kadın Hastalıkları ve Doğum Federasyonu&#8217;nun çıkardığı derginin ekim sayısında da yayımlandı.</p>
<p>Save the Children, Gates Vakfı ve Johns Hopkins Üniversitesi&#8217;nin liderliğinde yapılan araştırmada ayrıca dünyada her yıl 820 bin çocuğun sıtmadan, 280 bininin de AIDS&#8217;ten öldüğüne dikkat çekildi.</p>
<p>Doğumdaki ölümlerin çoğunun, temel bakımda iyileştirmeler ve yerel sağlık çalışanlarının, acil sezaryen ve diğer hayat kurtarıcı teknikler konusunda eğitilmesiyle önlenebileceği belirtilirken, ölümlerin temel nedeninin, yoksulluk olduğu vurgulandı.</p>
<p>Araştırmada, ölümlerin çoğunun, çok az sayıda doktor ve hemşirenin bulunduğu kırsal kesimlerde meydana geldiği, her yıl 136 milyon doğumdan 60 milyonunun, sağlık kuruluşlarının dışında yapıldığı ve Afrika&#8217;daki hastanelerde doğan her 5 bebekten sadece birine, deneyimli personel tarafından bakıldığı da ifade edildi.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/2-milyon-bebek-dogarken-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kreş ayrılma kaygısı yapabilir</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kres-ayrilma-kaygisi-yapabilir/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kres-ayrilma-kaygisi-yapabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:01:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[başlama yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[kresler]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2565</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun kreşe başlama yaşının zorunlu haller dışında 3-3.5 olması gerektiği bildirildi.

ANKARA &#8211; Kreş için uygun dönem belirlenirken çocuğun kişilik ve gelişimi ile ona bakan anne-baba ya da bakıcının kişilik yapılarının ve koşullarının da göz önüne alınması önem taşıyor.
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuğun kreşe başlama yaşının zorunlu haller dışında 3-3.5 olması gerektiği bildirildi.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2566" title="kres" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/kres.jpg" alt="" width="435" height="273" /></p>
<p>ANKARA &#8211; Kreş için uygun dönem belirlenirken çocuğun kişilik ve gelişimi ile ona bakan anne-baba ya da bakıcının kişilik yapılarının ve koşullarının da göz önüne alınması önem taşıyor.</p>
<p>Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Runa İdil Uslu, çocukların kreşe gönderilme yaşının çok önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Uslu, &#8221;Çocukların normal koşullarda 3- 3.5 yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile 2.5 yaşına kadar evde bakım yapılması, 2.5 yaşından itibaren kreşe verilmesi uygun&#8221; dedi.</p>
<p>Uslu, çocuğun &#8221;ilk 3 yaş içerisinde kendisine birinci derecede bakım veren kişiye yoğun olarak bağlandığı ve kuvvetli bir ilişki geliştirdiği için bu yaş aralığından önce kreşe verilmesinin uygun olmadığını&#8221; ifade etti.</p>
<p><strong>6. AYDA AYRILMA KAYGISI GELİŞİYOR</strong><br />
Bakım verenle çocuğun arasındaki iletişim biçiminin önemine dikkat çekerek, olumlu bakım koşullarında yetiştirilen bebeklerin her zaman bağlanmayı geliştirdiklerini dile getiren Uslu, &#8221;Bu bağlanma, beraberinde 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya olan itirazını ifade edebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ayrılma kaygısını, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış örnekleriyle anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ancak bunların sağlıklı bağlanma işareti olduğunu söyledi.</p>
<p>Uslu, ayrılma kaygısının zaman içinde güçlendiğini, 1.5-2 yaşlarında en üst düzeye çıktığını, becerilerinin gelişimi ile birlikte azaldığını ancak hiçbir zaman sıfırlanmadığını kaydetti.</p>
<p>İyi gelişen bebeklerin, 2.5-3 yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilecek hale geldiğini anlatan Uslu, &#8221;Bunun da koşulu vardır. Çocuğun annesinden bu şekilde uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihan öğretmen olmalıdır. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilecektir, aksi taktirde bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>BEYİN, EN ÇOK OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE GELİŞİYOR</strong><br />
Uslu, kreşe alışma sürecinin çocuğun yapısına göre değiştiğini ancak tüm çocukların belli bir süreden sonra mutlaka birebir ilgilenen kişiden uzaklaşarak kreşe gitmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Çocukların duygularının iyi gelişebilmesi için çevresel uyaranları yeterince alması gerektiğini anlatan Uslu, &#8221;Bunlar karşılıklı iletişim, kitaplar, oyunlar, şekil ve sayı ile ilgili oyunlar, konuşma, dil kabiliyetidir. Bunlar da çevresel uyaranlarla daha hızlı gelişir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Uslu, çocuğun beyin gelişiminin en yoğun okul öncesi dönemde geliştiğine dikkati çekerek, bu nedenle bu süreçte verilecek uyaranların çok önemli olduğunu kaydetti. Çocuğunu kreşe gönderemeyecek durumda olan ailelere de uyarıda bulunan Uslu, &#8221;Bu durumda da evde çocukla zihin gelişimini destekleyecek oyunlar oynanmalı, kitap okunmalı ve konuşarak iletişim kurulmalı&#8221; dedi.</p>
<p>Uslu, çocuğun, kardeşi dünyaya gelmeden kreşe başlatılması gerektiğine de dikkati çekerek, &#8221;Çünkü, çocuk &#8216;kardeşim geldi, beni evden attılar&#8217; gibi bir bağlantı kurabilir. Bu nedenle kardeş doğmadan bir süre önce çocuk kreşe başlatılmalıdır.&#8221; dedi.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kres-ayrilma-kaygisi-yapabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk parklarında hastalık tehlikesi</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-parklarinda-hastalik-tehlikesi/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-parklarinda-hastalik-tehlikesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:31:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[parklarında]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelisi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2561</guid>
		<description><![CDATA[Kedi ve köpeklerin parklara bıraktığı dışkılardaki çeşitli parazit yumurtaları, kum veya toprağa karışarak buralarda oynayan çocuklara bulaşabilir.


KAYSERİ &#8211; Hayvanlardan insanlara geçebilen çok sayıda enfeksiyon bulunuyor ve bu enfeksiyonların yayılmasında evcil hayvanların önemli rol oynuyor.
Son yıllarda çocuk oyun alanı bulunan birçok parkta, özellikle Türkiye&#8217;de yaygın olan mangal alışkanlığı için düzenlemeler yapıldığını belirten Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kedi ve köpeklerin parklara bıraktığı dışkılardaki çeşitli parazit yumurtaları, kum veya toprağa karışarak buralarda oynayan çocuklara bulaşabilir.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2562" title="cocuk_parki" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/cocuk_parki.jpg" alt="" width="410" height="273" /><br />
</strong></p>
<p>KAYSERİ &#8211; Hayvanlardan insanlara geçebilen çok sayıda enfeksiyon bulunuyor ve bu enfeksiyonların yayılmasında evcil hayvanların önemli rol oynuyor.</p>
<p>Son yıllarda çocuk oyun alanı bulunan birçok parkta, özellikle Türkiye&#8217;de yaygın olan mangal alışkanlığı için düzenlemeler yapıldığını belirten Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Helmintoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alparslan Yıldırım, bu durumun sokak hayvanlarını parklara çeken cezbedici bir faktör olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de, bazı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, köpek dışkılarının sahipleri tarafından toplanmadığına, parklarda bunların biriktirilebileceği dışkı kutuları, dışkı poşetleri veya özel tuvaletler bulunmadığına dikkati çeken Doç. Dr. Yıldırım, kedi ve köpeklerin parklara bıraktığı dışkılardaki çeşitli parazitlerin yumurtalarının kum veya toprağa karışarak buralarda oynayan çocuklara bulaşabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>ANİ ÖLÜMLER OLABİLİR</strong><br />
Doç. Dr. Yıldırım, parazit yumurtalarının yerleşmiş olduğu organa veya dokuya göre pnömoni, öksürük, burun akıntısı, solunum hızlanması, zayıflama, karın, kas ve eklem ağrıları, huzursuzluk, sinirlilik, dikkatsizlik ve sara benzeri sinirsel belirtiler ile karaciğer ve dalak büyümesi, körlük ve hareket bozukluğu gibi klinik tablolara neden oabileceğine dikkati çekerek, kancalı kurt larvalarının ise çoğunlukla insan derisi altında tüneller meydana getirdiğini ve buralarda amaçsızca dolaşarak ağrılı deri lezyonlarına, bazen de derinin kalınlaşmasına ve şiddetli kaşıntıya sebep olabildiğini bildirdi.</p>
<p>Hidatik kistlerin de insanlarda büyük boyutlara ulaşabileceğini,yaptığı basınç ve tıkama etkisi sonucu karaciğer, akciğer, böbrek, kalp, pankreas, merkezi sinir sistemi, göz ve uzun kemiklerin ilik boşluğunda çeşitli bozukluklara yol açabileceğini ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>HAYVAN KESİMİ YETERİNCE KONTROL ALTINDA DEĞİL</strong><br />
&#8221;Hidatik kist enfeksiyonu, karaciğerde sarılık ve metabolizma bozulması sonucu çeşitli sindirim bozukluklarına (ishal, iştahta azalma), akciğerdeki kistler solunum yetmezliği ile ortaya çıkan kronik bronkopnömoni semptomlarına, kalpteki kistler kalp yetmezliğine, beyindeki kistler beyin iltihabına, kemiktekiler iskelet bozukluklarına, topallık ve kemik kırılmalarına neden olabilir. Ağır enfeksiyonlarda kansızlık ve zayıflama gibi genel belirtiler de ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca kistlerin patlaması sonucu anaflaktik şok gelişebilmekte ve ani ölüme yol açabilmektedir.&#8221;</p>
<p>Yıldırım, Türkiye&#8217;de hayvan kesimlerinin yeterince kontrol altında tutulmaması ve özellikle Kurban Bayram&#8217;ında eğitimsizlik, bilgisizlik ve dikkatsizlik sonucu çevreye atılan veya köpeklere bilinçsizce yedirilen hidatik kist ile enfekte organların bu hastalığın insanlara geçişini artıran faktörler olarak ortaya çıktığını bildirdi.</p>
<p><strong>HAYVAN DIŞKILARININ TOPLANMASI GEREKİR</strong><br />
Doç. Dr. Yıldırım, hayvan sahiplerine köpeklerini park ve bahçelerde veya halka açık alanlarda gezdirirken dışkılamaları halinde dışkıların toplanması gerektiği bilincinin kazandırılması veya ceza verilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Çocukları hastalıklardan korumak için sahipli köpeklerin gezip spor yapabileceği büyük parklar yapılması gerektiğine işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Toplanan dışkılar için yalnızca bunların atılacağı özel dışkı kutuları dışkı poşetleri bu gibi yerlere konulmalı, park ve bahçelerdeki çocuk oyun alanlarının etrafı kedi ve köpeklerin girişini engelleyecek şekilde düzenlenmeli, sahipsiz kedi ve köpek popülasyonu kontrol altına alınmalıdır.</p>
<p>Uzun dönemde kısırlaştırma sonrası, kulak numarası uygulamasıyla hayvanların izlenmesi, gerektiğinde ulaşılarak çeşitli uygulamaların yapılabilmesine imkan sağlanmalıdır. Bütün bunların yerine getirilebilmesi için de insanların özellikle hayvan sahiplerinin sosyal içerikli projelerle eğitilmesi sağlanmalıdır.&#8221;</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-parklarinda-hastalik-tehlikesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otistik çocukların diş tedavisinde zorluk</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/otistik-cocuklarin-dis-tedavisinde-zorluk/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/otistik-cocuklarin-dis-tedavisinde-zorluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[karılaşınlan]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2557</guid>
		<description><![CDATA[Van&#8217;daki otistik çocukların aileleri, anestezi cihazının bulunmaması nedeniyle çocuklarının diş tedavisinde sorunlar yaşıyor.


VAN &#8211; 17 yaşında otistik bir çocuğu olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Gevaş Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Erkan Düz, otistik çocukların diş tedavisinde büyük sıkıntı yaşadıklarını söyledi.
Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) kayıtlarına göre Van&#8217;da 50 otistik çocuk bulunduğunu bildiren Düz, &#8221;Buraya geldiğimizde çocuğumuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Van&#8217;daki otistik çocukların aileleri, anestezi cihazının bulunmaması nedeniyle çocuklarının diş tedavisinde sorunlar yaşıyor.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2558" title="cocuklarin-dis-bakimi" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/cocuklarin-dis-bakimi.jpg" alt="" width="364" height="273" /><br />
</strong></p>
<p>VAN &#8211; 17 yaşında otistik bir çocuğu olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Gevaş Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Erkan Düz, otistik çocukların diş tedavisinde büyük sıkıntı yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) kayıtlarına göre Van&#8217;da 50 otistik çocuk bulunduğunu bildiren Düz, &#8221;Buraya geldiğimizde çocuğumuz beş aylıktı. Van&#8217;da yaşıyor olmak, Ankara ve İstanbul&#8217;dan uzak bir kentte yaşıyor olmak, zihinsel engelliler ve aileleri için büyük bir dezavantaj oluşturmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>DOĞUDA ENGELLİ OLMAK DAHA ZOR<br />
Burada engellilerin haklarının tam olarak uygulanmadığını savunan Erkan Düz, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Türkiye&#8217;de yaklaşık 4 yıl önce çıkan Özürlüler Yasası&#8217;nda, devrim niteliği taşıyan yenilikler yapıldı. Ancak bu yasa Türkiye&#8217;de tam anlamıyla uygulanmadı. Bu uygulama, doğuya doğru geldikçe daha da zayıflamaktadır.&#8221;</p>
<p>Zihinsel engelli çocukların aileleriyle sürekli bir araya geldiklerini ifade eden Düz, bu ailelerle görüştükçe sorunlarının benzer olduğunu gördüklerini, bu sorunlar için birlikte mücadele etmeye karar verdiklerini söyledi.</p>
<p><strong>DİŞÇİ KOLTUĞUNA OTURMAYI KABUL ETMİYOR</strong><br />
Van&#8217;da otistik çocuklarla birlikte rehabilitasyon merkezlerine kayıtlı bin 500 zihinsel engelli çocuğun da bulunduğunu bildiren Düz, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bütün zihinsel engelli çocukların ve ailelerin en önemli sorunu diş tedavisidir. Bu çocukların hepsinin ağzında çürük diş vardır. Ancak bu çocukların hiçbiri diş hekimi masasına oturmayı kabul etmiyor. Onlardan kan alamazsınız ve incitecek hiç bir şeyi yapamazsınız. &#8216;İğne vurup anestezi yapalım, sonra dolgu vesaire yapalım&#8217; diyemezseniz. Çünkü ağlarlar, ağızlarını kapatırlar ve asla açamazsınız. Dolayısıyla bu çocuklara genel anesteziyle diş tedavisi yapılması gerekiyor.&#8221;</p>
<p>Bir dişin tedavisi için Ankara ya da İstanbul&#8217;a gitmek zorunda kaldıklarını, oralarda ise tedavi için aylarca sonrasına sıra verildiğini anlatan Düz, bu bekleme sürecinde küçük bir çürüğün giderek büyüdüğünü, basit bir dolgu ile kurtarılacak dişin tamamen kaybedildiğini söyledi.</p>
<p><strong>2 YILDIR ANESTEZİ CİHAZI BEKLİYORUZ</strong><br />
Van&#8217;daki sağlık merkezi ve hastanelerde, diş hekimi koltuğunun bulunduğu yerde genel anestezi ünitesinin, bu ünitenin bulunduğu yerlerde ise diş hekimi koltuğu bulunmadığını belirten Düz, sorunun çözümü için 2007&#8242;de Sağlık İl Müdürlüğüne 50 ailenin dilekçe verdiğini bildirdi.</p>
<p>Sağlık Müdürlüğünün bu sorunu gündemine aldığını, yetkililerin bir ünite kurulacağını ve anestezi cihazı alınacağını bildirdiklerini anlatan Düz, &#8221;Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde bir ünite kuruldu ancak bir anestezi cihazı henüz alınmadı. 2 yıldır bir anestezi cihazı bekliyoruz. Keşke bir iş adamı anestezi cihazı bağışlasa da bin 500 çocuğun bu sıkıntısı giderilmiş olsa&#8221; dedi.</p>
<p>Anestezi cihazı alınması için birkaç kez ihale yapıldığını ancak bu ihalelerin iptal edildiğini belirten Erkan Düz, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Bu sorundan dolayı çok sıkıntılıyız. Artık tükenme noktasına geldik. Bu sorunlarımızı valimize anlattık. Bizi dinledi ve yardımcı olacağını söyledi. Ancak aldığımız bilgiye göre Sağlık İl Müdürlüğü yeniden ihale çalışması başlatmış. Bu ihalenin hazırlıkları da en az altı ay sürer.&#8221;</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/otistik-cocuklarin-dis-tedavisinde-zorluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıskançlık kişilik bozukluğuna yol açıyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kiskanclik-kisilik-bozukluguna-yol-aciyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kiskanclik-kisilik-bozukluguna-yol-aciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:39:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[açar]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[hamilel]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[kte]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2553</guid>
		<description><![CDATA[Kıskançlık, yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanır. Kardeş kıskançlığı ise doğal bir duygu olup, şiddeti ve dışa vurumu her çocuğa göre farklılıklar gösterir. 


İSTANBUL &#8211; Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü&#8217;nden Pedagog Güzide Soyak, &#8220;kardeş kıskançlığı duygusuyla savaşmak yerine çocuğa bu duygunun kabul edilebilir olduğu ve nasıl başedeceği öğretilebilir&#8221; diyor.
Soyak&#8217;ın kardeş kıskançlığının doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kıskançlık, yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanır. Kardeş kıskançlığı ise doğal bir duygu olup, şiddeti ve dışa vurumu her çocuğa göre farklılıklar gösterir. </strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2554" title="aglayan_cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/aglayan_cocuk.jpg" alt="" width="259" height="269" /><br />
</strong></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü&#8217;nden Pedagog Güzide Soyak, &#8220;kardeş kıskançlığı duygusuyla savaşmak yerine çocuğa bu duygunun kabul edilebilir olduğu ve nasıl başedeceği öğretilebilir&#8221; diyor.</p>
<p>Soyak&#8217;ın kardeş kıskançlığının doğru algılanıp sorunsuz atlatılabilmesi için anne babalara şu önerilerde bulunuyor..</p>
<p><strong>KARDEŞ KISKANÇLIĞINDA YAŞANAN ENDİŞELER</strong><br />
Kardeş kıskançlığı her çocukta ve aynı oranlarda görülmeyebilir. Çocuklar arasındaki yaş farkı ne kadar yakın olursa, özellikle küçük yaş döneminde daha yoğun yaşanabilir. Anne-baba tutumları, cinsiyet, yaş faktörü ve aradaki yaş farkı sıkıntıların boyutunda etkili olur.</p>
<p>Çocuk, kendisinin daha az sevildiğini ve ilgi gördüğünü düşünür. Eğer çocuklar arasındaki yaş farkı 2.5-3 yaştan az ise, bu daha yoğun yaşanan bir duygu olur. Birbirine yakın dönemlerde olan çocukların ihtiyaçları da benzerlik taşır. Aynı ilgi ve enerjiyi göstermek, anne ve baba için zorlayıcı olabilir. Gördüğü ilginin</p>
<p><strong>ÇOCUKTA GELİŞEBİLECEK DAVRANIŞLAR</strong><br />
Anneden uzaklaşma ya da daha önceden istemediği şeyleri talep etme gelişebilir.İçe kapanabilir. Uyku ve yemek yeme ile ilgili sorunlar başlayabilir ya da aşırı sinirli olabilir.Alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma, ağlama görülebilir. Kendi başlarına yemek yemek istemeyebilirler. Anne-baba ile birlikte uyumak için hayali korku hikayeleri uydurabilirler.</p>
<p>Anne-babaya ve çevrelerine sözlü ve fiziksel olarak sataşabilirler. Kendisinden istenileni yapmakta isteksiz olabilir.Anneyi kontrol etmek ve sevgisini sık sık sorgulama eğilimi gelişebilir.Okula gitmek ile ilgili sorun çıkartabilir. Bütün bu faktürler anne babanın tutumu ile azalabilir ya da çoğalabilir.</p>
<p><strong>EBEVEYNLER NASIL DAVRANMALI?</strong><br />
Anne ve babalar ne kadar eşit davranırlarsa çatışmanın o kadar az olacağını sanırlar. 5 yaş ile 10 yaşın ihtiyaçları ve bunların çözümünde kullanılan yöntemler aynı olamaz. Çocukların yaş dönemlerine uygun iletişim kurmak gerekir. Taleplerini bununla orantılı olarak değerlendirmek gerekir.Tartışmaların olması olağandır. Bu tartışmaları çözümlerken kişisel sınırlarını da öğrenirler.</p>
<p>Ebeveynler buna ne kadar müdahale ederse, baş etme becerilerinin de gelişmesini engellemiş olurlar. Fiziksel zarar vermedikleri ve birbilerinin haklarını taciz etmedikleri sürece anne-baba müdahale etmemeli, haklı ve haksız ayırımı yapmamalı.Kıskançlığı yoğun yaşayan çocuk ile ilgili, günlük işlerde onun da seçebileceği bir yakından yardım istenmeli. Diğer kardeşin olmadığı baş başa geçirilen saatler de planlanmalı.Unutulmamalı ki, kardeş bile olsalar her çocuğun kişiliği farklıdır. Farklılıklarına saygı gösterilmeli, kızmak yerine duygu ve düşüncelerini dinleyin.</p>
<p>Ev içi ve kardeş ile ilgili günlük sorumluluklar verin ve bunları yerine getirdiğinde sözlü olarak övün.Yeni bir kardeş gelme aşamasında eşyalarını ve oyuncaklarını onun izni olmadan bebeğe vermeyin.3 yaşındaki bir büyük kardeş bebeğin canlı olduğunu ve ona zarar verebileceğini bilemez, ilgisini gösterdiğimiz tepkiye öfke duyar. Zaman içerisinde bizim davranışlarımızla paralel olumlu ya da olumsuz tutumlar geliştirir.Anne ve babanın çocuklar ile ilgili iş paylaşımı yapmış olması gerekir. Anne, bebeği emzirirken baba da büyük çocuğun giysisini değiştirebilir.</p>
<p><strong>ÇOCUK KARDEŞ İSTEMİYORSA&#8230;</strong><br />
Kardeşi olmasını istemeyen bir çocuğun önce duygularını anlamak gerekir. Bu ihtiyacı bütünüyle değerlendirebilecek olgunlukta değillerdir. Anne-babanın yoğun çalışması ve çocuğa vakit ayırması, anne-çocuk ilişkisinin bağımlı olması ve rekabet duygusunun yeterince gelişmemesi ile bağlantılı olarak yeni bir kardeş fikrini ret edebilirler. Bu noktada kararı alması gereken anne ve babadır.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/kiskanclik-kisilik-bozukluguna-yol-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk beslenmesinde üç altın kural</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-beslenmesinde-uc-altin-kural/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-beslenmesinde-uc-altin-kural/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:22:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmesinde]]></category>
		<category><![CDATA[çcouk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat edilecekler]]></category>
		<category><![CDATA[kahvatının önemi]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kan şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[omega]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2550</guid>
		<description><![CDATA[Okul çağı çocukları büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, almaları gereken günlük kalori miktarı ve besin dengesi büyük önem taşıyor.


Çünkü çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, çocuklara evde ve okulda iyi bir beslenme planı yapılmasının önemine değinirken, tuz alımı ve fast food [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okul çağı çocukları büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, almaları gereken günlük kalori miktarı ve besin dengesi büyük önem taşıyor.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2551" title="kahvalti" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/kahvalti.jpg" alt="" width="298" height="236" /><br />
</strong></p>
<p>Çünkü çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>
<p>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, çocuklara evde ve okulda iyi bir beslenme planı yapılmasının önemine değinirken, tuz alımı ve fast food tarzı beslenmenin kısıtlanmasını, abur cubur tüketilmesinin azaltılmasını öneriyor.</p>
<p>Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi için bütün yiyecek gruplarından, belirli miktarlarda yemesi gerekiyor. Günlük beslenme piramidinin şöyle dengelenmesinde yarar var.</p>
<p><strong>BEYİN VE GÖZ İÇİN OMEGA 3 VE 6</strong><br />
Günlük enerji ihtiyacının yüzde 55-60’ı karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 30’u ise yağlardan (yemeklere ilave edilen yağların eşit miktarlarda karıştırılmış olarak, zeytinyağı, soya ve mısırözü gibi bitkisel yağlardan oluşturulması gerekiyor.</p>
<p>Çocuklarda Omega 3 ve Omega 6 gibi yağ asitleri, çocuklarda göz ve beyin gelişimini, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasını sağlıyor.</p>
<p>Bunun için çocukların lahana, brokoli, karnabahar, semizotu ve tüm yeşil yapraklı sebzelerle, balık, ceviz, fındık, badem gibi yiyecekleri diğer besinlerle birlikte düzenli tüketmeleri gerekiyor. Anneler çocuklarının günde ne kadar kalori tüketmeleri gerektiğini merak ediyor. Şengül Sangu Talak, çocukların harcadıkları günlük enerji miktarlarının fiziksel aktivitelerine göre değişeceğini söylüyor.</p>
<p><strong>GÜNLÜK KALORİ MİKTARLARI</strong><br />
Dört-altı yaş grubu çocuklarda ortalama 1800 kalori kcal/gün<br />
9 – 12 yaş erkek çocuklarında 2100 kcal/gün<br />
Kız çocuklarında ise 1700 kcal/gün</p>
<p>Çocuğun günlük enerji ihtiyacının, düzgün öğünler şeklinde ve her besin grubundan belirli miktarlardan bir arada yedirilmek koşuluyla sağlanmasının mümkün olduğuna değinen Şengül Sangu Talak şunları söylüyor:</p>
<p>“Tek tip gıda alımı zararlıdır. Günde bir yumurta, bir-iki kibrit kutusu kadar peynir, iki-üç köfte, 500 mililitre süt veya yoğurt, iki porsiyon sebze, iki-üç porsiyon meyve, 10–12 porsiyon ekmek veya grubundan (1 porsiyon ekmek yerine, iki yemek kaşığı pilav, makarna, bulgur yenilebilir. Bir kase çorba, bir dilim börek tüketilebilir) gıdaların alınması sayesinde, günlük öğünde tüketilmesi gereken besin grupları dengelenmiş oluyor.”</p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK, ABUR CUBURU SEVDİRİYOR</strong><br />
Anneler okul döneminde çocuklarının beslenmesi konusunda, evde kurdukları düzen ve okul kantinlerindeki sağlıksız gıdaların tüketilmesi sorunu arasında sıkışıp kalıyor. Şengül Sangu Talak, okul çağı çocuklarının sağlıklı beslenmeleri konusunda şu önerilerde bulunuyor:</p>
<p>Okul kantinlerinde satılan cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek gibi gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarlarda yenilmesini engelleyin. Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz cep harçlığını bu yanlış seçimlerden bolca yapmasına engel olacak şekilde ayarlayın. Beslenmesinde, meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yararlı, vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek yiyecekler bulundurun.<br />
Kahvaltı, bu yaş grubu için günün en önemli öğünüdür.</p>
<p><strong>KAN ŞEKERİNİ DENGEDE TUTUN</strong><br />
Uzun süren açlıktan sonra enerji ihtiyacının karşılanmasında, vücut için gerekli besin öğelerinin günün ilk saatlerinde vücudun en fazla ihtiyaç duyduğu dönemde vücuda dengeli bir şekilde alınmasında, kan şekeri düzeylerinin dengelenmesinde, böylece dikkatin derse yoğunlaşmasında, güne daha dinamik başlamalarının sağlanmasında etkili olduğundan kahvaltının yapılmasına çocuklarınızı özendirin.</p>
<p>Tüm bunlardan dolayı; çocuğun enerji deposunu dolduracak, proteinden zengin gıdaları tercih edin. Sürülebilen çikolata, bal, reçel gibi tatlılar yerine kan yapıcı ve kemik gelişimi için kalsiyum içeren pekmeze kahvaltıda yer verin. Genellikle hafta sonu tüketilen yumurta sayıca gerektiğinden az yenir. Oysa yumurta yüzde yüz emilebilen en kaliteli protein kaynağıdır ve kan yapıcıdır. Yanında çay içilmesi demir emilimini engeller, ayrıca çok fazla kaynatılması da besin değerini düşürür.</p>
<p>Kahvaltılara az miktarda ilave edilen domates, salatalık, maydanoz gibi vitamin ve posa içeren sebzeler iştah açıcı ve barsak çalıştırıcıdır. Kahvaltıda sadece ve sürekli mısır gevreği+süt alımı belki pratiktir ama sakıncalıdır.</p>
<p>Okulda verilen alternatifler sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılmasına yönelik olarak seçilmelidir. Okul kantinlerinde taze meyve satılabilir, dengeli hazırlanmış sossuz sandviçler verilebilir. Ayrıca okulda hazırlanan alternatiflerin hazırlama koşullarının hijyenik olması bu çağ çocukların sağlığı için ayrı önem taşımaktadır.<br />
<strong><br />
KAHVALTI ÖRNEKLERİ</strong><br />
Birinci alternatif:<br />
Mısır veya yulaf gevreği, kuru üzüm veya 2-3 kuru kayısı, 6-8 adet fındık kırığı veya 2 ceviz, 1 kivi veya 1/2 muz, süt veya yoğurt.</p>
<p>İkinci alternatif:<br />
1–2 dilim ekmek,  1 tatlı kaşığı pekmez veya bal, 1 yumurta,  1bardak taze meyve suyu</p>
<p>Üçüncü alternatif:<br />
Kaşarlı tost, 5 adet zeytin,  1 bardak süt,  domates</p>
<p>Dördüncü alternatif:<br />
Omlet, bir bardak taze meyve suyu,  1-2 dilim ekmek, 1 tatlı kaşığı  pekmez veya reçel veya marmelat</p>
<p>Beşinci alternatif:<br />
1 Su bardağı süt,  1 muz,  cevizli meyveli kek</p>
<p>ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ:<br />
1 elma +5 bisküvi<br />
Meyve suyu +poğaça<br />
Süt + kek<br />
Kuru kayısı+1 avuç fındık<br />
1 meyve+ ceviz</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-beslenmesinde-uc-altin-kural/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda uyku problemleri</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-uyku-problemleri/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-uyku-problemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2547</guid>
		<description><![CDATA[Uykuya dalmakta güçlük, gece yarısı uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik çocuklarda sık rastlanan uyku sorunları.

İSTANBUL &#8211; Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir.
Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, çocuklara erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak için alınacak önlemler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uykuya dalmakta güçlük, gece yarısı uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik çocuklarda sık rastlanan uyku sorunları.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2548" title="uyuyan_guzel" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/uyuyan_guzel.jpg" alt="" width="298" height="298" /></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir.</p>
<p>Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, çocuklara erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak için alınacak önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>SÜT ÇOCUKLUĞU DÖNEMİ</strong><br />
Yenidoğan çocuklar düzensiz bir uyku düzenine sahiptir  ve bunun olgunlaşması yaklaşık altı ay sürer. Yenidoğan bebekler günde ortalama 16-17 saat uyumalarına rağmen bir kerede ancak 1-2 saat kadar uyurlar. Çocuklar büyüdükçe günlük uyku süresi gittikçe kısalır. Farklı çocukların farklı ihtiyaçları vardır. Altı aylık bir çocuğun bile geceleri kısa bir süre için uyanması normaldir ancak uyanıklık döneminin sadece birkaç dakika sürmesi gerekir.</p>
<p><strong>ÇOCUĞUN GECE RAHAT UYUMASI İÇİN&#8230;</strong><br />
Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Geceyarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın</p>
<p>Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.</p>
<p>Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın . Bebeğinizin  kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak  geceyarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.</p>
<p>Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.</p>
<p><strong>BEBEĞE MÜDAHALEYİ GECİKTİRİN</strong><br />
Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. Kendisini neyin rahatsız edebileceğini kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)</p>
<p>Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS (ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.<br />
<strong><br />
İLAÇ KULLANMAYIN</strong><br />
Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.</p>
<p>Eğer bebek hasta ise bu öneriler ertelenir. İyileştikten sonra uyku düzeninin tekrar oluşturulmasına çalışılır.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuklarda-uyku-problemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parasetamol aşının etkisini azaltıyor</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/parasetamol-asinin-etkisini-azaltiyor/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/parasetamol-asinin-etkisini-azaltiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:02:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesici]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[antikor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[etken madde]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[parasramol]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2543</guid>
		<description><![CDATA[Araştırma, çocuklara aşı yapıldıktan sonra ateşe karşı verilen ve etken maddesi parasetamol olan ilaçların aşının etkisini azaltabileceğini ortaya koydu.


ANKARA &#8211; 450 çocukla yapılan araştırmayla aşıdan sonraki ilk 24 saatte verilen parasetamollerin gerçekten ateşi düşürdüğü belirlendi, ancak Çek araştırmacıları, ağrı kesici ve ateş düşürücülerin aşının etkisini önemli ölçüde azalttığını saptadı.
Araştırma ekibinin başı Profesör Roman Prymula, parasetamolün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma, çocuklara aşı yapıldıktan sonra ateşe karşı verilen ve etken maddesi parasetamol olan ilaçların aşının etkisini azaltabileceğini ortaya koydu.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2544" title="cocuk_asi" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/cocuk_asi.jpg" alt="" width="371" height="273" /><br />
</strong></p>
<p>ANKARA &#8211; 450 çocukla yapılan araştırmayla aşıdan sonraki ilk 24 saatte verilen parasetamollerin gerçekten ateşi düşürdüğü belirlendi, ancak Çek araştırmacıları, ağrı kesici ve ateş düşürücülerin aşının etkisini önemli ölçüde azalttığını saptadı.</p>
<p>Araştırma ekibinin başı Profesör Roman Prymula, parasetamolün bazen aileler tarafından önleyici ilaç olarak kullanıldığını, ancak aşı olan çocukların dahil edildiği araştırmanın, bu uygulamanın yararından çok zararı olabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Araştırmaya katılan, grip, difteri, tetanos, hepatit B, çocuk felci ve rotavirüs aşısı yapılan çocukların yarısına 24 saat içinde 3 doz parasetamol verilirken, diğer yarısına ilaç verilmedi. İlaç verilen çocukların yüzde 42&#8217;sinin ateşi 38 derecenin üstüne çıkarken, verilmeyenlerin yüzde 66&#8217;sında ateş görüldü.</p>
<p><strong>ANTİKOR SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜYOR</strong><br />
Ancak bu çocuklarda aşının etkisi incelendiğinde, parasetamol verilen çocuklardaki antikor seviyesinin düşük olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, bu saptamanın nedenlerinden birinin, parasetamolün, aşının bağışıklık hücrelerinin tepkisine etkisi olması olabileceği görüşünü bildirdi.</p>
<p>Profesör Prymula, Lancet dergisinde yayımlanan makalede, bağışıklık sistemiyle ilgili bu bulguların klinik olarak uygunluğunun bilinmediğini, daha ileri araştırmalara gerek olduğunu vurguladı.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/parasetamol-asinin-etkisini-azaltiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzun süre emzik kullanmak konuşmaya zarar</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/uzun-sure-emzik-kullanmak-konusmaya-zarar/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/uzun-sure-emzik-kullanmak-konusmaya-zarar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 06:52:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[emzik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[kullanan]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2540</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı ve Şilili bilimcilerin araştırmasına göre uzun süre emzik kullanan çocuklar, diğerlerine nazaran daha fazla konuşma güçlüğü çekiyor.


WASHINGTON &#8211; Uzun süre emzik emen bebeklerin büyürken konuşma güçlüğü çekme riskinin üç kat daha fazla olduğu bildirildi. Annelerin &#8220;bebeklerinin seslerini keserek kafalarını dinlemek&#8221; için sık sık ağızlarına emzik vererek, aslında onların dillerinin gelişimini geciktirdikleri belirtildi.
Daily Mail&#8217;in haberine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikalı ve Şilili bilimcilerin araştırmasına göre uzun süre emzik kullanan çocuklar, diğerlerine nazaran daha fazla konuşma güçlüğü çekiyor.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2541" title="bebek" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/bebek.jpg" alt="" width="272" height="204" /><br />
</strong></p>
<p>WASHINGTON &#8211; Uzun süre emzik emen bebeklerin büyürken konuşma güçlüğü çekme riskinin üç kat daha fazla olduğu bildirildi. Annelerin &#8220;bebeklerinin seslerini keserek kafalarını dinlemek&#8221; için sık sık ağızlarına emzik vererek, aslında onların dillerinin gelişimini geciktirdikleri belirtildi.</p>
<p>Daily Mail&#8217;in haberine göre, Amerikalı ve Şilili bilimcilerin araştırmasında, 3 ila 5 yaşındaki çocukların emzik, parmak ve meme emme alışkanlıklarına bakıldı. Çocuklara ayrıca, konuşmalarının yaşlarına göre normal olup olmadığını anlamak için dil testi uygulandı.</p>
<p>Washington Üniversitesi&#8217;nden Dr. Clarita Barbosa başkanlığındaki ekip, parmaklarını emen veya en az 3 yıl emzik kullanan çocukların konuşma gecikmesi ve problemiyle karşılaşma olasılığının üç kat fazla olduğunu saptadı.</p>
<p>En az 9 aylık olana kadar sadece anne sütü alan, biberon almayan, çocuklarda ise konuşma güçlüğü riskinin daha az olduğu belirlendi. Dr. Barbosa, &#8220;Bu sonuçlar, anne sütü almanın dışında uzun süre emmenin küçük çocuklarda konuşma gelişimi açısından zararlı etkisi olabileceğini gösteriyor&#8221; dedi.<br />
<strong><br />
EMZİK DİŞLERİ DEFORME EDİYOR</strong><br />
Ancak Barbosa, kesin sonuçlara varabilmek için daha büyük bir grupla kapsamlı bir araştırmanın gerekli olduğunu hatırlattı. Uyanık olunan saatlerde emzik emmenin, çocukları günlük sohbete katılmadan uzak tuttuğu belirtiliyor. Emziğin ayrıca dişleri deforme ettiğine de işaret ediliyor.</p>
<p>Rehabilitacion Club De Leones Cruz del Sur ile Washington Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, BMC Paediatrics dergisinde yayımlandı.</p>
<p>kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/uzun-sure-emzik-kullanmak-konusmaya-zarar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk psikiyatrisinde uzman yetersizliği</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-psikiyatrisinde-uzman-yetersizligi/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-psikiyatrisinde-uzman-yetersizligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 06:40:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrisinde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yetersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2536</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de çocuk psikiyatristi sayısının 120&#8242;yi geçmediği, rakamın çocuk nüfusa oranlandığında çok yetersiz kaldığı bildirdi.

MALATYA &#8211; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özlem Özcan, çocuk psikiyatrisinin büyük önem taşıdığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine zorunlu hizmet uygulaması olduğu için psikiyatr sayısında bir artışın yaşandığını, ancak bunun yeterli olmadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;de çocuk psikiyatristi sayısının 120&#8242;yi geçmediği, rakamın çocuk nüfusa oranlandığında çok yetersiz kaldığı bildirdi.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2537" title="cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/cocuk.jpg" alt="" width="298" height="298" /></p>
<p>MALATYA &#8211; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özlem Özcan, çocuk psikiyatrisinin büyük önem taşıdığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine zorunlu hizmet uygulaması olduğu için psikiyatr sayısında bir artışın yaşandığını, ancak bunun yeterli olmadığını savundu.</p>
<p>Özcan, &#8221;Malatya&#8217;da bir uzman olmak üzere üç arkadaş çalışıyoruz. Malatya&#8217;daki çocuk sayısını düşündüğünüzde bu çok az. Türkiye geneline baktığımızda da uzman olarak sayının 120&#8242;nin üzerinde olmadığını görüyoruz. Bunu da çocuk nüfusuna oranladığımızda sayının çok yetersiz olduğunu görüyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>ÜNİVERSİTEDE ANA BİLİM DALI YOK<br />
Hastaların Elazığ, Bingöl, Tunceli, Muş ve Adıyaman&#8217;dan Malatya&#8217;ya geldiğine değinen Özcan, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Zorunlu hizmet uygulamasından sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çocuk psikiyatrisi sayısı artmaya başladı. Elazığ, Diyarbakır&#8217;da çalışan arkadaşlarımız var. Ama üniversite bünyesinde ana bilim dalları yok. Bu da bir sıkıntı oluşturuyor. Giderek sayımız artsa da çok yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Malatya&#8217;da hasta yoğunluğu yaşanıyor. Kent dışından gelen hastalara öncelik tanımaya çalışıyoruz.&#8221;</p>
<p>Kaynak : www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/13/cocuk-psikiyatrisinde-uzman-yetersizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz reflüyse biberonla beslemeyin</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/bebeginiz-refluyse-biberonla-beslemeyin/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/bebeginiz-refluyse-biberonla-beslemeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 07:28:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslemek]]></category>
		<category><![CDATA[biberon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[muzdarip]]></category>
		<category><![CDATA[reflüy]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2532</guid>
		<description><![CDATA[Yetişkin hastalığı olarak bilinen reflü bebeklerde daha çok görülüyor.


İSTANBUL &#8211; Aşırı kusma ve öksürükle kendini gösteren reflüde en önemli nokta sabırlı olmayı bilmek ve basit önlemler almak.
Yüzde 80’i bebek bir yaşına geldiğinde atlatılan reflüye karşı bebeğinizi başı dik yatırın, anne sütüyle az ve sık besleyin, biberondan uzak durun.
Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yetişkin hastalığı olarak bilinen reflü bebeklerde daha çok görülüyor.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2533" title="bebek_beslenme" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/bebek_beslenme.jpg" alt="" width="298" height="325" /><br />
</strong></p>
<p>İSTANBUL &#8211; Aşırı kusma ve öksürükle kendini gösteren reflüde en önemli nokta sabırlı olmayı bilmek ve basit önlemler almak.</p>
<p>Yüzde 80’i bebek bir yaşına geldiğinde atlatılan reflüye karşı bebeğinizi başı dik yatırın, anne sütüyle az ve sık besleyin, biberondan uzak durun.</p>
<p>Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş, hastalığın salgılar, mide asidi ve gıdaların hazmedilmesini sağlayan pepsin maddesinin yani mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olduğunu söyledi, hastalık hakkında şu bilgiyi verdi:</p>
<p>Normalde gıdaların yemek borusundan mideye geçmesinden sonra, yemek borusuna geri gelmemeleri gerekir. Ama reflü hastalığında bu düzen bozuluyor. Mideden yemek borusuna doğru olan kaçak, sadece yemek borusunun alt kısmında olduğunda buna ‘gastro-özofageal reflü’, gırtlak seviyesine kadar olduğunda ‘larengo-farengeal reflü’ adı veriliyor.</p>
<p><strong>BEBEKLER DE REFLÜDEN MUZDARİP</strong><br />
Yetişkin hastalığı olarak bilinir ama aslında tam tersidir. Reflü hastalığı, sanıldığının aksine sadece yetişkinlerde görülmez; hatta daha sıklıkla bebeklerde ve çocuklarda gözlemlenir. Bebeklerde reflünün sık görülmesinin nedeni; gıdaların mideye geçişine izin veren kapakçık mekanizmasının henüz yeterince çalışmıyor olması ve bebeklerin çoğunlukla yatar pozisyonda olup, sıvı gıdalarla beslenmesidir.</p>
<p>Bebeklerin çoğu mama yedikten veya süt emdikten sonra yediklerini çıkarırlar. Bazı bebeklerde bu daha sık ve yoğun olarak görülür. Bebekler yediklerini çok sık çıkardıklarında, anne ve babalar telaşlanarak doktora başvurur. Reflü pek çok farklı belirtiyle kendini gösterdiğinden ve diğer organları da etkilediğinden birçok hastalıkla karıştırılabiliyor. O nedenle belirtilerini çok iyi bilmek gerekiyor. Tekrarlayan üst solunum yolu iltihapları, geçmeyen ses kısıklıkları, hırıltılar, öksürük gibi solunum yolu belirtilerinde, reflü hastalığı ihtimali düşünülmeli.</p>
<p><strong>YÜRÜMEYE BAŞLADIĞINDA GEÇER</strong><br />
Bebeklerde sıklıkla görülen reflü, fizyolojik olarak nitelendirilir ve hastalık olarak kabul edilmez. Bu bebeklerin gelişiminde ve kilo almasında bir sorun olmaz. Sadece sık olarak kusmalar gözlenir. Bebeğin büyümeye başlamasıyla (özellikle yürümeye başladığı bir yaşına doğru), katı gıdalara geçilmesi ve kendi başına dik şekilde oturmaya başlamasıyla kendiliğinden belirtiler azalır ve reflü ortadan kalkabilir.</p>
<p>Böyle bebeklere tedavi gerekmez. Kısacası sabırlı olur ve zaman tanırsanız bebeğiniz bir yaşında reflüyü atlatmış olur. Ancak kusmalar şiddetini ve sıklığını arttırıyor, bebek kilo alamıyor, solunum yolu şikayetleri yoğunlukla yaşanmaya başlanıyorsa, çocuğun doktor takibine alınması gerekir.</p>
<p><strong>BAŞKA HASTALIKLARA DA NEDEN OLABİLİR</strong><br />
Bebeklik çağında yaşanan reflü çoğunlukla kendiliğinden veya alınacak bazı tedbirlerle düzelmekle beraber birtakım farklı hastalıklara da neden olabilir. Bunlar içinde en sıklıkla rastladıklarımız yemek borusu deformiteleri, larenjit, solunum yolu enfeksiyonları, zatürree, kansızlık, sinüzit ve orta kulak iltihabı sayılabilir.</p>
<p><strong>BAŞI YUKARIDA YATIRIN</strong><br />
Bebeğin reflüden az etkilenmesi için duruş pozisyonuna çok dikkat etmek gerekir. En doğru pozisyon; yemek yedikten sonra onları karınları üzerine baş yukarıda olacak şekilde yatırmaktır. Ancak bebeklerin çoğu bu pozisyonda durmak istemez ve ağlarlar; bu durumda bebek sırt üstü ve baş ve gövde dik olacak şekilde 45 derecelik açıyla, yukarıda olacak şekilde yatırılabilir. Bu duruş için yatakta kaymayı önleyici ve açı verici yastıklardan yararlanılabilir.</p>
<p><strong>BİBERON YERİNE KAŞIK</strong><br />
Anne sütüyle beslenen bebeklerde reflüye daha az rastlanır. Bebek mümkün olduğunca anne sütüyle, az ve sık beslenmeli. Anne sütü almayan bebeklerde; mamada değişiklik yapılması, reflünün bir süre azalmasını sağlar ama bir süre sonra şikayetler yeniden başlar. Biberonla beslenme de reflüyü artırıcı etki yapabilir. Bebek biberondan mamayı çekemediğinde daha fazla hava yutar ve bu da reflüyü tetikler. Katı yiyeceklerle ve kaşıkla beslenmeye geçildiğinde reflünün azaldığı görülür.</p>
<p><strong>CERRAHİ MÜDAHALE YAPILABİLİR</strong><br />
Kusmalar şiddetini ve sıklığını arttırıyor, solunum yolu şikayetleri yoğunlukla yaşanmaya başlanıyor ve alınan tüm önlemlere rağmen şikayetler devam ediyorsa; önce ilaç tedavisine, nadiren de olsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Tedaviye gerek görülen çok az çocukta sıklıkla uygulanan tedavi ise ‘nissen funduplikasyon’ ameliyatıdır. Bu ameliyatta, midenin üst kısmı yemek borusunu çevresine sarılır. Böylece mide kasıldığında, sarılan kısım da kasılarak ve yemek borusunu kapatarak geriye kaçış önlenir.</p>
<p><strong>BASİT AMA ETKİLİ ÖNLEMLER</strong><br />
Anne ve babalar aşağıdaki önlemleri alırsa çoğu bebekte ilaca gerek kalmadan reflü tedavi edilebilir:</p>
<p>Bebekleri beslenme sonrası başı yukarıya gelecek şekilde karın ya da sırt üstü yatırmak (yatakta kaymayı önleyici ve istenilen 45 derecelik açıyı sağlayan yastıklar kullanılabilir). Mümkün olabildiğince anne sütü ile sık sık, az az beslemek. Bebeğini anne sütü ile besleyen annelerin; kendi beslenmelerinde kafeinli içeceklerden kaçınması ve sigaradan uzak durması. Bebeğin beslenme sonrası gazının çıkartılması. Daha koyu kıvamlı özel mamaların kullanılması. Beslenme sonrası bebeğin ağlama ve gülme gibi karın kaslarını harekete geçiren ve hava yutmasına neden olan aktivitelerden uzak tutulması.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT!</strong><br />
Aşağıdaki belirtiler varsa bebeğiniz reflü olabilir:</p>
<p>Sık sık kusma, hırıltı ve geçmeyen öksürük, ses ksıklığı, sık yaşanan akciğer enfeksiyonları, aşırı salya çıkarma, beslenme sorunları (az emme), gaz ve karın ağrısı nedeni ile aşırı ağlama, sık gaz çıkarma ve uyku bozuklukları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/bebeginiz-refluyse-biberonla-beslemeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her üç çocuktan biri alerjik</title>
		<link>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/her-uc-cocuktan-biri-alerjik/</link>
		<comments>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/her-uc-cocuktan-biri-alerjik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 07:12:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[korunma yolları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokulurehberim.com/?p=2528</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de her üç çocuktan biri astım, alerjik rinit, egzama gibi alerjik hastalıklardan muzdarip.


ANTALYA &#8211; Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Cevit,  çocuklarda alerjik astım görülme sıklığını ölçmek için yakın geçmişte iki kez araştırma yapıldığını söyledi.
Çocuklarda alerjik astım sıklığının 1996 yılında yüzde 9.6, 2004&#8242;de yüzde 11.4 olarak belirlendiğini kaydeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;de her üç çocuktan biri astım, alerjik rinit, egzama gibi alerjik hastalıklardan muzdarip.</strong></p>
<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-2529" title="alerjik_cocuk" src="http://www.anaokulurehberim.com/wp-content/uploads/2010/01/alerjik_cocuk.jpg" alt="" width="298" height="298" /><br />
</strong></p>
<p>ANTALYA &#8211; Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Cevit,  çocuklarda alerjik astım görülme sıklığını ölçmek için yakın geçmişte iki kez araştırma yapıldığını söyledi.</p>
<p>Çocuklarda alerjik astım sıklığının 1996 yılında yüzde 9.6, 2004&#8242;de yüzde 11.4 olarak belirlendiğini kaydeden Cevit, &#8221;Alerjik rinit sıklığı da yüzde 11&#8242;lerde. Türk toplumunda her üç çocuktan biri astım, alerjik rinit, egzamadan muzdarip. Alerjik hastalıklar son 20-30 yıldır giderek artıyor. Özellikle okul öncesi çağlarda belirgin artış var. Alerjik reaksiyonların ölümcüllüğünde ise artış yok çünkü geliştirilen tedavi yöntemleriyle bu oran düşmektedir&#8221; dedi.</p>
<p>Alerjik astımın öncelikle çocuğun genetik yapısından kaynaklandığını belirten Cevit, çevresel faktörlerin başında ise sigarayı saymak gerektiğini vurguladı. Cevit, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Çocuğun yanında sigara içilmesi alerjik reaksiyon gelişme yatkınlığını artırıyor veya alerjik hastalığı varsa bunun şiddetini artırıp iyileşme oranını düşürüyor. Aynı zamanda tedaviye cevabını da engelliyor. Bu durumda astımlı çocuğun tedavisi daha zor. İlaçlara cevap verme oranı daha düşük. Astımın şiddeti de kuvvetleniyor. Ebeveynlerin bunu özellikle bilmesi gerekiyor. Bizim 1996 yılında yaptığımız çalışmada, astımlı çocukların yüzde 68&#8242;inin evinde sigara içildiğini ortaya koydu. 2004 yılında ise bu oran yüzde 54 olarak belirlendi.&#8221;</p>
<p><strong>HİJYEN HİPOTEZİ DE ÇOCUĞUN ALEYHİNDE</strong><br />
Hava kirliliğinin artmasının da çocuklarda alerjik astımın gelişmesini tetiklediğine işaret eden Ömer Cevit, yoğun trafiği olan bir yola 75 metre mesafede oturan bir ailenin çocuğunda astım görülme olasılığının, 75 metreden daha geride oturana göre daha yüksek olduğunu söyledi.</p>
<p>Cevit, alerjik hastalıklardan söz ederken günümüzde hijyen hipotezinin de gözardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Cevit, &#8221;Çocuk doktorları olarak aşılanmayı mutlak surette destekliyoruz ancak çocukların hastalık geçirme riskinin düşmesiyle, alerjik hastalıkların daha yüksek oranda ortaya çıkmasını beraberinde getiriyor. Yani bir yerde, ne kadar az hastalık o kadar çok alerji gibi bir döngüye girebiliyor. Çocuklarımız eskiden daha fazla hasta oluyordu ama daha az alerjiye yakalanıyordu. İşte buna hijyen hipotezi deniyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>EBEVEYN KAYGISI DA KRONİKLEŞİYOR</strong><br />
Alerjik hastalığı olan bir çocuğun, evin içinde hareketleri kısıtlanan ve aşırı korunan bir çocuk olduğunu bildiren, Cevit sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Bu çocukların ebeveynlerinin de kaygı düzeyleri daha yüksek oluyor. Hasta ne kadar kronikse ailenin huyu da o derecede değişiyor. Bu korunmanın, çocuğa &#8216;Koşma, şunu yapma&#8217; diye kısıtlamalara vardığını görüyoruz. Aşırı korunan, günlük aktivasyonlarından kısıtlanan bir çocuğun tabii özbenlik saygısı düşüyor, kendine güveni azalıyor, toplumsal aktivitelere katılımı da azalıyor. Bu da kısır bir döngü oluşturuyor. Aile, bu koruyuculuğu okula da yansıtıyor. Çocuğun okulda sıkıntı çekmesini istemiyor. Çocuğun iyilik durumunun tedavi ile sağlanması  gerekirken, aile bunu tersinden okuyor ve &#8216;Az hareket et, beden eğitimine girme&#8217; şekline döndürüyor.</p>
<p>Yanlış burada başlıyor. Diğer çocuklarla bir arada olamayan çocuk sosyalleşemiyor. Bu nedenle de kendini toplumdan biraz farklı hissediyor. Yalnızlaşma duygusu yaşamaya başlıyor. Okul, aile, çocuk ve doktor arasında bir iş birliği kurularak bu kısır döngünün kırılması gerekir. Bu çocukların spora daha fazla katılımı, aile ile çocuk arasındaki ilişkinin derinleştirilmesi, ailenin astım tedavisi hakkında bilgilendirilmesi ile bu sorun çözülebilir.&#8221;</p>
<p><strong>PSİKOSOMATİK HASTALIK RİSKİ ARTIYOR</strong><br />
Cevit, yapılan bazı bilimsel çalışmaların, alerjik hastalığı olan çocukların sadece ana ve babaları değil diğer yakın akrabalarında da psikosomatik hastalıkların görülme sıklığının yüksek olduğunu da ortaya koyduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokulurehberim.com/2010/01/08/her-uc-cocuktan-biri-alerjik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->